Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Şehirlerarası cinnet yolculuğu

Oldum olası nefret ettim otobüs firmalarından, şöförlerinden, hostlarından, servis elemanlarından, bilet satanından, çağrı merkezinden, kekinden, havasından, suyundan... Anlatmakla bitmez bir şehirlerarası yolculuk mazim olduğundan dolayı, anlatmakla bitmez bir şehirler arası otobüs macerası antolojisi oluşturdum kendime. Ama dün, bugün ve yarın, mevcut tüm nefretimi üzerinde toplayabilecek bir firma adı isterseniz, tek saniye düşünmem Metro derim.

Ruh yok, ruh!

Amacımızın hayattan detaylar, kareler aksettirmek olduğu gibi salak bir düşünceye kapılıyorum ara ara. Ama çoğunlukla da "bir amacımız yok" başıboşluğunda huzur buluyorum. Birşeyler çiziyoruz elbette ama bilmiyorum ki buraya nakşedilmeyen detaylar kızıyor mudur bize. İçtiğim bira, yediğim tuzlu fıstık "Lan bu kadar mı değersizim ben gözünde" diye arkamdan küfrediyorsa?

Tiksindim lan futbolunuzdan!

Pek bir Süper Lig'in sonuna doğru ilerledikçe, artık bir ritüel haline gelmiş futbol kavgaları da sahnelenmeye başladı. Biz de, ülkedeki milyonlarca insan ile birlikte en ön koltuğa kurulup izlemekteyiz sergilenen oyunu. Kutsal ittifak, TemizLigciler derken bu senenin mevzusu da "Beyaz Sayfa" oldu.

Türk demokrasisinin yıldızları

Meclis'te görüşülmekte olan, işçileri sokağa döken, eleştirilerin yine hakarete varacak düzeyde cevaplandığı şu meşhur Sosyal Güvenlik Reformu'nun Meclis'teki görüşmelerinde bir skandal yaşanmış. Haberde anlatılana göre Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk yaşanmış ve iktidar partisi ilk defa kendisinin hazırlayıp Meclis'e sunduğu tasarıyı reddetmiş. "Nasıl yani reddetmiş? Vaz mı geçmişler acaba?" diyerek dikkatle dinledim haberi. Ama hayır, meğer yanlışlıkla red oyu kullanmışlar.

Horto Magiko, Dale Cavese, Sos Cagon

Youtube'un hayatımıza bu kadar kısa sürede, bu kadar çok sirayet etmesi ile birlikte, bir çok fayda ve faydasızlığın arasında tribün ve tribün grupları için de garip bir mecra oluşturulmuş oldu. Türk tribünleri birkaç kısa süreli ve yetersiz istisna dışında hiçbir zaman basılı bir mecra oluşturamamışken, youtube ile birlikte dijital mecra hadisesine en birinci sıradan giriş yapmış oldu.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?