Zavallı Şeytan!

zavallı şeytan, bana ne verebilirsin ki?
yükseklere göz dikmiş insan bilincini,
senin gibiler kavrayabilir mi hiç?
sendeki gıda doyurmaz insanı,
elindeki kızıl altın, civa gibi,
avucun içinden akıp gider,
senin kumar masalarında,
kimse kazanamaz,
daha sarılırken başkalarına bakar,
göndereceğin kızlar,
vereceğin itibarın tanrısal gururu,
kuyruklu yıldız gibi,
kayar gider…
bunları mı sunacaksın?
göster bana bakalım,
koparılmadan çürüyen meyveyi,
hergün yeniden yeşillenen ağacı!

urfaust / johann wolfgang von goethe

Kara Zalım Mangaratiba

” Mangaratiba, Kızılderililer Sokağı’ndaki geçitte Portekizli’nin arabasına çarpmış. Bunun için geç kaldım. Tren, otomobili paramparça etmiş. Orası insandan geçilmiyor. Realengo itfaiyecilerini bile çağırmışlar.
Soğuk terler dökmeye başlamıştım; gözlerim buğulanmıştı. Jeronimo yanındakinin sorularına karşılık vermeye devam ediyordu:
Ölüp ölmediğini bilmiyorum. Çocukların yaklaşmasına izin vermiyorlardı.
Farkına varmadan ayağa kalktım. Bir kusma isteği içimi buruyordu, bedenim soğuk bir terle kaplıydı. Sıramdan çıktım, kapıya doğru yürüdüm. Herhalde bembeyaz kesilen suratımdan ürküp yanıma yaklaşan Bayan Cecilia Paim’in yüzünü bile farketmedim.
Ne var, Zeze? “
Daha Fazlasını Oku

Kirli Yüzlü Melekler

sayende sayebân olduk istanbul şehri
sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk
yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda
ve yaktı perişan eyledi sine-i sâd-pâremizi
saplanıp hançer misâli bir hilâl
sokaklar serseri biz serseri
yüksekkaldırım da
bir cezayir şarkısını dile getirdi plâklar
cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir
sinemalar neredeyse boşalacaklar Daha Fazlasını Oku

Senin Kokun Duydu Canım

İlahi bir aşk ver bana, kandalığım bilmeyeyim
Yavu kılayım ben beni, isteyuben bulmayayım
Al gider benden benliği, doldur içime senliği
Bu dünyada öldür beni, varıp anda ölmeyeyim

Şöyle hayran eyle beni, bilmeyeyim dünden günü
Daim isteyeyim seni, ayruk nakşa kalmayayım
Senin kokun duydu canım, terkini urdu cihanın
Hergiz belirmez mekânın, seni kanda isteyeyim Daha Fazlasını Oku

13 saniye!

13 saniyede neler yapılabilir? Misal gözlerinizi kaç kere kırpabilir, kaç adım yol katedebilir, kaç kere ellerinizi çırpabilirsiniz? Kaç tane çekirdek çitleyebilirsiniz? Bir sosisliyi 13 saniyede yiyebilir misiniz mesela? Ya da 100 metreyi 13 saniyede koşabilir misiniz?

Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de nüfusa oranla, günlük kişi başı ayrılan okuma süresi sadece 13 saniye. Bu süre bazı Avrupa ülkelerinde 24 dakikaya kadar çıkabiliyor ki, 13 saniye okuyan bir toplum ile ve onun 110 katı fazla okuyan bir toplumun arasında ne ciddi, ne manyak, ne delice bir uçurum olabileceğini aklınız alabiliyor mu? Daha Fazlasını Oku

Poetry Slam

Bugün size “Poetry Slam” diye bir olaydan bahsedeceğim. Aranızdan bazılarınız okumuşsunuzdur belki bu kelimeleri ve kendi kendinize sormuşsunuzdur ”ulan bu Poetry Slam de ne?” diye. İşin içinde, dışında, ortasında, kenarında, köşesinde ve zaman zaman her tarafında birden bulunan birisi olarak size Poetry Slam denen olayın ne olduğunu açıklamayı kendime görev edinmiş bulunmaktayım. Zira son zamanlarda konu hakkında yoğunlaşan sorular da bu görev sevgisini itekledi, dürttü ve ”hadi hadi anlat artık” dedi, ben de ”iyi madem” diyerekten koyuldum yola. Daha Fazlasını Oku