Az sakin olun

Gündemlerimizin ne kadar değişken olduğu konusunda hemfikiriz sanırım. Çoğu şey de istediğimiz gibi gitmiyor.

Soma faciasını yaşadık, unutmamak lazım.

Fenerbahçe; son 10 yılda bir klüp bu kadar sarsılabilirdi. Başkanı tarafından bir grup taraftara şampiyonluk kutlamasında siktir çekilmesi bile artık krizlere alıştığının göstergesiydi. Unutmamak lazım.

Erdoğan coştukça coştu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de tansiyonu hiç düşürmeyecek belli. Unutmamak lazım.

Okmeydanı karışık, unutmamak lazım.

Geziyi asla unutmamak lazım.

Daha dün deprem oldu, unutmamak lazım.

Kendi adıma iş güç ve geçim konularına girmiyorum bile. Benim kariyer konusundaki en büyük istikrarım istikrarsızlığım.

Daha da unuttuğum gündemler de vardır ve yukarıdaki kısa cümlelerin hepsi birer yazı konusu aslında. Bence bundan sonra böyle bir gündem patlarsa dea başlık açsın. Yorumlarla içimizi dökelim. Biraz forumvari olacak ama öneri öneridir. Milleti bu yazıya giriş eziyetinden kurtarır. Bakınız ben şu an hem eziyet çekiyorum, hem de çektiriyorum.

Çoluğa çoluğa karıştım oğlum ben bunlarla mı uğraşayım? Organize işlerde bir iş görüşmesi sahnesi var. Hani “filoloji diloloji olması gerekmez mi yani mantıken, yani en azından benim için” denilen sahne. Heh, aynı sahne de aynı adam bir iki cümle ile kendi kızından bahsediyor. “Benim de bir kızım var, Dilber, henüz iki yaşında, öyle acayip konuşuyor bir görsen, bıdo diyor gomiş diyor kocaman dünyayı iki kelime ile idare ediyor, canım benim…” Ben yıllar sonra o repliği daha iyi anlıyorum.

15 aylık benim kız, bilmeyenler için söyleyeyim adı Nil, anne, dıgıy (ne anlatmak istiyor anlamıyorum) bitti kelimelerini söylüyor. Elimizden almak istediği bir şey olursa da aaaaAAAAA diye yapınarak yanımıza geliyor. Birini uğurlarken veya bir yerden çıkarken baş baş yap dediğin zaman avucunun içiyle kafasına vuruyor. Ankara’nın Bağları’nı duyduğu zaman zıplamasını da izlemek ayrı zevk. Topu topu 4 dişi var. Ama taştan yumuşak ne versek yer. Daha sonra değişir mi bilmem ama şu an için mavi gözlü. Geçenlerde telefonu almış eline işaret parmağı ile sayfa geçişi yapmaya çalışıyor. Sıpanın öğrendiği şeye bak. İşaret parmağı ile orta parmağını aynı anda emiyor. Bunu ben öğretmedim ama öğretseydim bunu öğretirdim. Siyasi çizgisi belli şimdiden.  O uyuyana kadar Yumurcak Tv izleniyor. Caillou , Nil Oyna, Can favori çizgi filmlerimiz. Bir kaç yıl sonra ya kafes alacağım onun için ya da ben 3-5 boy profil alıp kaynak yapacağım. Kız babası olursanız anlarsınız ne demek istediğimi.

Çocuğum var lan benim. Eve girip kapıyı kapatınca satmışım dünyanın anasını. Gıdıklıyorum kovalamaca oynuyoruz. Kurabiye kavanozundan doğru şekilleri doğru yerlere yerleştiriyoruz. Sonra gündeme bakıyorum tekrar. İnsan ister istemez kendisini o gündemin içine koyuyor veya içinde yer alabiliyor. Misal bir iş kazasında vefat etsem, pisi pisine gitsem onun halini düşünüyorum. Gezi olayları sırasında o henüz 4 aylıktı. Bir kaç kez gitmişliğim var. Orada gaz fişeğiyle kazara(!) vurulabilirdik. İlk oturduğum ev 25-30 yıllıktı. Ben işteyken depreme yakalansalardı orada. Görene kadar kalpten gidebilirdim. Daha hiç maça götürmedim onu. Biber gazı ile taşak geçecek düzeyde bağımlılığım var belki ama onun stad içinde rahat nefes alamadığı için ağlamasını hayal bile edemiyorum. Çocuğunuzun olması insanı daha değişik düşüncelere sokuyor. Sinirleniyorum.

Çocuğum var lan benim. Az sakin olun lan güzel ülkem. Psikolojimi bozup, yarım aklımı almaya çalışma artık. Neyi paylaşamıyoruz 3 günlük dünyada?