Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Haydi polise kimlik soralım

Avcılar'da yaşanan olay malumunuz. Polis yeleği ve tepe lambası ile gece kulübünü basıp, kadın kaldırmışlar. Bu kaldırmak lafı da ilginç. Kurtlar Vadisi jargonu gibi... Ama avukatlarda da ciddi oranda kullanılıyormuş, geçen ATBS'nin dükkana gidip 2 avukatın sohbetine tanıklık edince farkettim. "Gittim adamın mekandan mal kaldırdım." Görsen uyuşturucu ticareti yapıyor sanırsın ama haciz prosedüründen bahsediyor işte haspam. Kaldırmak. İlginç. Neyse. Celalettin Cerrah da çıktı dedi ki "Her polis yelekliyi, her tepe lambalıyı polis sanmasın benim salak halkım, gitsin kimlik sorsun" İyi, güzel, hoş ama burası da İsveç değil ki arkadaş. Kapını çalan, arabanı çeviren, GBT'ne bakmak isteyen herhangi bir polise "Bir dakika, önce kimliğinizi görebilir miyim?" dersen ne olacağı belli değil ki? eğer şanslıysan görürsün o kimliği. Daha da şanslıysan ne göreceğini hepimiz biliyoruz. Daha geçenlerde bir avukatı dövmediler mi? Sonra polise mukavemet suçundan tutanak tutmadılar mı? O avukat şimdi mahkemelerde sürünmüyor mu?

Anayasa’nın hangi maddesi?

Bilindiği gibi, AKP ve onun sirayetini keramet kabul eden güruhu, fırsat buldukça, yedire yedire derler ya hani, işte aynen o şekilde Anayasa'nın değiştirilemez hükmündeki ilk 3 maddesinin aslında değiştirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Bu zaman zaman Anayasa Mahkemesi Başkanı oluyor, zaman zaman AKP Grup Başkanvekili oluyor, kimi zaman, ne bileyim Tokat milletvekili, Muğla milletvekili falan filan. Türkiye'nin daha iyi bir anayasa hakettiğini düşünmekle birlikte; ilk 3 madde ile ilgili nasıl bir problem var anlayamıyorum. Yani yine bilindiği gibi AKP'nin yol haritasını çizenlerin, çizmekle mükellef olanların sıklıkla dillendirdiği gibi kendileri laikliğe karşı değiller, hatta laikliğin Türkiye'deki teminatı pozisyonundalar. Kaleye yakın, dikine oynamayı seven, golü koklayan...

Biraz ruj, biraz rimel

Bu konu ile ilgili birşeyler karalamak istemiştim ilk duyduğumdan beri lakin bir süre Türk medyasının konuyu ele alış biçimini tartmak adına beklemek durumunda kaldım. Haber herkesin malumu, Bilkent öğrencisi genç bir kızımız profesör annesinin boğazını kesmiş. Türkiye'de ne ilk defa yaşanıyor, ne de son kez yaşanacak. Burası garip bir şekilde kan üzerinde rakseden bir coğrafya.

Kapatma davaları ve getirdikleri

Yargıtay başsavcısının açtığı kapatma davası bugüne kadar olan kapatma davaları içinde en kritik karar olarak tarihteki yerini alacaktır. Bunun vicdani muhasebesi bu davanın taraflarını derinden sarsacak kuşkusuz. Bu davanın o kadar fazla görülen ve görülmeyen sebep ve sonuçları var ki, böyle bir şey ancak bizim kültürümüze özgü olabilir. Yavaş yavaş başlayalım:

Türban ve özgürlük üzerine

Ve yine bir türban çıkışı ile karşı karşıyayız. Türban konusu yine gündemimizin orta yerinde, çünkü başka derdimiz yok. Çünkü tüm dünyayı 2 günde kevgir eden bir ekonomik durgunluk tehlikesi yok. Asker konuşunca borsa düşüyor diyenlerin borsa tepetaklak iken önceliği türban, samimiyetinize sokayım. Tabii neden tekrar şimdi olduğunun sebeblerini iyi irdelemek gerekiyor.

Fazıl Say’a küfreden Müslüman olsa…

Fazıl Say, ülkesi ile, ülke gündemi ile yakından takip ettiği gelişmeler ışığında içinde bulunduğumuz ya da içinde bulunacağımız durumu kendi bakış açısıyla değerlendirip, bu ülkeden gidebileceğini ima ederek büyük bir tartışma başlattı. Doğru ya da yanlış, yerli ya da yersiz, ne olursa olsun, bir sanatçının içinde yaşadığı toplumla ilgili endişelerini dile getirmesi gerekmektedir. Bir aydının susması ihanettir.

İki direk arası demokrasi

Çarpık çurpuk Türk demokrasisi yeni bir sınav vermek üzere 22 Temmuz seçimlerine kilitlenedursun, bir seçimde daha kitleleri etkilemek için sözler, fikirler, projeler değil de bangır bangır seçim otobüsleri, milyonlarca YTL harcanan abuk sabuk bayraklar sardı dört bir yanı. Tüm ana yollar, stratejik meydanlar birbirinden sinir bozucu bir havaya büründü. Nedir anlamıyorum, en çok AKP'nin bayrağı var ona basıcam oyumu diyen bir seçmen kitlesi mi var? Ya da MHP'nin playlistini çok beğendim, yaza çoşkulu müzikle giriyoruz, oylar MHP'ye... Yok ki bu adamlardan... Yani olmamalı...

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?