Yetmez ama Allah Belanızı Versin

Bazen bu ülkede yaşayan insanlara şaşırıyorum. Bunca yıldır bu ülkenin insanları nasıl başardılar da bu kadar saf, bu kadar temiz kalmayı başarabildiler inanamıyorum.

Ben kendimi bildim bileli bu ülkede öğrenciler dövülüyor. Bu olay ilk kez olan bir şey mi de bu kadar şaşırdınız? Ben küçüktüm, televizyonlarda haberler gösterilerde dayak yiyen öğrenci haberleriyle doluydu. Ben büyüdüm, haberler hâlâ gösterilerde dayak yiyen öğrenci haberleriyle dolu. Bu ülkede, bir iki ufak yol kazasını saymazsanız, 60 senedir sağcı hükümetler iktidarda. O yüzden bu ülkede, 60 senedir sağ görüşlü olmayanların söz hakkı yok. Öğrenciler, işçiler, memurlar, öğretmenler, kadın hakları savunucuları ne zaman sokağa çıksalar hep aynı görüntüler. En hafifinden biber gazı, cop, kask, tekme yerler. O da şanslılarsa tabii. Yoksa standart muameledir yerlerde sürüklemeler, linç misali dövülmeler. Ya da emir gelir bir yerlerden, otellerden ateş edilir üstlerine, panzerlerle ezilirler canlı canlı.

Demiştim size, gündemi takip etmemeye çabalıyorum bir süredir. Bünyem kaldırmıyor artık. Bu ülkeye, ya da daha doğrusu bu ülkenin insanlarına olan inancım zaten her geçen gün ölüyordu. 12 Eylül’de de bir daha geri gelmemek üzere bu kez tamamen yok oldu. İnanmıyorum artık insanlara. İnanamıyorum çünkü. Daha Fazlasını Oku

Süngerden Hallice

3 haftadır evdeyim. Askerliği yedek subay yapınca, bir aylık bir izniniz oluyor, subay muamelesi gördüğünüz için. Subay da memur neticede işte, o yüzden memurların hakkı neyse, devlet babamız bize bunu uygun görüyor. Güzel bir şey. Devlet babanın bana verdiği hakkı dilediğim şekilde kullanamadım ama olsun. Neticede bir aylık bir iznim var. 3 haftasını erittik şimdiden.

3 haftadır süngerden halliceyim. Televizyon izlememeye çalışıyorum. Daha doğrusu böyle bir çabam yok, yani izlemeyeyim diye kasmıyorum da, zaten televizyon izlemeyi pek seven birisi değilim. Ara sıra bir iki tane komedi dizisi falan denk gelirse onlara bakıyorum. Eskiden bembeyaz Türk idim. Cenebece-e’den başka kanal izlemezdim. 2000’lerin başında 80’leri yaşıyordum. Tek kanallı dönem gibi bir nevi… Sonra oradaki diziler de sarmaz oldu. Neden? Çünkü altı yedi sene önce verilen dizilerle şimdi verilen diziler bir değil. O zamanlar Seinfeld vardı, Married with Children vardı, Coupling falan vardı. Şimdi dayadılar polisiyeyi, gerilimi; takip etmiyorum öylesini. Geniş Aile var onu izliyorum evde olduğum zaman. Aslında bir ara da “Yerden Yüksek” dizisine bakmak lazım. Onu da merak ettim… Daha Fazlasını Oku

Şırnak da Uçsun

Bugün Canarino sayesinde haberdar olduk mevzudan. Barış Gerçeker’in NTVSpor’da yazdığı yazıdan sonra bir okuyucu mektubu ulaşıyor eline sanal ortam vasıtasıyla:

Türkler uçuyor sevindik, gururlandık ama burada, benim görev yaptığım köy okulumda çocuklar bırakın uçmayı zıplayamıyorlar bile… Burası damsız evler diyarı, köyün ve öğrencilerin durumunu anlatmak istemiyorum aynı bilindik manzaralar… Çocukların spor adına yaptıkları patlak topları, terlikleriyle okul bahçesinde futbol oynamak. Okulumuz, tahtamız, kitabımız var biz de buradayız kısacası eğitimde sorunumuz yok. Fakat biz Hidayet’in üçlüklerine, Semih’in bloklarına, Kerem’in asistlerine özendik biz potaya yani basketbola özendik. Demiyoruz ki bize parlak cilalı parkeli spor salonu yapın bize 2 tane pota yapın yeter, çemberin filesini biz öreriz…

Hadi yapın bi asist biz de uçalım…

Okçu Köyü İ.Ö.O İdil/Şırnak
Öğretmen: Murat ÇAVDAR
Daha Fazlasını Oku

İkra

İkra B’ismi Rabbike…

Yani “Rabbin(in) adıyla oku!” Böyle başladı son semavi dinin tebliği. Okumanın önemi, inen ilk emir olmasıyla vurgulandı İslam’da.

Sanırım benim yazılara giriş yapamama sorunum hâlâ devam ediyor. Gene çok alakasız bir yerden girdim konuya. Ve evet, Ramazan’da olmamızın da bir miktar etkisi olabilir bu durumda.

Konumuz okumak. Ya da daha özelinde, benim son zamanlardaki sorunum olan “okuyamamak”. Son zamanlarda bu durumdan çok rahatsızım. Kitap okuyamıyorum. Okurken zorlanıyorum. Uzun süre okumak yorucu oluyor. En ilgimi çeken konularda bile, bir kaç sayfanın ötesinde dikkatimi tekrar tekrar toparlamak, bazen aynı cümleyi arka arkaya bir kaç kez okumak zorunda kalıyorum.

Çevremdeki insanlara bakıyorum, hepimiz okuyan insanlarız. Levo’yu saymazsak tabii, adam kendisi diyor Cin Ali’den beri kitap açmadım diye. Övünerek mi söylüyor bilemiyorum, belki de durum tespiti yapıyordur sadece. Aslında ben pek inanmıyorum bu lafına, neticede senelerdir kitap okumayan birisinin hem ağzının hem kaleminin bu kadar laf yapabilmesi imkansız benim gözümde. Daha Fazlasını Oku

Bu Sefer Yasağa Evet!

Kusma aparatına slogan olarak atacaktım da, elim değmişken yazı yazayım dedim. Yarın Anayasa Mahkemesi’nde bu son sigara yasağını görüşecekmiş. Anayasa’ya aykırı mı, değil mi diye…

Lafı uzatmayacağım. İnşallah aksi yönde bir karar çıkmaz. İnşallah bu sigara yasağı hakkındaki mevzuat Anayasa’ya uygundur.

Kaldırılmasın kardeşim bu yasa. Kapalı alanda sigara içmek yasak olsun. Bu kadar. Kapalı alanda sigara içmek yasak olsun. Çünkü, ben şimdi diyeceğim ki, Kuzey Amerika yerine Avrupa’daki kimi ülkeleri örnek alalım. Kuzey Amerika’da durum nasıl? Ağa benden iyi bilir, orada kapalı alanda sigara içmek kesinlikle ve kesinlikle yasak. Lamı cimi yok. Hatta, benim Kanada’da gördüğüm, bina kapılarına 10 metre uzaklıkta durman lazım sigara içerken. Daha yakın mesafede sigara içemiyorsun. Daha Fazlasını Oku

Arenalarla Donattık Anayurdu

Fasulyeden ailesi olarak, Türk spor camiasıyla az çok içli dışlıyız. İçli dışlı dediğim de, Ali Koç’la kadeh tokuşturan igor eşeğini es geçersek, taraftar bazında takip etmek çerçevesinde geziniyoruz. Hâl böyle olunca da, spordaki gelişmelere sürekli göz kırpan bir sitemiz var. Hatta yazı konularımız arasında çokça yer alan bir konu da diyebiliriz.

Son zamanlarda dikkatimi çeken bir husus var. Futbol kulüplerimiz arka arkaya stadlarını yenileme projelerine giriştiler. Özellikle 2016 Avrupa Şampiyonası adaylığı sürecinde daha bir gazlanan bu mevzu, bu aralar bir çok kulübün gündemini meşgul ediyor. Buraya kadar eyvallah. Ben de istiyorum, ülkemin dört bir yanı birbirinden nefis stadyumlarla donatılsın, her kulübün batı standartlarında stadı olsun. Bu sevindirici bir gelişme.

Ancak beni çileden çıkartan çok ince bir detay var ki, her yeni stad haberinde sinirlerim hopluyor. Nedir bu detay? Tek kelime: “Arena”…

Benim gibi üşengeçler için, google’da yapılacak kısacık bir araştırmadan sonra karşıma çıkan sonuçlara bakın: “Bursaspor’un yeni stad projesi Timsah Arena”, “Gs’ın bitmekte olan stadı Türk Telekom Arena”, “Antep’in yeni stadı Gaziantep Kamil Ocak Arena”, “Altay’ın Gaziemir’de yapılması planlanan stadı Altay Arena”, “Sivas’ın 35.000 kişilik olması planlanan yeni stadı Sivas Arena”, “Şanlıurfa GAP Arena” vs. vs… Daha Fazlasını Oku

Şehit Sonrası Faşizmi

Resmi ideolojide açıkca belirtilmiştir: “Bir şehitiniz varsa istediğiniz kadar faşizm saçabilir ve ötekileştirme işlemlerine uygun ortamı yakalayabilirsiniz. Milli hassasiyetin vuku bulduğu olayların ardından bu işlem, legaldir.

Öyle resmi bir açıklama yok tabi. Fakat keşke resmi ideolojinin resmi bir manifestosu da olsaydı. Biz de okuyup kolayca çözümleyebilseydik. Ne söylersek vatan haini ilan ediliriz, ne dersek milli değerlerimize saygısızlık etmiş oluruz, ne dersek kürt sempatizanı falan oluruz… Bunların resmi sınırlarını bilseydik. Ona göre törpüleseydik dilimizi, soksaydık sözlerimizi sınırlar dahiline. Aynı hadiseyi ileriki zamanlarda dini sınırlar için de isterdim… Kur’an yeterince açık değil, kabul edelim onu.

– Sert erkek arası: TüRküN TüRktEN bAşkA DoSTu yOqq!!!!!!!!!!111 –

Başta bildirdiğim yazılı olmayan kuralı yine yaşamaya başladık. Facebook profillerinde, twitterlarda. Ankara’dan öbür tarafı sadece haritalarda görmüş olan eğitimli TÜRK!!!! gençlerinin saçtıkları dehşeti, bölge hakkındaki ender bilgilerini, bu zamanda legal sayılan faşizm kokulu arial fontlarıyla. Ulusalcılara (milliyetçinin, ben milliyetçiyim diyemeyeni. Çünkü onlar ülkücülerle aynı kefeye konulmaktan da hiç hazzetmezler, çünkü ülkücüler de kakadır) internet erişimini yasaklamak lazım. Hep onlar mı bize yasaklayacaklar? Ulusalcılar bence sadece radyo dinleyebilmeli. O zamandan bu zamana gelişen teknoloji gibi, gelişen zihinlere ayak uyduramamaları ile ilgili bir gönderme olarak düşünülmesin bu. Radyoyu yakıştırıyom ben, kişisel fantezim bu.

Başımız sağolsun, kötü haber geldi. Amenna.

Yöntemleriniz işe yaramadı, yaramıyor. Yetmedi, yetmiyor, daha postal, daha postal… Bu kötülüklerin anasının sizin kibirli üçgen vücutlarınız olduğunu umarım çocuklarınız anlarlar. Sizden artık umudum yok.

Çocuklarınıza da çok var lan düşününce. Daha üniversite okuyo di mi bu…

Toplayamıyom yazının sonunu. Attım zehiri, kaçayım.