Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Gözler hep seni arar Şanlı Göztepe

Çocuklarımıza, torunlarımıza vazgeçmediğimizi gösterebilirsek ve onlara da vazgeçmemeyi öğretebilirsek ne mutlu bizlere, yoksa sokayım ligine de kümesine de... Arkamız sağlam gelsin, Göztepe tribünleri bitmesin, 20-30 yıl sonra bile her gittiğimiz şehirde özel önlem alınsın, stadlar sadece biz geliyoruz diye dolsun bunlar bize yeter... Yoksa biz, falanca teknik direktörü alırsanız sizi ligten düşürürüz diye gelen telefonları da duyduk, şu maçta olay çıkartırsanız ceza veririz size diye gelen telefonları da...

Herkes futboldan anlar

Atif Kececi ‘Yoneticilik Sanati' baslikli makalesini soyle sonlandiriyor: "... Okulu olmayan spor kulubu yoneticiliginin egitimini almis insanimiz yok. Uzun sure yoneticilik yapip tecrube sahibi olanlar ise ne hikmetse kenarda tutulmaktadirlar. Gunumuzdeki yonetici profilini anlatan en onemli gosterge yaptiklari aciklamalardaki sacmaliklar olmaktadir." Icinde ‘spor kulubu yoneticiligi' ifadesi gecen bir yazi okurken heyecanlaniyor insan!

Fasulyeden halı saha maçları-1: Adamın “gol” diyor…

Bu cümle kalıbını bilmeyen yaşıtımız yoktur sanırım. Gazozuna oynadığımız mahalle maçlarının beylik cümlelerindendir. Rakip takım oyuncusu pataküte hücumdan sonra bizim kaleye gelir, topu da ağlarımıza -ne ağı lan mahalle maçında?- gönderir. Bir sevinç yumağı oluşturup, "nasıl da koyduk" makamından bir türkü çığırırken tam da o sırada bir karışıklık hasıl olur ya da oldurulur, "ne golü lan, taşüstüydü" denir. Rakip takımın fuleli forveti "kabak" gibi gol olduğunu iddia ederken, biz savunmacılar da Fifa yönetmeliğini yemiş, bitirmiş bir eda ile golün geçersiz olduğunu söylemekteyizdir. Tartışmanın hiçbir yere varmayacağına dair güçlü bir kanı oluş(turul)urken tam da o sırada şerefsizlik derecesinde dürüst bir arkadaşımız çıkar, kısık ve ezik bir ses işitilir: "evet, goldü..." İşte havanın gerçekten de karardığı an, o andır.

Futbol online!

O Fener'de, bu Cimbom'da, şunun transferi bitti ama karısı naz yapıyor, aman aman fiyat yükseltiyorlar tadındaki transfer haberleri ile geçen bir ölü dönem; dudaklarda uçuk, suratlarda sivilce, tırnaklarda oral bir tecavüz şeklinde tezahür etti. Ve sonunda "Turkcell Süper Lig artık başlasın ulan" çığlıkları yerini "Ahmet Abi, başladı, başladı, kap biraları gel"lere bıraktı.

Bi’ kafa bi’ sigara

90'da Hisar konserlerinin yapıldığı yerde ana kucağında İngiltere - Kamerun maçındaki Milla'nın dansını izlemeyle başladığım "dünya kupası" maceramın son ayağı çok da keyif vermedi açıkçası. 5 yaşında izlediğim kupadan bu yana 16 yıl yani 4 kupa geçti, en olgun çağımızdaki kupadan beklentilerimiz de fazlaydı doğal olarak. Yazının sonlarına kadar özel isimlerden bahsetmeyeceğim, ama yazının sonunu en özel isimle bitireceğim. Günümüz futbolunun stratejileriyle gol yememeyi şiar edinen takımların arenası artık burası, yıldız yaratan değil yorucu bir sezonun ardından yıldızları söndüren turnuva artık burası, bahis ağzıyla konuşursak "under" oranlarının yerlerde süründüğü "over" oranlarının ise fezada uçtuğu yer artık burası, 1-0'ı korumak uğruna ileri uç elemanlarını çıkaranların diyarı artık burası. Dolayısıyla hata bizdeydi ve bir şeyi atlamıştık: ütopiklik hayatın her alanında bumerang gibi suratınıza çarpmak gibi bir şiar edinmişti.

Bir kupa insanın kalbini kaça bölebilir ki?

Kupa başlamadan birkaç gün önce ofise "buraya televizyon alalım" dedim. Şiddetle karşı çıkıldı. Niye anlamadım. Maçları yarım yamalak seyredebildim. O yüzden maçların hepsini izlememişin, ne favoriler vardı daha demeyin. Benim adım Hıdır, elimden gelen budur. (FIFA ev kirasını ödesin) Kupadan önce gruplara bakarken ben kendi ölüm grubumu belirledim. Angola'nın olduğu gruptu. Dünya kupasının geleneği mazlumun yanında olmaktı. Angolayı favorim yaptım. Gruptan ikinci çıkarsa adak adadım horoz keseceğim diye. Angola çıkamazsa gruptan çıkanları tutacaktım. Bu da ahde vefa ilkesi gereğiydi.

Top hala yuvarlak mı?

Mahalledeki abilerimizin, bizim topumuzla oynadığı ve o top sayesinde kendimize kadroda "fasülyeden" de olsa yer bulmamızla sevdiğimiz futbolun geldiği noktada milyonlarca dolarla, milyarlık kombinelerle, her sene yenilenen cicili bicili orijinal formalarla anılmasından rahatsız olmakla beraber, varolan düzenin bir parçası olmaktan da geri duramıyoruz. Geri durmaya çalışanlara bir kulak kabartmakta fayda var diye düşünüyorsanız İletişim Yayınevi'nin düzenlediği sohbetlerde yer almanız yeşil çimin kokusunu içinize çekmek için yeterli olacaktır.

Kocaelispor’un yeni başkanı: Taraftar

Kocaelispor taraftarları, gönül verdikleri kulüplerinin kongresinde başkanlık için aday olan isimlerin projelerini beğenmeyince kendi listeleri ile seçime girdiler ve yönetimi ele geçirdiler. Kocaelispor'un yeni başkanı seçilen KOSTAD (Kocaelispor Taraftarlar Derneği) Başkanı Cemal Derya, amaçlarının tüm şehirde ve belediyede Kocaelisporluluk ruhunu canlandırıp görevi bu işin ehli isimlere bırakmak olduğunu söyledi.

Aziz Yıldırım fenomeni

Kabul edersiniz ya da etmezsiniz ama Fenerbahçe bu ülkenin en canlı, kanlı olgularından bir tanesi. Olgu diyorum çünkü Fenerbahçe asla sadece bir spor kulübü değil. Kimileri için bir hayat demekse ve bu kimileri hayatlarının en orta yerine koyuyorsa, kimileri için de nefret sebebi ve akıtılacak bir yığın irin..

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?