Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Kahvehane

Hani kahvede oturup bir çay yudumlamayalı, muhabet aromalı sigara kokusunu üstümüze başımıza sindirmeyeli bayağı da olmuştu. Bayağı derken, bayağı bayağı olmuştu. En son lise yıllarında 7 sene kadar önce, yeni başladığımız sigara ile rahat rahat suni tenefüs yapmanın, okey şıkırtısı ile başlayıp 52'liklere geçişin, özellikle cuma günleri öğleden önce peş peşe gelen Edebi Metinler ve Matematik derslerinden kurtulmanın en keyifli en güzel yoluydu. Açılışını, yarım saat kadar daha erken kepenk kaldıran karşı pasajdaki atari salonunda bekleyerek geçirirdik ki; bi' şeyi beklemek ancak bu kadar zevkli olur hani. Yalnızca, sağlamda kareydik diye geçiştirilmeyecek derecede de sağlam kareydik doğrusu. Mekan (Selçuk İşhanı Yıldızeli Kıraathanesi) desen güzide lisemizin mezunlar lokaline dönmüştü. Eskisi yenisi herkes oradaydı. Sonra ne oldu yaklaşan öss stresi mi? Yoksa bi şekilde baş gösteren ortacılara tavır mı? -18 polis baskını korkusu mu? Ya da hepsi birden mi? Tam kestiremiyorum şimdi ama büyüsü birden bozuldu gitti.

İzan ve değirmen taşı

Fakülteye ilk girdiğimiz günlerde, okumak değilde anlayış kabiliyetine sahip olmanın, fazilet, eşşekte semer farkının değilde semerde eşşek farkının önemli olduğu konusunda rahmetli Ordinaryüs Profesör Sulhi Dönmezer Hoca takmıştı bu küpeyi kulaklarımıza. "İzan nedir bilir misiniz çocuklar ?"diye sorarak başlamıştı hikayeye.

Açık büfe yapı sanatı

Fasulyeden'in pek bir sevgili okuyucuları; Bundan sonra sizlerin, danalar gibi yiyelim içelim mümkünse hiç, değilse, en cüzzi miktarı ödeyelim çıkalım, çığlıklarınıza kulak verip, oluşturduğumuz tim ile birlikte İstanbul'u tarım tarım taramaya karar verdik.

Düşme halleri

Düşme hissinin ilk nasıl bir şey olduğunu ilkokul yıllarında anlamıştım. Kötüydü. Midede burkulmalara neden olan sıkıntı, gerginlik, korku. Sınıftan bir kaç arkadaşla birlikte yeni yapılmakta olan otelin avlusuna yığılmış vaziyette bırakılan inşaat kumuna 7-8m atlamak ne kadar eğlenceliydi demiycem elbette. Çünkü benim için değildi kesinlikle. Sadece "Oğlum erkek adam atlar", "Ya sen bizden değil misin? Tarzı cümlelerdi beni o boşluğa kendimi bırakmaya iten.

Mankenler

Öyle bir toplumuz ki herkes her şeyi yapabilir her konuda fikr yürütebilir.En ufağından bir trafik kazası anında bile onlarca doktor, hemşire türeyebilir. Zati milyonlarca teknik-direktör ve antrenör hali hazırda bulunmaktadır. Ülkeyi kurtarmak adına ise milletçe silme ekonomisttizdir. Ama toplumda son 10 yıl içerisinde öylesine muhteşem, öylesine yüce bir sınıf oluştu ki sanırım daha öncesinde dünya üzerinde bu tip üstün yaşam formlarının bir arada bulunduğu bir ülke hiç olmamıştır. Hatta eminim olmamıştır.

Yeni Dünya İmparatorluğu’nun Spartaküs’ü

Roma İmparatorluğunun, kölelerin isyanına önderlik eden bir Spartaküs'ü olmuştur. Türkiye de bu asrın başında Atatürk'ün gerçekleştirdiği Kurtuluş Savaşı zaferleriyle sömürgeciliğin çözülmesi sürecine öncülük etmiş, dolayısıyla sömürge düzeni karşısında Spartaküs rolünü oynamıştır. Şimdi yeni bir imparatorluk dönemi başlatılmak istenmektedir. Bu yeni İmparatorluğun karşısında yeni bir Spartaküs'ün çıkması olasılığı, Yeni Dünya Düzeni egemenlerini düşündürüyor olmalı.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?