Tesadüfen yalnızız…

Gölgelerimiz kardeşmiydi, yoksa siyah beyaz bir filmin 2 değişik versiyonunda aynı rolü mü oynamıştık.. Hem başroldeydik hem figüran.. Hayatımız parmaklarımızın arasından kayıp giderken empati kurabiliyormuyduk hayatla? Ulaşabiliyormuyduk büyük aşka?.. Arzularımız çıkarcı ve benmerkezci kişiliklere bürünüyor.. Tehlikeli ilişkiler yaşıyoruz.. Sahte ve plastik..

Düşme halleri

Düşme hissinin ilk nasıl bir şey olduğunu ilkokul yıllarında anlamıştım. Kötüydü. Midede burkulmalara neden olan sıkıntı, gerginlik, korku. Sınıftan bir kaç arkadaşla birlikte yeni yapılmakta olan otelin avlusuna yığılmış vaziyette bırakılan inşaat kumuna 7-8m atlamak ne kadar eğlenceliydi demiycem elbette. Çünkü benim için değildi kesinlikle. Sadece “Oğlum erkek adam atlar”, “Ya sen bizden değil misin? […]

Ya ölünce ne olacak?

Herşeyi yazmak mümkün.. Ama neye yarar?.. Eğer anlamlı bir sonuç beklenecek olsa,yazmak gibi,herşeyi yapmak da mümkün.. Ama bizi bütün bunlardan alıkoyan birşeyler var.. İlki basit bir soru Neden? Yazınca ne olacak?.. Yapınca ne olacak?..

Yıllar öncesine aşık olmak

‘Aşıksın sen’ dedi sevdiğim bir abim.. Aşıksın.. Gecenin en hoşnutsuz saatinde sezonun ilk ayazından nasibini alırken ellerim, gözlerim uykusuz, bedenim yorgun ve gözlerim boş bakarken karardı yine etrafım bir anda. Söylencek çok şey yoktu aslında. Çok çaba sarfetmedim ne cevap verebilirim diye. Zaten tüm çabamı gözlerimi açık tutmak için harcıyormuşum gibi hissettim.