Cleveland vs. Göztepe SSK

“Açtım ellerimi dedim ki ‘Ya rabbi, bu nerede olursa iyi olur. Sen bana doğru ve hayırlı yolu göster ve beni oraya yönelt’ diye dua ettim. Bakan’a dedim ki ‘Benim içime Amerika’da Cleveland yazıyor, önce Rabbime sonra oraya gidersek’ dedim ve ‘peki’ dedi yolculuk böyle başladı” dedi.

Bildiğiniz ya da şimdi öğrendiğiniz gibi Hakan Sert kardeşimiz talihsiz bir kaza geçirdi. Ahsen Hanım ve very speacial kocasına Cleveland’ı gösteren rab, kardeşimize göstere göstere Göztepe SSK Hastanesi’ni gösterdi. Göztepe SSK da göstere göstere “yauvv, sabaha birşeyciğin kalmaz” diye eciş bücüş bir tomografi gösterdi. Neticede, ailesi septik insanlar çıktı da, yolları Acıbadem Hastanesi’ne düştü. Sabaha birşeyciğin kalmaz denen SSK’ya inat, Hakan yoğun bakımdan daha bu sabah çıkabildi. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

İTÜ Maslak Kampüsü’ndeki PTT Çalışanı

Cuma günü, PTT aracılığı ile para göndermem gerekti. Para öğleden önce gitmek durumunda. Seans 12:30’da kapanıyor. 12:10 gibi çıktım işyerinden. Maslak’ta bulunduğum yere en yakın PTT Online şubesi İTÜ Maslak Kampüsü içerisinde. 15-20 dakikalık bir yürüme mesafesi var. Maslak’ta karşıdan karşıya geçmenin bile zülum olduğu bir güzergahta iki üstgeçitten birden geçerek kampüse ulaştım. Kapıdaki güvenlik çıkardı ilk marazı. “Öğrenci filan değilim, PTT şubesine gitmem lazım, istersen kimliği bırakayım, 10 dakikaya geri döneceğim.” İkna oldu. Kimlik filan da istemedi. Bak, ben bunu da anlamıyorum, maden içeri girmem herhangi bir rsik içermiyor, ne diye zorluk çıkartıyorsun? Bir risk söz konusuysa, ee o zaman neden kimliğimi vereyim teklifini es geçiyorsun? Ya da ehrhangib ir kayıt almıyorsun? Yalandan bir güvenlik anlayışı, neyse… (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

En fazla bir götün var, fazlası değil!

Herşey daha kolay olur muydu daha dirençli insanlar olabilsek? Patronun geçti karşına, kaydı fırçayı -ama sağlam kaydı hani- olayı profesyonel çerçevede değerlendirip, “hımm performansımla ilgili aksiyon almalıyım, benden beklenen bu diyebilsen”. Ya da çok sevdiğin bir arkadaşının arkandan konuştuğunu, yüzüne gülüp de arkandan pezevengin evladı sıfatını yapıştırdığını, yakıştırdığını öğrensen, “zayıf insanların çarpık düşünceleri bunlar, dikkate alınmaz. Zayıf insanlarla arkadaşlık etmemeliydim” diyebilsen. Dur, dur, ya da çalıştığın bankadan arasalar da, “kredi borcunuz ödenmedi, yasal işlem başlatacağız, evinizi haczedeceğiz, donunuzu alacağız donunuzu” deseler, bunu da “elbette vahşi bir dünyadayız, bankaların da yapması gerek bu, haklılar” diye karşılayabilsen… (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Hayalimdeki meslek

Kafayı yememe ramak kaldı. Her insanın ideali olan bir meslek vardır ya hani, kimisi doktor, kimisi pilot, öğretmen filan olmak ister. Bunlar çocukca idealler elbette, biraz daha büyüyünce herkes reklamcı olmak ister belki de. Vinç operatörü olmak için can atan var mı emin değilim ama iyi para var o işte de. Neyse cancağzım, ben mesleğimi buldum, ne olmak istersin ya da isterdin minvalindeki sorulara tek cevabım var artık: Ben Orospu Çocuğu Avcısı olmak isterdim. Sınırsız cephanem olsun, o cephaneyi toprağa gömmeme de gerek kalmasın. Öyle maaş filan beklentim yok, karın tokluğuna yapmazsam olası bir avcının hedefi olayım. Sabah 9, akşam 6 gibi kaprislerim, “haftasonu çalışmam hacı” ya da “yaz tatili isterim” gibi kaygılarım da yok. 7 gün, 24 saat, gece, gündüz, kar, tipi, fırtına ya da çöl sıcağı dinlemeden, bıkmadan, usanmadan orospu çocuğu öldürmek istiyorum. Ha tek bir şartım var; “Temiz iş isteriz, öldür, temizle, yok et, sonra da sıradaki hedefine git” filan derseniz ben yokum. Emrivakiye gelemem. Kan gölüne çevirmeliyim ortalığı, ibreti alem için önce öldürmeli, sonra işkence etmeli, sonra bir kere daha öldürmeliyim, en sonda da etini köpeklere yedirebilmeliyim. Köpeğin ağzından bağırsak parçaları dağılmalı sokaklara… Temizleme işini belediye yapsın, bana ne lan?

İsteyene CV’mi yollarım. Hem Türkçe, hem İngilizce hazırladım. Cover Letter bile var. En afilli fotoğrafımı da koydum. Sakallı, pis, pasaklı… Burnumdan sümük bile akıyor…

Fazlasını Oku

Vazgeçin…

Site 1 Ocak’dan beri güncellenmiyor. Diğerlerini bilemem ama benim mazaretim var, asabiyim çünkü bu zamanlar. 01 Ocak’ta Ankara’da yaşanan doğalgaz faciası ve ölen 7 Bilkentli genç hepimizin malumu. Haberi ilk duyduğumdan beri birşeyler karalamak istiyorum; lakin bir türlü iki kelimeyi yanyana getiremiyorum, hep bir yerlerde tıkanıyorum. Kalemle olmuyor, klavyeyle olmuyor, işin kolayına kaçayım, buraya bir fotoğraf koyup tek cümleyle meramımı anlatayım diyorum o da olmuyor. Oturuyorum bilgisayar başına, aha diyorum yazacağım, hoopp annem arıyor, “oğlum kombini kontrol ettir, aklıma geldikçe ağlıyorum, gencecik pırıl pırıl çocuklar” diyor, yine kilitleniyorum. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

En uzun gece…

21 Aralık en uzun geceydi… En huzurlu değil ama… Günlerdir uyku problemi çekiyorum. Deliksiz, uzun uzadıya bir uyku için 21 aralık ayağıma kadar gelmişken faydalanamamak ne kadar üzücü. Şimdi geceler gitgide kısalacak, azalacak, kaybolacak, yol olacak… Hayat gitide daha mı çok acıtıyor, daha mı güçsüzüz günden güne? Daha mı çok uyumalıyız hissetmemek, acımamak, kanamamak için… Daha mı çok uzaklaşmalı insan olmaktan… Gitgide…

Fazlasını Oku

Delirmiş gibi yapmak…

Delirmiş gibi yapmanın bir manası yok, gayet aklım başımda. Lakin bazen, rahatsızlık duyduğun, ya da çok daha ötesinde, seni çıldırtan şeylere –ki bu insan olur, bir eşya olur belki, bir olay, tavır, şehir, site, ne boksa işte- karşı bu kadar çaresiz kalmak; ya da çok daha acısı belki de değer verdiğin insanlara gösterecek kadar değerli olamamak; yetememek hiçbirşeye; gülememek elin güldüğüne, kalamamak başkasının gittiğine… Ne bileyim, çıldırmış gibi yapmanın manası yok aslında, gayet aklım başımda. Lakin bazen, çıldırmaktan başka erdem yok elimde. Ondan başka çarem yok. Başka limanım yok….

Fazlasını Oku