Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Yazamamak

image-BD90_4AD62327İlkokul zamanları. Okuma ve yazma ile aram iyi. Doğan Kardeş'te bir hikaye okumuştum. Senaryo yazarlarının da sık sık kullandığı bilindik hikaye işte. Olaylar gelişir, dudaklar uçuklar ve hikaye "O an annemin sesiyle uyandım, hadi oğlum okula geç kalıyorsun" muhabbeti ile biter. Bi sıçrıyor ki rüyaymış! Aman şeytana bismillah, Aynaya bakıyor faça sağlam, Lan gene seviyor Allah! Bkz: MFÖ - Anında Görüntü Hiç unutmuyorum, "Geldiler" albümü çalıyordu o sıra. Bu dizeler geldiği zaman kompozisyonun konusu belli olmuştu benim için. Fiks ilkokul kompozisyon konularından biriydi. Çevre kirliliği idi büyük ihtimal. Fil hafızası oraya yetişemedi. Öğretmen yazıyı beğenmiş ama "Yazıyı kendi fikirlerinle yaz" tadında bir uyarı almıştım.

En güzeli kendi işini yapacaksın…

"Aslında en güzeli kendi işini yapacaksın"a çıkan kısırdöngü muhabbetler. "Yedirmezler, o işin mafyası var" diyip şevk kırıcılar... "Öyle bir niyetin varsa, bizim bir tanıdık var, kredi falan alırız, dur hemen arayayım" diyip yardım etme ayağına hava atanlar... (havan kime yabancı?) Müdür dırdırı, müşteri kaprisi, bilumum ağız kokuları, ego tatminleri, sokak arası mafyası... Sahi ne iş yapabiliriz ki? Dönemsel moda olanlar belki... Her adım başı peydahlanan dükkanlar. Bunların ilki kumpircilerle başladı. Sonra Ayvalık Tostçu. Simit sarayları. Daha sonra mısır. Şimdilerde makarna ve yoğurt. Portakal sucuları da ekleyebilirim.

İmreniyorum

Hiçbir zaman işe yaramaaycak gereksiz isimleri hafızasında tutmayan , bu nedenle serbest çağrışımlara maruz kalmayan hafızalara imreniyorum. (Bkz. Yazının görseli) Balıktan anlayan insanlara çok imreniyorum. Gri bi mahlukat işte. Nasıl biliyorlar anlamıyorum. "I ıh bu barbun, taze ama, ızgarası olmaz bunun, Karadeniz'den göçer bunlar, mevsimi değil, yavru daha…" Hem tutar, hem pişirir, sofrayı da kurduğu gibi otomatikman kendi kaldırır. Balık tutma işiyle uğraştığı için sabırlıdır da.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?