Hala Şahan’esin ama…

Baştan söyleyelim, bu “popüler olana bok atalım” tarzında yazılardan biri değil. Neden değil? Çünkü biz seni, ta Zoka günlerinden beri hatırlıyoruz. Sendeki potansiyelin farkındayız. Neler yapıp neler yapamayacağının az çok farkındayız. Ve, senin için hâlâ çok büyük umutlar besliyoruz.

Yeri geldi takdir de ettik. Hatta bu sayfalarda, senin için “Şahan’esin” diye Star-spor tadında, Fanatik tadında başlıkları olan yazılar da yazıldı. O yüzden, zamanında seni takdirini sözlere döken bu insanların uyarılarına kulak ver Şahan efendi. Daha Fazlasını Oku

Düşümde seni gördüm

Gece yürüyorum…Geceyarısını geçeli ne kadar olmuş? Çok değil sanırım. Hava soğuk ama dayanılmayacak kadar değil. Yurt binasının önüne gelmek üzereyim muhtemelen laboratuvarlardan dönüyorum, P’nin önünden geçiyorum, O binasının önüne geliyorum, birden ürperiyorum, boğazıma değen soğukluğu hissediyorum… Keskin bir şeyler hissediyorum boğazımda, aslında bakmaya cesaret de edemiyorum ama bakmadan da ne olduğunu anlayabiliyorum… Bir el de uzanıp ağzımı kapatıyor usulcacık, ben zaten tepki vermeye çalışmayacağım. Aklıma gelmediğinden değil ama hiç tepki veresim yok; zaten ölmek de fazla koymayacak bana… Daha Fazlasını Oku

Üniversitemden insan manzaraları

Bilmiyorum devlet üniversitelerinde durum nasıl. Ama (maalesef ki) bir vakıf üniversitesinde okuduğumdan (aslında daha doğrusu süründüğümden) kendi üniversitemde gördüğüm insanlar hakkında bir yargılamaya girebilirim. Sonuna yaklaştığım bu süreç boyunca o kadar değişik tipler gördüm ki, artık üniversitemin (ve de haliyle yanlış olmayacağını tahmin ederek) diğer özel üniversitelerin öğrenci profili hakkında biraz bilgi vereyim. Her ne kadar filozof “Bu da dahil bütün genellemeler yanlıştır.” demiş olsa da yine de ufak genellemelerle bu durumun kısa bir özetini çıkartmak zor olmasa gerek. Başlayalım o zaman: Daha Fazlasını Oku

Denizyolları da deniz, yemeyene domuz girsin

Şehir hattı gemilerinin yönetimini tecrübeli denizcilerin elinden alıp kadrolaşmak için tecrübesiz insanların eline verirlerse DENİZDE FACİAYA DAVET ÇIKARIRLAR.
Yakın geçmişte yaşadığımız tren facialarını deniz ulaşımında yaşamak istemiyoruz .
Istanbul halkı tecrübeli gemicilerin çalıştığı gemilerini istiyor.

Dikkat! Aşağıdaki telefon numaralarina tepkilerinizi bildirebilirsiniz:
Istanbul Büyükşehir Belediyesi
Tel:02124494000
Fax:02124552700
Türkiye Denizciler Sendikası Daha Fazlasını Oku

Haydi çizgi film izleyelim

Türkiye sanırım çizgi filmle bizim kuşakta tanıştı. Yani genel anlamda, kitlelere yayılması bizim kuşakta oldu.

Televizyonun tek kanal olduğu dönemleri hayal meyal hatırlıyorum. Sadece TRT-1 vardı. Bir de Voltran izlediğimizi hatırlıyorum. Hayatımızda görmediğimiz bir hayal dünyasının içinde bulmuştuk kendimizi. Düşünsenize, hayatında ilk kez çizgi film gören kaç çocuk, aklına çizgi romanları getirip “Şerefsizim aklima gelmişti benim!” dememiştir ki! Daha Fazlasını Oku

Takım tutar gibi müzik dinlemek

Baştan söyleyelim, bu yazı kesinlikle tvlerin ya da radyoların verdikleriyle yetinenler için değil. Bütün müzik zevkini medyanın belirlediği insanlar için değil. Bu arkadaşlar, aynı anda lütfen hem ALT tuşuna hem de F4 tuşuna bassınlar.

Basmayanlar da buradan devam etsinler. Şu andan itibaren seslendiğim kesimin beni anlayacak kesim olduğundan eminim.

Bir başkadır bazıları için müzik. Yani hayatlarına “soundtrack” yapar gibi müzik dinlerler. Dinledikleri onlar için çok önemlidir. Müziği yaptıkları bir işin yanında, ya da sadece fonda çalsın diye değil, müzik dinlemek için dinlerler. Bu tip insanlara saygı duymak lazım.

Ama müziğe bu kadar değer veren insanların içinden bile bazıları bana öyle sözler söylüyorlar ki, şaşırmamak elde değil. İnsanlar bana açık açık birden fazla müzik türü dinleyemediklerinden bahsediyorlar.

Kimisi var, metal dinlediği için, rap/hiphop ya da türevlerine uzak durmak zorunda kalmış. Ya da bir başkası, jazz dinlediği için metal dinleyemediğinden dert yanıyor… Takım tutar gibi müzik dinlemekten bahsediyorum.

Bu önyargı sadece ülkemizde var diye tahmin ediyorum. Yani bir insan müziğin bir koluna kendisini verdiyse, diğerlerini mutlaka inkar etmek zorunda. Önyargılarından gelen fikirleri var, mesela metal’in en sert türevlerine yelken açmış bir genç, nasıl başka bir şey dinleyebilir ki? Sonuçta, onun asi karakterini başka nasıl bir müzik türü temsil edebilir ki? Ya da klasik müzik dinleyen birisinin arkadaşları onun aynı zamanda rap gibi alt tabakanın müziğini dinlediğini duyarsa, arkadaşları içinde karizması ne hale gelir?

Kurtulun bu önyargılardan, müzik eğer kaliteliyse güzeldir, dinlenesidir. Jazz, sadece enteller için değildir, klasik yaşlılar için değildir, rock kafa sallama müziği değildir, metal böğürtü değildir, rap şu aralar mtvyü kapladı diye kötü olamaz, hatta size kötü bir haberim var, yer yer pop bile güzeldir.

Kaliteli bir melodi duyarsanız, peşinden gidin, etiketinde hangi tür olduğuna bakmadan…

Turkuaz Su içme, içirme

Bu memleket ki, suları nedeniyle komşularıyla papaz olan, su yüzünden onlara posta koyan, savaşların eşiğine gelen bir ülke. Neden? Çünkü, Anadolu’nun bağrından her ilkbaharda coşup sel gibi akan suları var. Sadece bunlar mı? Bu toprakların dibi de su kaynaklarıyla, neredeyse bitmez rezervlerle dolu. E peki madem, bu ülkenin bu kadar suyu varken, bu ülkenin insanları neden kuyu suyu içer? Üstelik de üstüne para verip. Üstelik, aynı suyun yanında doğal kaynak suları dururken? Daha Fazlasını Oku