Açık büfe yapı sanatı

Fasulyeden’in pek bir sevgili okuyucuları; Bundan sonra sizlerin, danalar gibi yiyelim içelim mümkünse hiç, değilse, en cüzzi miktarı ödeyelim çıkalım, çığlıklarınıza kulak verip, oluşturduğumuz tim ile birlikte İstanbul’u tarım tarım taramaya karar verdik.

Ki çok kısa zamanda aldığımız bir ihbarı değerlendirmek suretiyle, metro city’de kendimize uygun bir hedef bulabildik. (adının tikiliği sakın ürkütmesin sizleri) Bu alış bir o kadarda veriş merkezinin, mağaza mağaza gezmekten ayakları toynağa dönmüş kokoş teyzelerimiz iki soluklansın arada da bi iki lokma bir şeyler yesinler veya hayatını sadece marul, arasına kaçmışsa ton balığı yemek suretiyle idame ettiren dilberleri gelsinler de burda sağlıklı otlansınlar diye açılmış, kendisine müşteri olarak bu yeme özürlüleri seçen, ama öngörüsüzlüğü bizleri hesaba katmasına engel olan, açık büfenin önünde durmamızla deneysel araştırmamız başlamış oldu. Fazla tepki çekmemek için 3 kişiden oluşturduğumuz saldırı timimiz (ki maliyet
hesaplandığında kesinlikle tek başına gidilmemesi gereken bir operasyondur.) en büyük ve pahalı (yeri geldiğinde taviz verilmekten kaçınılmamalıdır.) tabağı seçmek konusunda anında uzlaşı verdik. Tabaklarının bir buz pisti gibi düzlüğü, milim derinliğinin olmaması bizim gözümüzü korkutmadı, sizleri de yıldırmasın. Uygulamalı olarak başarılı şekilde hayata geçirdiğimiz taktikleri, sizler de tatbik ederek, gayet endamlı bir kule inşa edebilirsiniz. Olaya ilişkin gözlemlerimiz şu şekildedir;

Size iki gram yeşillik bir iki tane de marul koyasınız diye verilen maşalar, en önemli silahınız olacaktır. Bu noktada saldırı aletini kullanmak içinizdeki en pişkin, bir o kadar aç olan, sanki babasının malını hayrat gibi dağıtıyormuşcasına bir miktar fazla yiyecek tabağınıza girince, size ters ters bakacak olan tezgahtarı kaale almayacak olgunlukta bir tim üyesinin seçilmesinde yapının sağlığı ve çok katlılığı açısından yarar vardır. Unutmayın ki utangaçlık ve heyecan en büyük düşmanınız olacaktır. (Aman diyeyim gençler, verdiniz parasını yiyeceksiniz elbet.) Maşayı kullanan arkadaşın yanındaki diğer elamanlarda elbetteki boş durmamalı, en doyurucu, en salçalı, en iştah açıcı dolgu malzemelerini tespit etmeli, maşacı arkadaşa nokta atışlarında koordinat belirtmek suretiyle, “ulan ne alsak ki anaam hepsinden alabiliyoz demi” şeklindeki olası zaman kayıplarını önlemelidirler.

Bütün bu hazırlıklardan sonra, yapının inşaasına başlanmalıdır. Birinci ve en önemli kural düzensizliğin tabağınızın yükseliğini olumsuz şekilde etkileyeceğidir. Tepeleme diyorlar atıyorlar, siz modern mimariden sonuna kadar yararlanmaya bakmalısınız.

Efendim hepimiz deprem dededen az buçuk bir şeyler öğrendik. Adımızı ve sarı kanaryamızın defansta sıkıntı çektiğini bildiğimiz gibi biliyoruz ki her zaman için zemin sağlam olmalıdır. Bu da demektir ki tabağımızın zeminini böreklerle doldurmak en akıllıca hareket olacaktır. Böylece düz ve sağlam bir zeminimizi harcamamış olacağızdır. İçinizdeki laz mütahiti ortaya çıkarmak istiyorsanız, sağına soluna asla kullanılmayacak barbeküler misali, abzürt sebzelerden döşeyebilirsiniz, bu sizin yaratıcılığınızı ortaya çıkarsa da bizlerce tavsiye edilen bir davranış biçimi değildir.

İkinci kata geçtiğinizde, özelikle patlıcan kızartmasına ve de soslu makarnalara ayrıcalıklı davranmanız böreklerinizin sızan soslarla lezzetlenmesi açısından örnek bir çakallıktır. Gerçi ikinci katın bu yumuşacaklığı bir üst katların kapasitesini düşürse de netice de Türküz ve de yemeğin salçalısıdır düsturumuz. İkinci kat, orta yere kısırı boca etmekle suretiyle tamamlanacaktır.

Üçüncü kat daha bizler için egzotik tadlar olan salatası şeyler içindir. Her ne kadar zaman kaybı olarak görülse de ekmekle bi şekilde yenilecektir. Parasını verdikten sonra almamazlık yapılacak değildir heralde. (Sakın! sakın! okuyucu zorla bi şeyler yap ye. Vitamin filan var onlarda da.) Ha plakilerle filan aslında gayette zenginleştirilebilir.

Son kat galete unuylu kızartılmış hamurlar, patates kızartmaları, peynir oranı bir hayli düşük sigara börekleri içindir. Son katta yer almalarının sebebi ilk ulaşılması gereken nimetler olmaları bundan dolayı aç araştırmacılar tarafından bir rekabet konusu edilmeleridir. Eğer orta veya zemin katta yer alsalardı yamyam arkadaşlar arasında itiş kakışa yol açacak bu da tabağın karışması tad ve doku bozukluklarına sebebiyet verecekti. (asabi adamlarız ne diyeyim. Efendi efendi ye yok illa bi ibnelik yapacak yaa.) ve ekmekle yenmelerinin gerekmemesi ayrıca bir teras olma sebebidir.

Bu aşamadan sonra kasanın önündesiniz artık. Burada kesinlikle kasiyerin hayret dolu bakışlarına aldırmayın. Felsefemizi şimdiye kadar öğrenmiş olmalısınız: “Verdik parasını geberene kadar yeriz” Kasada paradan önce düşünülmesi gereken ekmeklerdir. Tabi bu alış veriş merkezi insanları gayet ziyan varlıklar olduklarından ekmeğe pek rağbet etmemekte, baş tacımızın, mayonez ketçap muamelesi görmesine neden olmaktadırlar. Ekmekleride sürrealist bir şekilde tepsimize sıkıştırdıktan sonra eserinizi endamını arz ede ede masanıza yönebilirsiniz.

Yiiin gariii Gençler. Afiyet olsun, yarasın…