Kadıköy’e doğru

Efenim, boş kağıtla da olsa çıkılan bir cumartesi vizesinden sonra, sınavları kısmen de olsa geride bırakmanın verdiği coşku ve heyecanla attık kendimizi İstanbul’un kucağına… Gündüz gözüyle orda burada dolandıktan sonra sevgiliyle buluşmak gerekti artık, özlemiştik; sinsice yağan yağmur eşliğinde atladık vapura, Kadıköy’e doğru… Hava yağmurlu olduğundan teras katı boştu vapurun. Daha Fazlasını Oku

Özü sözü bir olmayanlara tepkimizdir

Sadece yaşayanların, hissedenlerin bildiği bir duygudur taraftarlık duygusu. Taraftarlık dünyanın hiçbir köşesinde, hiçbir stadında takımını yanlız görmek istememe duygusudur. Bir haykırışla, kalabalıklar içinde kaybolsa da bir tezahuratla takımına orada yanlız olmadığını hisettirme güdüsüdür. Hastalıklar, krizler, doğumlar, ölümler, kariyer hesapları bu güdünün önüne geçememiştir bunca zamandır. Taraftar için takımını bir stadda yanlız bırakmak onu öksüz bırakmak gibidir, işlenebilecek en büyük taraftarlık suçudur. Daha Fazlasını Oku

Bir tribün hikayesi

Sezon 1999-2000, hani şu 3 teknik direktör birden değiştirdiğimiz, Pendik faciasının yaşandığı, 3 maç üst üste bile kazanamadığımız belki de tarihimizin en kötü yılı. Ligin son 10 haftasına gelinmiş, şampiyonluk çoktan hayal olmuş, Kadıköy’de Trabzon maçındayız. Yine maçın ilk 10 dakikası protesto var, bağırmıyoruz. Daha sonra hüzünlü besteler birbirini kovalıyor. “Bizi yaktın yıktın s..tin Kanarya”, “başın öne eğilmesin, aldırma Fener aldırma” falan derken maçın ikinci yarısı o efsane beste geliyor. “Avrupa fatihiymiş Galatasaray…”. Numaralıyla karşılıklı bir güzel söylüyoruz. Tabi son kısmı numaralıya düşüyor. KFY de büyük bir zevkle söylüyor. Söylüyor ama kimse haftaya Galatasaray’ı yeneceğimize inanmıyor. Ne de olsa adamlar UEFA’da şampiyonluğa gidiyor, biz ise sezon bitse de bu işkenceden kurtulsak diyoruz. Daha Fazlasını Oku

Fenerbasket.com açılmış, saçılmış…

Beşiktaş’tan sonra bu sene de Fenerbahçe’nin yatırım yapması, başarıyı ciddi anlamda düşünmesi ile renklendi parkeler.. Sermaye ve vergiden kurtulmaya dayalı müessese takımlarının sürüklediği basketbolumuza da renk geldi elbette.. Buna sonra değinelim izninizle ve Fenerbahçe’nin basketbola yaklaşımı sayesinde artan taraftar desteğinin, ilgisinin meyvelerinden FenerBasket.com’un yayın hayatını kutlayalım.. Daha Fazlasını Oku

İslam Çubi’ye, özlemle…

İslam Çupi.. Fenerbahçe Cumhuriyeti tarifi ile milyonlarca Fenerbahçeli’nin kalbinde taht kuran büyük yazar. Yazar olmaktan öte büyük bir Fenerbahçeli.. Hayatının anlamını bizlere en iyi tarif eden, kalemi ile sarı-laciverti en iyi çizen kişi.. “Bu bir Fenerbahçe destanıdır” demişti 3-0’dan 4-3 kazanılan Galatasaray maçından sonra.. “Herhalde kazandığını düşünen bir takım, kaybetmeyi düşünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inançlı, ne onun kadar yırtıcı, ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.” Daha Fazlasını Oku

Kırmızı ve Lacivert

Boğazın iki yakasının yıllardır buluştuğu bir randevudur Fenerbahçe – Galatasaray maçları .. Sarı bir zemin üzerinde Kırmızı ve Lacivert noktalar ve bu noktalarda hayatın anlamını arayan milyonlarca futbol sevdalısı… Ağlatan, güldüren, sarsan, şaşırtan bir futbol bayramı… Dünyada siyasal, etnik, dinsel temellere dayanmayan ender kanlı canlı derbilerden birisi. Ve ortada hiçbir sebep yokken birbirine bu kadar zıt iki kulüp… Bu sebeble dünyanın en büyük derbisi değilse bile en güzel derbisi.. Kırmızı ve Lacivert…

Ne işin var?

Saraçoğlunun o boş koltukları bile heyecan verir insana. Zaman zaman unutulmaz omuz omuzaları, zaman zaman da çekilen çileleri, dökülen gözyaşlarını anımsatır bizlere.

Bir ömür boyu edindiğin birçok dostunun “ne işin var” soruları sonrası bir hafta sonunu daha o stada ayıracaksındır. Öğlen saatlerinde, artık gelenek haline gelen, bir hafta gitmesen özleyeceğin, maç olmadığı günler gittiğinde tanıdık yüzleri aradığın o buluşma mekanındasındır. Daha Fazlasını Oku