Her zamanın ve her insanın hayata savaş açan kahramanları vardır elbette. Ya da insanı buna inandıran bir anarşist yatıyordur gönlünde. Kimbilir, biz aslında kapital dünyanın kapital rezilliklerini kapital bir fahişe faziletinde yaşar, yaşatır, yaşamlandırırken, içimizdeki o anarşistle savaşıyoruzdur da, yüzümüzde bir sivilce olarak tezahür ediyordur savaş sonrası talan haleti.
Bu yazı dea tarafından 21.07.2008 tarihinde karalama kategorisi altında yazıldı. Ve 0 yorum eklendi. devamı...
“Tesadüf, şans, kısmet, yapacak bir şey yok” Bu kelimeler hayatın her alanında kulandığımız -özellikle son dönemlerde çok sık-, anlamını derinleştirmeden, sorgulamadan bazı olayları açıklamaya çalıştığımız zamanlara aittir. Acaba gerçekten insanoğlu çaresiz midir yoksa çaresiz mi bırakılmıştır?
Bu yazı Ozan tarafından 17.07.2008 tarihinde küresel kategorisi altında yazıldı. Ve 0 yorum eklendi. devamı...
Polis kamerası diye bir hadise var. Tam emin değilim, üzerine uzun uzun düşünmedim ama, sanırım yapılan bir operasyonla ilgili olarak kamuoyunda yanlış bir izlenim oluşursa, misal “polis orantısız güç kullandı” derlerse, Celalettin Cerrah ya da halefinin, selefinin, yedi düvelinin çıkıp “Hayır efendim bakınız görüntüler burada, gayet orantılı, hatta altın oran için müthiş bir özen gösterdik” demesine yarıyor bu kameralar.
Bu yazı dea tarafından 15.07.2008 tarihinde detay kategorisi altında yazıldı. Ve 0 yorum eklendi. devamı...
Tek kelimeyle fantastik. Ne diyebilirim ki başka. Siz hiç gece eve dönerken yolda koala gördünüz mü? Ya o daha restorana oturur oturmaz yöresel kıyafet giymiş "Chica"ların size ikram ettiği taze papaya likörüne ne demeli. Chica ne derseniz, Güney Amerika'nın geyşası diyebilirim. İnsana verilen saygı kıskanılıcak düzeyde. Sokakta bir gence yol sormak durumunda kaldım çatpat ispanyolcamla, beni arabasına alıp gideceğim yere bıraktı çatpat türkçesiyle. Çok canayakınlar, hatta bazen o kadar canayakınlar ki ellerini cebinize sokmakta beis görmüyorlar. Evet, kapkaç Surinam'ın da kanayan yarası ne yazık ki. Kişi başına düşen gelir sıralamasında sonuncular ama ironik bir şekilde bundan gurur duyuyorlar. Bunu şehrin ana caddelerinde yarı çıplak "Fisca" satmaya çalışan veletlerin suratındaki gülümsemelerden de anlayabiliyoruz. Çatpat diyorum niye gülmek, çatpat diyor yaradan güleni sevmek. Evet, din onlarda da büyük bir olgu.
Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki Anayasa Hukuku derslerimizin başındaydı, kürsüdeki hocamız şöyle seslendi: “Devlet organları 3’e ayrılır. Yasama, yürütme, yargı. Buna kuvvetler ayrılığı denir. Ama son dönemlerde bu organlara bir tane daha ekleyebiliriz: MEDYA. Yarı şaka, yarı ciddi, dersin giriş konusu böyle belirlenmişti. MEDYA artık siyasetin, hukukun iç işlerine iyiden iyiye girmişti. Günümüz dünyasında, özellikle ülkemizde, yazılı ve görsel basının ülke gündeminde yarattığı etkileri en derinden hissetmekteyiz. Bugünün en etkili propaganda aracı tartışmasız MEDYA olmuştur.
Bu yazı Ozan tarafından 13.07.2008 tarihinde medya kategorisi altında yazıldı. Ve 8 yorum eklendi. devamı...
İddiaya göre Recep Çakır memleketi Korkuteli İlçesi'nde gördüğü ancak hiç tanımadığı Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu Büro Yönetimi ve Sekreterlik Bölümü mezunu G.C.'ye aşık oldu. İki yıllık yüksek öğrenimi tamamlayan ancak çalışmayan G.C. annesi S.C. ile geçen 2 Haziran günü yeni yaptırdıkları evin mutfağına fayans beğenmek için çarşıya çıktı.
Bu yazı dea tarafından 07.07.2008 tarihinde toplum kategorisi altında yazıldı. Ve 7 yorum eklendi. devamı...
Askerliğimi yapana kadar geçen yaşamımda sevmediğim tek bir spor dalı varsa o da tenisti. Bu sporu hiçbir zaman sevememiş olmamın nedenini bilmiyordum o günlerde. Çok itici geliyordu, Tv’de zap yaparken karşıma çıksa en fazla 1-2 dakika tahammül edebilmekteydim. Nasıl oynandığı, kurallarının ne olduğu fazla ilgimi çekmezdi. Sadece popüler kültür bilgisi olarak bu sporla kimler uğraşır, turnuvaları kimler kazanır kısmında az da olsa fikir sahibiydik. Boris Becker, Andre Agassi, Pete Sampras ya da bayanlarda Steffi Graf, Navratilova gibi isimlerin opera sanatı ile uğraşmadığını teniste her sene şampiyonluğa oynadıklarını turnuva kazandıklarını falan takip ederdik.
Bu yazı Ozan tarafından 07.07.2008 tarihinde tribün kategorisi altında yazıldı. Ve 10 yorum eklendi. devamı...
Sabah dilencinin birisinin benden simit parası istemesi, yok manasında başımı yukarı doğru hafifçe sallamam, bir iki saniye sonra arkamdan ağız dolusu "Ağzıya sıçam ben senin!" küfrü, son bir buçuk saattir durup durup buna gülmem...
On numara cümleler:
Birisi demiş ki: Hayat fırtınanın dinmesini beklemek gibi birşey değil, o yağmurda dans etmesini öğrenebilmektir.
Mersibokumuye!
Hala mersibokumuye diyen insanlar olduğuna inanmak istiyorum. Geleceğe umutlu bakmak adına buna ihtiyacım var.