Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Göğe akıyorum

Geceyi severim.. Göğü de severim.. Sanki her ikisindeki sınırsızlık beni cezbeder.. Kendimi daralmış, bir köşeye sıkışmış hissettiğim her anda onlardan medet umarım geceye taşırım hayatımı ve göğe bakarım.. Çocukluğumda da böyleydim…

Hangi günün sabahı bu uyandığım?

Hangi günün sabahı bu uyandığım? "Uzun uzun susacağız şimdi, gözlerimiz konuşacak. Bırak heyecanlanalım, kim karışır.. Tutuyor musun kendini bana? Aç yelkenini, kayalım okyanuslardan. Kıtalar harcayalım, canımızı acıtalım.. Yeniden bir olalım.." Düşmüş, uyandım... Günaydın..Büyük anlamlar yüklediğimiz, gözümüzde büyüttüğümüz aslında, yaşadığımız, yaşamak istediğimiz sevgiler, aşklar, dostluklar nedense hep kalp kırıklığı oluyor sonunda. Hata istemek de ise nasıl öğrenilir adım atmamak, istememek?

Elektrikler kesikken döndüğü o gece

Mehmet Demir karalamış; Döndüğü, elektrikler kesikken döndüğü o gece, evin her yanında mumlar yanarken, elinde bir kadehle, mumlar yanarken, içinde bir tek karanfille, kadeh elinde, onun döndüğü gece gözlerini kaçırmıştı, o döndüğü gece, elinde kadehle, kara, kapkara mantosu vardı üzerinde..

Tesadüfen yalnızız…

Gölgelerimiz kardeşmiydi, yoksa siyah beyaz bir filmin 2 değişik versiyonunda aynı rolü mü oynamıştık.. Hem başroldeydik hem figüran.. Hayatımız parmaklarımızın arasından kayıp giderken empati kurabiliyormuyduk hayatla? Ulaşabiliyormuyduk büyük aşka?.. Arzularımız çıkarcı ve benmerkezci kişiliklere bürünüyor.. Tehlikeli ilişkiler yaşıyoruz.. Sahte ve plastik..

Düşme halleri

Düşme hissinin ilk nasıl bir şey olduğunu ilkokul yıllarında anlamıştım. Kötüydü. Midede burkulmalara neden olan sıkıntı, gerginlik, korku. Sınıftan bir kaç arkadaşla birlikte yeni yapılmakta olan otelin avlusuna yığılmış vaziyette bırakılan inşaat kumuna 7-8m atlamak ne kadar eğlenceliydi demiycem elbette. Çünkü benim için değildi kesinlikle. Sadece "Oğlum erkek adam atlar", "Ya sen bizden değil misin? Tarzı cümlelerdi beni o boşluğa kendimi bırakmaya iten.

Ya ölünce ne olacak?

Herşeyi yazmak mümkün.. Ama neye yarar?.. Eğer anlamlı bir sonuç beklenecek olsa,yazmak gibi,herşeyi yapmak da mümkün.. Ama bizi bütün bunlardan alıkoyan birşeyler var.. İlki basit bir soru Neden? Yazınca ne olacak?.. Yapınca ne olacak?..

Sevda kanun dışı eylemimdir!

Yanından geçiyoruz tahta perdenin, hergünkü yolumuzda.. Yalnız biri, bir genç sıçrıyor görmek için öte yanını, bunca bezgin insan arasında... Algıda enayilik bi bakıma.. Masmavi nehirler boyu kayalara çarparak akarken, kaybedilmişken saman sarısı düşler ve son kuşlarını da yakınca mevsim birer birer kızarınca dünya ırmakları, her kıtada biraz ölmek adetimdir..

Yıllar öncesine aşık olmak

'Aşıksın sen' dedi sevdiğim bir abim.. Aşıksın.. Gecenin en hoşnutsuz saatinde sezonun ilk ayazından nasibini alırken ellerim, gözlerim uykusuz, bedenim yorgun ve gözlerim boş bakarken karardı yine etrafım bir anda. Söylencek çok şey yoktu aslında. Çok çaba sarfetmedim ne cevap verebilirim diye. Zaten tüm çabamı gözlerimi açık tutmak için harcıyormuşum gibi hissettim.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?