Başka bir pencereden türban meselesi

dea tarafından kaleme alınan bir önceki yazı sonrası yorumlar aracılığıyla yapılan tartışmaya katılmak yerine yeni bir yazı yazmamın sebebi bu yazıda olayın başka yönlerine de değinecek olmam ve yorum olmak için fazlaca uzun olması. Türban meselesinin dini, sosyal, siyasi, hukuki ve hatta ekonomik boyutları bile var. dea, yazısında meseleyi özellikle dini ve sosyal boyutu ile ele almış, ben de şu ana kadar yapılan eleştirileri tenkit edip, şu sıralar yapılmak istenen değişikliklere de değinerek sorunun diğer yönlerine bakacağım.

Öncelikle “Cümle içinde türban geçiyorsa eğer, zaten özgürlükten söz edilemez” yaklaşımına katılmadığımı belirtmem gerek. Bu şekilde düşünenleri bu sonuca götüren sürecin temelinde türbanın din tarafından kadınlara zorla giydirildiği kabullenmesi var. Bu kabullenme aslında doğru, çünkü din, tanımı gereği bir takım kurallar, yasaklar ve sınırlamalar koymuştur ve bunların bir kısmı inananlarınca uygulanmıştır. Bunun sorgulanamaz olması, bir insanın bunu sorgulamıyor olması, o insanın özgür düşünceden mahrum olduğu anlamına gelmez, gelmemeli. Bir insanın üniversitedeki verimliliği, etkinliği onun dini inançlarını sorgulaması ile değil, üniversitede başka insanlarınki nasıl ölçülüyorsa o şekilde ölçülür. Özgür düşünce ortamı olmayı hedefleyen üniversitelerimiz bunu doğru biçimde yapıyorlarsa, zaten bir şekilde üniversiteye girmiş ve sorgulama, düşünme, irdeleme yeteneği olmayan insanı, ister bir dine inanıyor olsun, ister olmasın eleyecektir. Biliyorum basit bir yaklaşım olacak ama türbanı dinin zorlaması olarak kabul etmeyen ve sadece kotunu, kazağını giydiği gibi giyen bir insan da olabilir. O yüzden bir insanı zihniyetinin taktığı türban ile değerlendirilmesini yanlış buluyorum. Bu yaklaşımı daha da derinleştirelim… Dünyanın beşinci büyük dini olan Sikhism’e yaklaşık yirmi milyon insan inanıyor. Hindistan kökenli bu dine inananların bir kısmı zamanında büyük baskı gördükleri için kaçıyorlar ve dünyanın çeşitli yerlerine dağılıyorlar. Bunların başında da Kanada var. Sikh erkekleri inançları gereği saç ve sakallarını hayatları boyunca kesmiyor ve türban takıyorlar. Hatta giymek zorunda oldukları donun bile kuralı var. Bu kurallara bakınca, bu dindeki kılık kıyafet baskısı İslamiyet’e göre daha katı ve inanmayanlar için mantıksız. Fakat Kanada üniversitelerinde üç metre sakalları ve türbanlarıyla Sikh erkekleri rahatça dolaşmakta, mezun olmakta, başarılı olanlar yüksek lisans yapmakta, olmak isteyenleri hocalık yapmakta. Yani bize ne kadar manasız gelse de bir takım kurallara uyan insanlar da özgür ortama ayak uydurmakta, zeki olanları ve üretebilenleri başarılı olmakta. Burada vurgulamak istediğim fikir “bakın başka bir ülkede serbest, bizde de olsun” değil, sadece “başörtüsünü sorgusuz sualsiz kabul edenin özgür düşünce ortamında işi olmamalı” fikrine katılmadığımı bir örnekle açıklamak istedim. Sosyal, ekonomik statüleri ne olursa olsun iki ülke bu açıdan karşılaştırılabilir, çünkü Müslüman’ın da Sikh’in de bir kurala göre giyinme sebebi o kuralı sorgulayarak veya sorgulamadan kabul etmesidir.

Türban yasağının gerekliliğini savunmak için doyurucu argümanlar gerekmekte. Bugüne kadar duyduğumuz hiçbir argüman yeteri kadar ikna edici değildi. Kısaca listeleyip neden zayıf kaldıklarını açıklayalım:

1) Türban dinin gereği değildir, sapık mıyız ki biz saç görünce abdesimiz kaçsın: Bunu sorgulamanın bize düşmediğini düşünüyorum. Bir dinin nasıl yorumlanması gerektiğini kimseye dikte edemeyiz. Ayrıca “başını örtüyor ama kumarından içkisine hepsi onda” demek de üniversitede bu yasağın devam etmesi için pek sağlam bir argüman gibi değil. İsterse Müslüman olmaz, kendi dinini kurar ve türbanı zorunlu kılar, alkolü serbest bırakır. Bu mantıksız, yasaklıyoruz deme hakkımız yok. Ancak bu kurallar başkalarının haklarını kısıtlamaya başlarsa o zaman önlem alınabilir. Örneğin yukarıda bahsettiğim Sikhlerin geleneklerinden birisi de kılıç taşımak, ama tabii ki böyle bir hak talepleri yok çünkü üniversiteye kılıçla girmek başka insanların hayatını tehlikeye atmaktır.

2) Türban da sosyal baskı unsuru olarak kullanılabilir: Yukarıdaki düşüncenin devamında hareketle, “evet, belki yaşama hakkını tehdit değil ama Türkiye şartlarında sosyal baskı unsuru olacaktır” diyenler var, hatta yakın zamanda bir profesör dile getirdi. Yalnız bu teorinin sağlam kanıtlara ihtiyacı var çünkü türban sosyal baskı yaratabilir korkusuyla türbanı çıkarma sosyal baskısı yaratılıyor. Yani tamamen kurgusal bir korkudan yola çıkarak “sen zorla türban taktırırsın başka kızlara, o yüzden türbanını çıkar” diyoruz. Baskıdan korkarak baskı yapmak pek makul bir çözüm değil.

3) Üniversitelerde kutuplaşmanın önü açılır: Yine sebep-sonuç ilişkisi açıklanmadığı için ancak kurgu olabilmiş bir korku. Nasıl bir kutuplaşma olacak bu? Ramazan’da okul yemekhanesinde iftar vaktini bekleyenler, beklemeyenlere karşı neden kutuplaşmamış bugüne kadar? Türbanlıların bir araya gelip oluşturacağı çetelerden mi bahsediyoruz? Bu olup olmayacağını bile bilmediğimiz çetelerden bu kadar rahatsızken, Anadolu’nun dört bir yanında, Ankara’da, Konya’da kendilerinden olmayan insanlara üniversite hayatını cehennem eden ve hiç de kurgu olmayan çetelere karşı bugüne karşı ne gibi önlemler alındı? Bakın birisi kurgu, diğeri hayatın gerçeği. Var olandan rahatsız değiliz ama belki olur dediğimizden rahatsızız, ki olup olmayacağına dair bir kanıt yok elimizde.

4) Doktor olacaklar, erkeklere bakmayı reddecekler: Bu olayın üniversite eğitimi ile ilgisi yok ki. Görevini yapmayan doktor ister erkek, ister kadın olsun görevini ihmal ediyorsa cezalandırılmalıdır. “Ama cezalandırılmıyor” demek üniversitedeki bu yasağı savunmaya yetmez, çünkü apayrı bir konudur.

5) Bunu serbest bırakınca temel eğitimde de serbestlik isteyecekler: Ortaokul veya lisede okula kirli sakalla da gitmek yasaktır. Reşit olmadığınız için bir takım disiplin kurallarının konulup uygulanması normaldir. Üniversite ortamından farklı olan ve üniversite kadar özgür olmayan bu okullarda sakal özgürlüğü, türban özgürlüğü gibi özgürlükler dillendirilse bile reddedilmelidir, çünkü siyasi veya dini anlamları vardır. Ayrıca kot pantolon giyme talebi veya küpe takma isteği de kabul görmez bu kurumlarda ama üniversitede ister mavi, ister siyah kotunuzu gönül rahatlığıyla giyebilirsiniz.

6) Türban siyasi simgedir: Evet türban siyasi simgedir. Yalnız sadece bunu söyleyerek yasaklanmalı dersek yine çok ikna edici olamıyoruz. Cumhuriyet gazetesi, sarkık bıyık, hatta kimine göre kumaş pantolon da siyasal simgedir, ama bunlar serbesttir. Bunu dile getiren özellikle siyasilerin açıkça ifade edemediği şudur: “Türban serbestliği AKP’nin siyasi zaferi, bizim yenilgimiz anlamına gelecektir, konu böyle algılanmaktadır”. Yani bu sebebin arkasındaki neden üniversitede siyaset, baskı, bilim, özgürlük gibi bir konu değildir. Türbani siyasiler kendilerine simge yapmışlardır. Beni ilgilendiren de birilerinin siyasi zaferleri veya yenilgileri değil, insanların kısıtlanan özgürlükleridir. Bu meseleye doğru bakabilmenin tek yolu da siyasi arenadan çıkmak ve nihai kararla kendini mağlup veya galip hissetmemek. Ancak o zaman sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir.

7) Kamu kurumlarında da serbest bırakmaya niyetliler: Bir işverenin ayrımcılık yapmadığı sürece (sadece erkek işçi alıyoruz gibi) çalışanları için belli kurallar koymaya hakkı vardır. Bu işverenlere devlet de dahildir. Mevcut durumda kamuda çalışan bayanların etek boyu, pantolon standartları, erkeklerin kravat takma zorunluluğu gibi kurallar vardır ve başın açık olması da bunlardan birisidir. Üniversiteyi bu kurumlardan farklı kılan unsur, üniversitenin bir eğitim kurumu olmasıdır ve herkese eşit şartlarda hizmet vermesi gerekliliğidir. Diplomalı bir doktor isterse özel hastanede çalışabilir, avukat şirketlere hizmet desteği verebilir ama devlet kurumunda çalışmak istiyorsa başı açık girmek zorundadır çünkü çalışacağı kurum böyle bir kural koymuştur. Benzer bir kuralı özel bir şirket de koyabilir ve türbanını çıkarmak istemeyen bayan o şirkete de başvurmaz. Türbanın kamu kurumlarında serbest bırakılacak olması üniversitede serbestlikten bağımsız ve başka parametreleri olan bir konudur.

8) Türkiye’de başörtüsü değil, türban sorunu vardır: Ana muhalefet liderinin açıklaması. Ne demek olduğunu tam anlamadım ama madem öyle başörtüsü serbest bırakılsın üniversitelerde.

Yani mesele yalnızca üniversitelerdeki öğrenci eksenine inince doyurucu bir cevap yok yasağı savunmak için. Elimizde olanlar olmamış şeylerden korkmak, başka serbestliklere zarar vereceğini düşünmek ama aradaki bağlantıyı yarım ağızla açıklamak ve siyasilerin savaşları. Bu meselenin belki de sonsuza kadar kapanmamış olmasının bir nedeni de bu ikna edici olmayan argümanlar.

Madalyonun diğer yüzünde türbanın serbest bırakılması gerektiği argümanları var ki onlar malumunuz; özgürlük, eğitim hakkı, hatta listeyi uzatanlar beyin göçünü azaltmayı bile ekliyor. Fakat madalyonun bu tarafı da hiçbir zaman ikna edici olmadı, olmaya çalışmadı. Bunun sebebi yukarıda altıncı maddede belirttiğim gibi artık türbanın siyasi bir zafer ya da mağlubiyet olarak algılanıyor olması. İşte bu yüzden AKP sivil anayasa yapacağız dedi, ’82 anayasası birey merkezli değil, insan haklarını koruyamıyor dedi fakat bir süre sonra bu önerilerinde samimi olmadıkları ortaya çıktı. Anayasayı değiştirmelerinin tek nedeninin türban meselesinde boş buldukları kaleye gol atmak ve artık zaferlerini ilan etmek olduğu anlaşıldı, ’82 anayasasından kaynaklı sıkıntılar pek de umurlarında değildi açıkçası. Yukarıda uzunca anlattığım gibi türbanın üniversitede serbest bırakılması taraftarıyım fakat şu anda izlenen yol kazandırdıklarından çok daha fazlasını kaybettirebilir.

Yazının bundan sonraki kısımda İsmet Berkan’ın şu yazısıyla paralel olacağını belirteyim ve şu anda izlenen yolla doğacak sıkıntıyı izah edeyim. Türbanın üniversitede yasak olmasının sebebi Anayasa Mahkemesi ve İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları. Yasaları yorumlayan mahkemeler, üniversitelere türbanla girilemeyeceğine hükmediyorlar. O yüzden şu anda yapılmaya çalışılan ise YÖK veya üniversitelerin mevzuatında bir değişiklik değil, doğrudan anayasanın bir maddesini değiştirmek ve mahkemelerin elini kolunu bağlamak. Geçen gün kuvvetler ayrılığı dersi veren Başbakanımızın atladığı bir nokta var sanırım. En üst düzeyde mahkemenin verdiği bir kararı by-pass etmek için anayasayı yamamak bundan sonraki iktidarlara sonsuz bir oyun alanı verecek, yargıyı ve denetimi tamamen kontrol dışı bırakacaktır. Cumhurbaşkanının yetkilerini de azaltacakları düşünüldüğünde yasama-yürütme-yargı’nın tek ayağı kalacak, tüm demokrasilerde var olan denetleme yetkisi tamamen iptal edilecektir. Demokrasi ve özgürlük adına yapılması gereken bir hamle, MHP’nin öne sürdüğü bu fikir kabul edilerek, demokrasinin teamülleri çiğnenerek yapılıyor.

Bu kadar kritik bir konuma getirilmiş bu meselede bile iki tarafın siyasetçilerinin de şark kurnazlığı ve laf ebeliğinden başka bir şey yaptıkları yok. Ne yasağın devamı için ikna edilebiliyoruz, ne de yasağı demokrasiye uygun olarak kaldırabiliyoruz. O yüzden seneler önce bitmesi gereke bu mesele uzadı ve uzadıkça daha sıkıntılı konuma geldi. Türban bu açıdan sadece siyasi ve dini bir simge değil, aynı zamanda Türkiye’de siyasetin, anlayışın, demokrasi geleneğinin bir resmi gibi…

Başka bir pencereden türban meselesi” üzerine 50 yorumlar

  1. FasulyedenKom’un tek, değiştirilemez, ortak bir eksenden hareket ettiği konusu gündeme gelmişti, malum. Ama bu yazı ile sanırım aslında ne kadar da zıt olabildiğimiz gözler önünde. İşte alternatif medya, işte düşünsel özgürlük 🙂

    İkinci olarak “Ramazan’da okul yemekhanesinde iftar vaktini bekleyenler, beklemeyenlere karşı neden kutuplaşmamış bugüne kadar?” denmiş ama özellikle taşradaki üniversitelerde bu yönde bir baskının varlığından habersiz sanırım Ağa. Bizzat bu baskıyı yaşayan, hatta oruç tutmadığı için dayak yiyen arkadaşlarım var, oradan biliyorum.

    AKP’nin özgürlük ve demokrasi konusundaki samimiyetsizliği herkesin malumu anladığım kadarıyla. Bu konuda aynı fikirde olduğumuza sevindim. Zira bizzat başbakan bile demokrasi trenine bineceklerini, ama inecekleri zamanın elbet geleceğini belirtmiştir.

    Ellerine sağlık Ağam, valla biraz geç oldu ama ben çok memnun oldum yazılarınla. Devamını da bekleriz.

  2. türban konusuna başka bir pencereden değil doğru açıdan baktığın için yazını beğendim. Fakat birkaç noktada farklı düşüncedeyim. Türbanı kaldırmak için yasal düzenlemenin kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düşmesini eleştirmişsin Fakat anayasa değişikliği dışındaki herhangi bir düzenlemeyle, mahkeme kararı olduğundan, bu yasağı kaldıramıyorsunuz Yani tek çare bu. Birde 82 anayasasınınyerne yeni bir sivil anayasa gerekliliğinin ve bu yoldaki çalışmaların aldatmaca olduğunu konusundaki iddianın en geç yerel seçimlerde önümüze konulacak referandum sandığıyla yanlış olacağını göreceksin.

    Özgürlük ve demokrasi konusunda kuruluşumuzdan beri yapamadığımız kazanımları Tüm toplumun ve dünyanın takdiriyle çözmüş ve çözmeye çalışan Ak partiye, hala saltanatın devam ettiğini sananların tam anlamıyla bok atmaya çalışması beni güldürüyor.

    Genelde bu tür başlıklar editlenerek maddeler halinde italic bir biçimde cevap verelirdi ilk dakkikada yazılara. ancak bu sefer ”söylenecek sözü olanların” söyleyecek pek birşeylerinin kalmadığını düşündüğümden tebrik etmeyi uygun görmüşler.

  3. “Özgürlük ve demokrasi konusunda kuruluşumuzdan beri yapamadığımız kazanımları Tüm toplumun ve dünyanın takdiriyle çözmüş ve çözmeye çalışan Ak partiye, hala saltanatın devam ettiğini sananların tam anlamıyla bok atmaya çalışması beni güldürüyor. ”

    pardon neymiş bu kazanımlar? ciddi anlamda duymaya ihtiyacım var.

  4. Ağa, o Kanada’daki Sih arkadaşlara sorar mısın, Kanada’nın rejimini değiştirmek gibi örgütlenmeleri var mıymış içlerinde? Cevapları hayırsa, gelsin benim evimde bile giysinler bütün dini simgeli kıyafetlerini…

  5. Tüm toplumun ve dünyanın takdiriyle çözmüş ve çözmeye çalışan Ak partiye,

    ab ve abd nin bir de uluslararası şirketlerin takdirini alan akp demek istedin sanırım.

    cevap yazamadıysak hangi birine yazacağımı şaşırdım. Yanlışlıklar o kadar çok ki. şimdi bugünkü galibiyetlerimizin tadını çıkartalım .ayrıntılı bir yazıyı sabaha karşı koyarım.

  6. Bahsettiğim kazanımlar Kürtlerin artık türk hükümetine vermiş olduğu destek. Yıllardır pkknın yaptığı hain saldırılara direnişçi veya isyancı örgüt diye tanımlayan dünya ülkeleri Bunun nedenini ise Kürtlerin çocuklarına kürtçe isim verememiş olmalarını, Kürtçe öğrenmek için herhangi bir eğitim kurumuna başvuramadıklarını, mahkemelerde türkçe konuşmadıkları taktirde kaale alınmadıklarını yani büyük bir baskı altında olunup azınlık ve dışlanmış muamelesi görmelerini neden gösteriyordı. Şimdi ise Onlara bu haklar hakettiği özgürlükler verilip kardeşim ve benim zenginliğim diye sahip çıkılması, onların potansiyel terörist olmadıklarının söylenmesi Tüm toplumumuz tüm dünya ve onlar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır. Böylece hem doğudan pkkya yardım azalmış ve tüm dünya artık pkknın isyancı değil sivillere saldıran terör olduğunu açıkça dile getirip bize destek vermeye başlamıştır. İşte bu yıllardır yapılamayan Ve akp iktidarında gerçekleştirilen özgürlük kazanımıdır. Şimdi ise dünyada hiçbir yerde benzeri olmayan başı örtülü genç kızların yüksek öğrenim haklarının onlara verilmesi ve mesleki liselerdeki gençlerin üniversite sınavında katsayı oynamalarıyla geleceklerinin elinden alınması, ülkelerinden gelmek zorunda kalmış ermeni rum ve diğer vatandaşların ibadeet çocuklarının eğitim hakkı alabilmesi,alevi oluşumlarınında diğer oluşumlar gibi devletten destek alabilmeleri gibi engeller kaldırılmaya çalışılıyor. Eminim bunları sende biliyodun gündemi takip ettiğin için ancak duymaya ihtiyacın olduğundan aktardım. Ve ozan sözüm sanaki 22 temmuz kapağı ile ab,abd ve uluslararası şirketlerin değil Türk toplumununda takdirinin kazanıldığı açıkca görülüyor. Desteğin ve takdirin günden güne arttığını bir sonraki sandıkta göreceksin.

  7. Cezza kendine göre bir bakış açısı yaratmışsın ve yazdıkların her yönüyle tutarlı kendi içinde.
    bu söylemlerle seçmeni çok rahat kendine çekebilirsin. 22 temmuz u yerel seçimlerde 2 ye 3 e katlarsın.Ama bu bazı gerçekleri değiştirmyecektir. Nedir mi o gerçekler ?
    pkk nın bir terör örgütü ilan edilmesi sandığın gibi akp başarısı değildir. Biraz dünya gündemini takip eden biraz yorum yapma kabiliyetine sahip olan herkes bunun farkına varabilir.Ama toplum olarak okumadığımızdan yorum yapma kabiliyetine sahip olduğumuzu düşünmemekteyim.
    şimdi lafı uzatmadan gerçeklere gelelim. 11 eylül saldırısı burayı okuyan insanlara bir şey ifade ediyor mu?
    madrid deki bombalama olayı insanları terör denilen gerçekle yüzyüze getirmiş olabilir mi
    ve londra daki metro saldırısı ve sonrasındaki ingiltere hükümetinin aldığı olağanüstü tedbirler 25 senedir binlerce evladını terör neticesi ile kaybetmiş türkiye cumhuriyetini anlamış olmaları olabilir mi.
    Demem odur ki bu akp nin başarısı değil diğer toplumların terör gerçeğini yaşamış olduklarından ileri gelen bir süreçtir. Kaldı ki bu süreç aşamasında akp muhalefetinde tam desteğini almıştır.

    Senin söylediklerin doğrudur ama bütünün parçasıdır. Bütünü gözardı etmemek gerekir ve süreci etkileyen en büyük etmenleri yani terör saldırılarını.

    başını örtme konusu ile ilgili daha ayrıntılı bi yazı yazıcam

  8. Ağam bazen beni yıkıyorsun olmuyor böyle 🙂
    Yazının başında Kanada dan ve sikhizme inananlardan örnek vermişsin. Hemen şöyle anlatayım. Marksizm de tekti. Fakat marksist rejimler bir türlü birbirine benzemezdi. SSCB Yugoslavya Küba Arnavutluk hepsinin rejimi birbirinden farklı olmuştur dersek yanılmayız.Din de tektir kaynağı bakımından. Fakat gel gör ki iran arabistan cezayir afganistan ve türkiye (örnek ülkeleri siz çoğaltın) hepsinde gözle görülür bir farklılık vardır.
    Ve de demokrasi de tektir.Ama almanya italya fransa ispanya abd ve şu anda yaşadığın kanada da türkiyeden farklı bir anlayış olduğu yadsınamaz. Demekki farklılık başka bi yerde . kısaca biz buna KÜLTÜR diyelim.Tosunun sorusuna atıfta bulunalım aynı soruyu bizde soralım ve yazıdada belirttiğin üzere bu adamlar baskı ile ülkelerini terketmiş kanada da ise böyle bir baskı ile karşılaşmamışlar.
    Gelelim türban ve özgürlük konusunda bize katılmadığın noktaya. Hemen tarihi açalım ve hafızamızı tazeleyelim. Ne demişti Hz. İsa hristiyanlık doğduğu zaman:
    “Sezar ın hakkı sezara , Tanrı nın hakkı Tanrı ya…”
    Ve Roma bölünür kilise güçlenir ,o zaman da şöyle denir:
    “Ruh bedene üstündür, öyleyse ruhun iktidarı da bedenin iktidarına hükmeder.” Ve bundan sonraki hikayeyi reforma kadar olan süreci umarım ki herkes biliyordur. Bunlar bizim varsayımlarımız falan değil yaşanan gerçeklerdir. Dinin özü hiçbir zaman değişmeyecektir. Fakat dinleri kendileri için kullananların kullanma biçimleri değişmektedir. İşte bu son 40 yılda türbanın siyasi simge olması gibi.
    Bir dinin nasıl yorumlanması gerektiğini kimseye dikte edemeyiz demişsin.Evet edemeyiz nasıl edemeyiz biliyor musun ancak laik bir ülkede bunu dikte edemeyiz. Edenleri söyleyelim istersen Taliban Hizbullah hadi bunlar çok uç dersen uzağa gitmeyelim ülke içindeki tarikatlar diktenin ağa babasıdır.
    Üniversitelerde kutuplaşma olur mu açıklamana gelelim.Olmaması için bize somut bir şey söylebilir misin?Türban siyasi bir simgedir ve bununla okula sınıfa girersen sen kutuplaşmanın kralını yapmış olursun.Herkes dinsel inancını belli edecek şekilde okula gelirse orada özgür bir eğitim ortamı olamaz. Siyasal ve inançsal bölünmelerin üniversitelere taşınması giderek önlenemez olur.Tersini söyleyenlerin kanıtı değil ancak demogojileri vardır.
    Gelelim türban dinin gereğimi değil mi konusundaki görüşlerine.Biz diyoruz ki türban dinin gereğidir diyenler , başka başka gereklerle ortaya çıkmayacak mı ,ve bu sorumuzu sormaya başlamışken sağolsunlar bizi meraklandırmadılar amaçlarının bunu kamuya da sokmak olduğunu belirttiler.Türban her dalda serbest kaldıktan sonra bu sorunlar bitecek mi “inançlarını yerine getirenler için” sırada ne olacak?
    Laiklik dinsizlik demek değildir. Amacı insanların inancına engel olmak hiç değildir.İnsanların üniversite de ya da kamu görevlerinde kılık kıyafetleri ile bir baskı ortamı yaratmalarına engel olmaktır .Yansızlık gerektiren bir görevde, bazı kesimlerin temsilcileri gibi görünmelerini önlemektir amaç.
    Ve yine başka bir bakış açın bunu bir siyasi zafer veya yenilgi konumuna sokman. Sevgili Erkan bildiğimiz üzere Siyaset zaten bir çatışma ve uzlaşma alanıdır.Bu bir mücadele alanıdır Bunu partilere veya kişilere sadece bu olay için indirgersek bazı değerlere inanan benim gibi bireylere haksızlık yapmış olursun. Şöyle açıklayayım Montesqueu ile;
    “-Siyasal görünmeyenin arkasında sosyal görünmeyen”olduğunu belirtir ve bunu “kanunların ruhu” adlı yapıtında kanunlarla değil onların ruhu ile ilgilenerek gösterir.Burada bizim çıkartacağımız sonuç kısmı; çözüm kanunları, anayasayı değiştirmek değildir. Cumhuriyetin temel ilkesi fazilettir.
    Fazilet ise; bireyin toplumsal çıkarları, kendi çıkarının üstünde tutması anlamına gelir. Ve de Cumhuriyet rejimine sahip toplumlar “benzerlik” üzerine kurulur. Farklılıklar toplumun uyumunu birlikte yaşama umusunu bozar.
    Ve beni yıktığın cümlene gelelim erkan ağam demişsin ki “mesele üniversitelerde öğrenci eksenine inince doyurucu bir cevap yok yasağı savunmak için”
    Demokrasinin olmazsa olmazı laiklik ne demektir , devletin dini olmaz yönetimde akılcılık esastır demek ne demektir, din adına baskı yapılmasına izin vemeyen laiklik sence doyurucu bir cevap değilse ben bunu bütün toplumumuza anlatılan laiklik nedir evladım anlat bakalım dendiğinde –laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır hocam diye dogmatik bilgiyle yetişen bir kuşağa bağlarım. Keşke bu kadar basit olabilse idi.
    Ve yine bu meselenin kapanmamasının nedeni argümanlar değil laiklik ilkesi ile problemi olan din tüccarı siyasetçilerin söylem ve eylemleridir.
    Ahmet T.Kışlalı ile bitirelim.
    “dini öğrenmeli,
    öğrenmeli ki siyasetin dinini savunanların ipliği pazara çıksın.
    Ve yine din çözümlemesi değil mantıksal bir çözümleme ile son sözü söyleyelim hocamızdan;

    -Neden Tanrı kadını örtmek istedi? Yanıt çok açık : “Kadının onurunu ve kişiliğini korumak için. Bu amaçla o dönemin aracını seçti. İslamdan önce de Arabistanda peçe vardı. Modern toplumda en iyi korunma , kadın için yüksek eğitimle elde edilen bilgilerdir.Erkeğe karşı korunmanın tek yolu budur.

    Bu çözümlemeyi lütfen tekrar tekrar okuyun . Yol haritası olsun herkese…

  9. 1. Kanada ornegini bir daha aciklamaya luzum gormuyorum, cunku ikinci paragraf cok net. tosunun sordugu soru o ornekle alakasiz cunku benim oyle bir iddiam olmadi, ikinci paragrafin son iki cumlesi bile o paragrafi anlatmaya, o ornegin amacini aciklamaya yeterli. Kanada’da, Amerika’da serbest, Turkiye’de de olsun demedim, cok net…
    2. Muslumanlikta turbanin ne isi var fikrini aciklamak icin hizbullah insanlara takilmasi icin baski yapiyor demek fenerbahce 2-5-3 oynamali cunku honduras sampiyonu da o taktikle oynuyor demek gibi olmus.
    3. Sosyal baski: Turban serbest olsa da, olmasa da universitelerde baski var. Ilk yorumda dea da ornek vermis. Ulkucu baskisi, dinci baskisi, solcu baskisi var bazi okullarda. Turbanla beraber olusan ve biten bir olgu degil bu, hatta alakasi bile yok. Bu mantikla oruc tutanlari, cumhuriyet gazetesiyle okula girenleri ve sarkik biyikla gelenleri de yasaklamamiz gerekiyor.
    4. Turban ve laikligin ters dustugu nokta su yukarida belirttigim sosyal baski olacak noktasi ise bu baski yaratilacak fikrine katilmiyorum, soyledim zaten. Dogmalarimla ne oldugunu soylemedigim laiklik de bana der ki turban ve laiklik birlikte el ele olabilir. Ahmet T. Kışlalı’nin “turban = eski caglarda kalmis kadini koruma araci” tezine katiliyor olsaydim zaten yukaridaki yuzlerce kelimeyi yazmazdim, dea’nin bir onceki yazisina “evet katiliyorum” derdim. Konu disinda tartismayla ilgili bir iki kelamim var.

    cezza baska pencere degil dogru pencere bu demis. Yukaridaki yazdiklarim istatistik, deney sonucu falan degil, sadece fikir. Fikrin mutlak dogrusu ya da yanlisi olmaz. Yazdiklarim sadece benim fikirlerimden olsutugu icin “bunlar dogru” da “bunlar yanlis” da denilemez. Bunlara katilmiyorum denilebilir. Herkesin kendine gore dogrusu veya yanlisi vardir, ama baskasinin fikri hakkinda dogru ya da yanlis deme hakki yoktur. Ha ben size suyun formulu H5O derim o zaman gelir suratima carparsiniz, yanlissin dersiniz. Temel olarak inatlasma ve tartisma kulturu yoksunlugunu elestirdigim bir yazi sonrasi ayni boyle seyleri gormek de uzucu, fikrime katilan birinden de olsa katilmayandan da olsa.

  10. 1- kanada örneği gayet basit her toplumu kendi içinde değerlendirmek gerekir. Bunu tartışmak bile abes. Sİkh ler neden hindistanda değilde kanada da bunu sağlamışlar onu hiç düşünüyor musun? çünkü bir tarafta bir din baskısı var kanada da yok. Bunun neresini tartışıyoruz.bu tezin bizim tezimizi destekler.
    2- Müslümanlıkla türbanın ne alakası var olduğunu olayın derinlemesine boyutuna hiç girmedim. Türban neden vardır nasıl olmalıdır neyi amaçlar gibi sorulara yani. Söylemim özgürlük ve türban takma üzerine idi.bir Dinin nasıl yorumlaması gerktiğini kimseye dikte edemeyiz söylemine karşı cevap vermişim.
    3- sosyal baskı ile gerekli olan kısmı anayasa mahkemesi ve AİHM söylemiş zaten. sadece türkiyeden açılan davalara değil isviçrede açılan dahlab davasını da okumanızı özellikle isterim.Oruç tutmak kul ile Tanrı arasında olan bir ilişkidir.3. kişilere bok yemekten fazlası düşer , buna kimse itiraz edemez. Cumhuriyet gazetesi okumak bir özgürlüktür.isteyen üniversitede zaman da yeni şafak ta vakitte okuyabilir.bu bir tercihtir.Sarkık bıyıkla okula gelinmemeli buna da karşıyım belirtmek isterim. Tabi burada sorun olan kısım nedir?
    hak nedir özgürlük nedir bunun ayrımına varamayan bir topluluğuz malesef.
    Diğer baskılar içinse “deveye sormuşlar boynun neden eğri deve de demiş ki -nerem doğru ki”bu kadar çarpıklıktan sonra bu örneklerle türban sorununu desteklemek bence haksızlık.

    “laiklik de bana der ki turban ve laiklik birlikte el ele olabilir. ”
    demişsi erkan ağam ben şöyle söyleyeyim laiklik asla böyle bir şey demez. Böyle bir tanımı asla yoktur.
    Ahmet T. Kışlalı örneğini beğenmediysen bir zamanların fransız komünist partisinin idoluğu olan ve müslümanlığı seçen Roger Graudy den örnek vereyim:
    “İslamın özü ile , o özden yola çıkarak, o günün koşullarına göre üretilmiş çözümleri birbirine karıştırmamak gerekir. Ben 1400 yıl öncesinin koşulları içinde konulmuş kurallara uymak için dinimi değiştirmedim. O özü beğendiğim için müslüman oldum.
    1400 yıl öncesinin koşullarına getirilmiş olan çözümleri dahiyane buluyorum. Ama onların bugün de uygulanmasını savunmayı da aptalca buluyorum!…
    peygamber efendimiz de der ki
    -din güzel ahlaktır.

    türban tartışmasının siyaset ve hukuk düzleminde çözülecek bir yanı yoktur ve de ollaiklik de bana der ki turban ve laiklik birlikte el ele olabilir. acaktır.bu ancak kısır döngüde kaybolup gidecek zaman kaybıdır.
    Olayın özüne dönmemiz gerekir.

  11. Son paragraf güme gitmiş.Klavyemiz zayıf olduğundan kimbilir ne halt yedik. Sözü özü hukuk ve siyaset ekseninde bu sorun çözülmeyecektir.Bu tamamen vakit kaybı ve istismarcılıktır.Olayın özüne inmemiz gerekmektedir.

  12. Butun bu guzel tartismaya bir soru sorup cekilecegim.

    Ulkede tarih yanlis olabilir ama 30-40 sene once bir turban meselesi yokmus. Yani bu konu son derece guncel. Turkler Talas Savasindan sonra Musluman olduklarina gore bu tartismanin son 20 seneye sikismasinin bir nedeni olmali.
    Ulkenin ekonomik kalkinma gereksinimleri yaninda hala kimlik bunaliminda, cesitli klikler esliginde suruklenmesi cok aci degil mi?

  13. Bir yorum yapan arkadasa: Turban konusunun son 30-40 yilda konusuluyor olmasinin sebebi yasagin 30-40 yildir uygulaniyor olmasi. Cumhuriyet oncesi boyle bir yasak, ozgurluk kavramindan soz edemeyiz bile. Bu konuda ilk tartismalar 60’larin sonunda cikmis, muhtemelen o zamana kadar turbanla universiteye girmek isteyen olmamis ya da sorun edilmemis. 82 anayasasina kadar buyuk sorunlar yasanmamis. 82 anayasasi ve YOK yasaklamis. Ozal serbest birakmak icin 2 defa kanun cikarmis ama birini Evren pasa, birini mahkeme reddetmis. Daha sonra 90’larda bir sure serbestlik saglanmis cunku ANAP yine yasa cikarmis ve mahkeme iptal istemini reddetmis. Fakat 97’de YOK olaya mudahale etmis ve tekrar yasaklanmis. Bu sorunu derinlestiren ve bugunku konuma getiren de 28 Subat kararlari olmus. Ozal’in ilk serbestlik onerisi cumhurbaskani Evren tarafindan imzalansa ve 28 Subat surecine boyle bir sorun olmadan girsek su anda daha manali islerle ugrasiyor olacakti ulkem insani.

  14. Tabii yukaridaki bilgilere 28 Subat surecinde yasananlari eklemek gerek. Yorumum bu sorunun ortaya cikmasinda en fazla mesuliyeti olan insanin Erbakan oldugudur. Surekli tahrik ve tehdit etmesi, imam hatipler arka bahcemizdir diyerek egitim kurumlarini da siyasetine bulastirmasi, devrim kanli mi kansiz mi olacak soylemleri… Sorunu cozulmez kilan o tavirlar ve eylemlerdi. Iste bu yuzden su anda izlenen yol daha buyuk sorunlar yaratabilir diyorum. Bu konuda oturup adam gibi konusmak, uzlasmak gerekiyor. Erbakanin yaptigi gibi inatlasmayla bir seyler elde etmeye calisilirsa turbana ozgurluk derken cok daha fazla seyi kaybederiz.

  15. Aga cok guzel ozetlemissin ama anlatmak istedigim son cumlede soyledigindi. Yani bu ulkede bundan 40 sene once universitelerde turbanla okuyan ogrenciler vardi ve herhangi bir problem de yoktu. Sonra nolduysa boyle bir yasaga gereksinim duyuldu, o gunden beri de binlerde defa tartisildi. Bu mudur yani ulkenin problem.
    En kotu karar kararsizliktan iyidir. ulkenin bu gibi konularda bir an once karar verip yol almasi gerekir. Biz Amerika degiliz ki bebek aldirmak olsun mu olmasin mi diye gunlerce tartisalim, kosmamiz gerek.

  16. Türban ya da başörtüsü..her nasıl tanımlıyorsanız tanımlayın ama burada benim önem verdiğim tek nokta; kişinin eğitim hakkının böyle bir yasakla engellenemeyeceği gerçeğidir. Şayet engelleme varsa, bu faşizm değildir de, nedir?

    Bu arkadaşlara, hepimizin sahip olduğu(!) özgür ortam sağlanırsa, nolur? Benim adıma çok şey değişmez. Sadece memlekette özgürlük adına olumlu bir hamle yapılmış gözüyle bakarım olaya.

    Peki bu verilmesi muhtemel özgürlük, türbanı / başörtüsünü ilkokul sıralarında indirir mi? Onun için net bir şey söylemek zor ama böyle bir korkumuz/korkunuz var diye,hür iradesiyle türban takmayı tercih eden kızların, eğitim haklarını ellerinden almalı mıyız? Sanırım buna çoğu kişi “hayır” der..en azından demeliyiz diye düşünüyorum.

    Son olarak, en son yapılan yorumlara katılıyorum Bu meseleyi başımıza açan Erbakancı tayfadır. Zaten bu memlekete en büyük zararı veren kesimlerdir bunlar. Dindar geçinen ama öyle olmadığını varsaydığım güruh. Bu sadece dinle alakalı değil. Solcu geçinen siyasileri de görüyoruz misal..Ama siyasi simgedir diye yasaklamaya çalıştığımız türban, bu uygulama nedeniyle, iyice siyasi simge olma formatına girmiyor mu sizce de? Bu adamlara türbanı/başörtüsünü siyasi simge olarak kullanın diyen ile yasakçı zihniyet aynı kesim sanki. Bilmem yanlış mıyım?

    Not: O değil de, yorum olayında bir “önizleme” seçeneği olsaymış, ne güzel olurmuş be abi.

  17. ben bir tek şey sormak isterim bu yasağı faşistlikle statükoculukla diktalıkla eşit göre arkadaşlarıma.
    diyorsunuz ki eğitim hakkı engellenemez.Peki sıra sözkonusu olan öğretim hakkına geldiğinde ne olacak?
    öğretim hakkıda engellenemez değil mi?

  18. Türban ın tarihsel gelişimini de farklı bir görüş olarak biz yazalım.
    Türban sorunu, 1968 yılında Ankara İlahiyat Fakültesinde okuyan Hatice Babacan adındaki kız öğrencinin derslere başörtülü girmesi ile başlamış oldu. Bu konuyu yazan Hasan Pulur un yine eklediği bir not bu kişinin Ali Babacan ın halası olduğu. Şu güne kadar yalanlanmadı benim bildiğim. Sonrasında öğrenci fakülteden atıldı diğer öğrenciler bunu protesto için boykota başladılar fakülte tatil edildi bakan istifa etti.Öğretim üyelerinin çoğunluğu sorunun temelinde tarikatların ve başka amaçların olduğunu belirtiyorlardı. Bunların başında da Prof. Dr. Bahriye Üçok vardı.
    Sanırım Üçok un sonunu bilmeyen yoktur .
    Günümüzde türban sorunu olan olay böyle başlamıştır.
    Murat Bardakçı türbanın çıkışını ise şöyle anlatmaktadır:
    -Türban 1970 lerin ortasında Lübnan da ortaya çıkmıştır.Yaratıcısı ise Lübnanlı Şiilerin lideri olan Hacetülislam Musa Sad Şiiler ile filistinliler arasında çeşitli sorunlar çıktı. Şiili kadınların Filistinliler tarafından taciz edildikleri de oluyordu. Hacetülislam Musa Sadr , Şii kadınların güvenliği için , bu biçimde örtünmelerini söyledi.Yani türban başörtüsü bağlama biçimi, inanç değil güvenliğin gereği olarak ortaya çıktı ve hızla yayıldı.
    Hacetülislam Musa Sadr, 1975 te yaptığı açıklamada bu başörtüsü modelini bizzat hazırladığını söyleyecek ve ilhamını Batı dünyasının kilise resimlerinden ve Lübnan daki Katolik rahibelerin kullandıkları başörtülerinden aldım diyecektir.
    Murat Bardakçının anlatımını Hasan Pulur un köşesinden aldım buraya koydum. Bir ekleme yapalım. Bu model bir üniforma biçimidir.
    Ve şimdi bu hareketin Türkiye ye yansımasını Doç. Dr. Şahin Filiz’den aktaralım.;
    -Türkiye de ithal dinsel telakkiler , anlayışlar , 1970 den itibaren Ortadoğudaki İslamcı ve Arapçı milliyetçi hareketlerin kitaplarının Arapçadan tercüme edilmesiyle Türkiye ye girmiştir.
    … 1970 lerde zaten arap dünyasında çıkan kitapların Türkçeye tercümeleri, türban, Arap dilinin dini öğrenme ve yaşamanın bir yolu olduğuna ilişkin propagandanın yoğunlaşmasıyla Türkiye de Araplara göre bir din , dünya ve devlet anlayışı hakim olmaya başladı. O tarihten bu yana da yoğunlaşarak devam eden mikro Arap milliyetçi düşüncesine odaklanan bir din anlayışı doğdu. Zaten çarpışmada bundan kaynaklanıyor

    Bundan sonrasını yazmıyorum. Bizi ilgilendiren kesimi bunlardır.Ortadoğu da İslamcı ve Milliyetçiliğin gelişimini okurken aklınıza o zaman dünyanın iki kutuplu olduğunu ve ABD nin komunizme karşı yeşil kuşak çizdiğini hatırlamanızı isterim.
    Türban abd nin emridir diyen tosun kardeşime de selamlar.

  19. mussolini’ye haybeden küfür etmiş insanlar yıllarca. Türkiye’deki yasaklardan haberleri yok çünkü..

  20. Allah kimseyi akıldan izandan uzak etmesin.mussolini ile bile karşılaştırma yapabilmekteler.
    hitler de seçimle iş başına gelmişti. sonuç?
    Ne oldum dememeli ne olacam demeli.

  21. Yazık vallahi…
    Burada bile tartışma “boka” sarabiliyormuş. Nereden nereye geldik.

  22. Cemil Çiçek demişki:

    “Şunu açıkça ifade ediyorum, başı örtülü biçimde üniversiteye giden bir kız ileride devlet dairesinde çalışabileceğini düşünmesin, böyle şey olmayacak!”

    Nasıl olur diye düşünüyorum, nerde hani dini inançlarını yaşayan hanım kızlarımızın özgürlüğü? Hanım kızlarımız üniversiteye alınmıyor diye laisiteyi topa topan AKPli ve bazı liberallerin Cemil Çiçek’e ve haliyle AKPye de sallaması gereken iki kazma-kürek vardır heralde? Sen dini inançlarını uyguluyor diye kadınları nasıl ayırırsın be adam?! Nasıl çalıştırmazsın kamu hizmetinde?! Bu ne faşistlik böyle?!

  23. “Zorunlu kalmadikca sokaga cikmayin, cikarsaniz da fazla kiritmayin.”
    Turbana ozgurluk diye bagiran insanlarin kafasinin ici bu iste…

  24. Ben yazmadim bunlari werdure, Milli Gazete’de yazilan emirler bunlar.
    Onu da yasakci, ozgurluk dusmani laikciler basmiyor ya…

  25. Bu arada ozanforever abi verdigin turbanin tarihi gelisimi ile alakali bilgiler dogrudur. Yalniz goruldugu uzere turban 1970’lerin ortasinda Lubnan’da ortaya cikmadan cok once 1968’de Turkiye’de benzer bir sorun yasanmis. Olayin turban-basortusu ayrimiyla, turbanin araplarin milliyetci ve soven bir simgesi olmasiyla falan bir alakasi olmadigi bu gerceklerden bile cikarilabilir.

  26. evet gerçekten gerçekler bu 2 senelik ayırımdan çıkarılabilir. Biz günlerdir boşuna evham yapmışız. Saçma sapan bilgilerle kafa ütülemişiz.

    bu ayrıntıyı göremediğimizden soruna başka açılardan bakmışız.
    verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dileriz.

  27. Tosun genelleme yapman hoş olmamış o bakımdan. Genellemeye gidecek olursak emin ol o kadar çok şey yazarım ki.
    Hatta beraber yaşadığımız ufak bir örnek ; Hatırlar mısın? Birgün 4. Levent de simit sarayındayız. Mitinglerin yapıldığı günler. Yan masa da mitinge gidecek olan bir bayan Abdullah Gül için nasıl bir müthiş eleştri getirmişti. Karısı arap! Kendisi ermeni! böyle Cumhurbaşkanı mı olur ayol? peh peh peh. Şimdi ben Abdullah Gül ü Cumhurbaşkanı olarak görmeyen herkesi aynı kefeye mi koyayım?

  28. Arkadasim, o satirlar Milli Gazete’den alinti diyorum sana. Genelleme de yapmiyorum. Turban takan insanlara da demiyorum bunu. Lafimin kime oldugunu anladin sen werdure…

  29. siteye ilk kez raslantı sonucu girdim.türban üni.de srbest olursa liseye ilkokula iner mi,kamuda ne olur, bütün bunları bi tarafa bırakırsak herşeyden önce örtünmek,başörtüsü Allah’ın emridir.Kur’an dada bununla alakalı hükümler bulunmaktadır.bu durumda eğer Müslüman olduğunu söylüyorsa bi insan başörtüsü yasağının kaldırılmasına karşı olmamalı.Allah’ın emrine karşı gelen bi insanın Müslümanlığından şüphe ederim ben.

  30. hasenat,
    bu tarz keskin ifadeler yazmamak lazım bence. fitne üretebilir gibime geliyor. inanç çok ayrı bir olgudur. üzerinde detaylı tartışılmasından da yana değilim. kişi aklı daha ön plana sokarsa bu hadise de, işler tersine dönebilir. zira inanç gayba inanmaktır bence. bu durumda da sorgulamak garip olur. gönülden bağlanmayla alakalı bir durum.

  31. Kimseye sacma sapan bilgilerle kafa utulemissiniz demedim, demem de. Yalniz Deniz Baykal’in net bicimde ifade ettigi, yukarida da yazdigim “basortusu degil turban sorunu var” soyleminin samimi olmadigini ifade ettim. Basortusu de turban kadar siyasal ve dini simgedir ve universiteye sokulmamasi turban gibi gerekcelerle normaldir. Yani turban baska, basortusu baska fikrine katilmiyorum, birinin laikligi zedeledigi dusunuluyorsa digerinin de zedeledigini dusunmek normaldir.

    Ayrica ortalikta fetva savaslari var. Yine Deniz Baykal gecen hafta turban Kuran’in emri degildir fetvasini yayinlamisken, burda da hasenat tersi yonde bir fetva yayinlamis. “Müslüman olduğunu söylüyorsa bi insan başörtüsü yasağının kaldırılmasına karşı olmamalı” seklindeki fetva ile de olayi noktalamis 🙂 Fetvalar havada ucusuyor, iki gun once de fetullah hoca efendi hazretleri vermis bir fetva, onu da iskalamadik.

  32. fetva verdiğim falan yok.eğer meal okuyorsanız bilirsiniz.Ahzab suresi 59.ayet ve Nur suresi 31.ayette örtünme emredilmiştir.Bu Allah’ın emridir.Fethullah Gülen,şu yada bu kişi kim olursa olsun ne farkeder.Allah bunu emretmiş.üstüne başka birinin söz söylemesine gerek varmıdır.ben Kur’an da okuduğum bu emri sizlerle paylaşmak istedim.kayser,keskin ifadeler yazmamak gerek demişsin evt ama bu çok açık bişey.imanın şartlarından biridir Allah’ın kitaplarına inanmak.Eğer Kur’an da Allah’ın kitabında geçen söze inanmıyorsa bi insan yok sayıyorsa nasıl iman etmiş olur?iman etmeyen biri nasıl Müslüman olur???

  33. Kur’an ı Kerim de paradan para kazanmak, herhangi bir emek harcamadan mal edinmek ya da yarar sağlamak kesinlikle haramdır. Doğru mu değil mi hasenat efendi?
    Türkiyede paraya en çok faiz veren ülke değil mi?
    e bu ülkenin iktidarının söylemi ne?

    Başörtüsü Allah ın emri faiz kimin emri? dürüst olun dürüst.

    ağa%
    deniz baykal kim ki? icraatı laftan öteye gitmeyen bir lider.Ben siyasi ve dinsel simgelerin hepsine karşıyım. Ama türban ve Başörtüsü arasındada bariz bir fark vardır. Birisi bu toprakların geleneğidir diğeri bu toprakların dışından gelmiştir.
    Bir tarafta türbana sarılan bir kesim diğer tarafta başörtüsü diyen başka bir siyasal kesim. Bunlar hiçbir şekilde bu sorunun çözümü olamazlar. İkisinin de söylemi siyasi. Bu sorunda siyasi bir çözüme kavuşamaz. 10664646 keredir söylüyorum ve anlaşılan o ki söylemeye devam edicem.

  34. Bir adamla rakı sofrasına oturursun. Laf lafı açar, domuz etinin ne güzel olduğuna gelir. Sert çıkar paşam, der ki “Domuz eti yemem ben, haram” Ee olm senin kafan bi milyon zaten… Yemişsin yiyeceğini…

    Dini emirleri istediği gibi yorumlayan, istediği gibi uygulayan, bir de “ben ne tezat bir insanım” demeden dindar kesilen adamın çakralarına sokayım, türbana bişi olmasın…

  35. evet faizde haramdır ben helaldir demedimki.hem niye iktidarın işleriyle beni yargılıyosun.ben faize kesinlikle karşı olan bi insanım.başörtüsü de helal kazançta Allah’ın emridir.ve şuan bu iki emirden birinin daha rahat uygulanabilmesi için bi adım atılmış durumda.ne yapalım yani,bizim ülkemizde faiz uygulanıyo başörtüsü olmasa da olur mu diyelim?başörtüsünü sevmeyebilir bi insan,fıtratına ağır gelebilir,gözüne çirkin gelebilir.ama bu İslam’ın bi gereğidir.her Müslüman bunu kabul etmelidir.en azından çıkıp evt başörtüsü dinimizin emridir diyebilmelidir.buna inanmalı iman etmelidir.bizler burada tartşışıyoruz düşüncelerimizi paylaşıyoruz bu bi nevi,fakat bazı milletvekillerinin sözde bu ülkeyi yönetenlerin çıkıp da “Kur’an da böyle bir hüküm yoktur, dinin gereği değildir” demeleri gerçekten çok acı.hani hiç Kur’on okumamış incelememiş bile olsa,insan bi düşünür tartar söylediğini araştırır.sonuçta o sözü bütün milletin duyabileceği bir ortamda söylüyorsun sen.benim en çok kızdığım nokta bu bırakın uygulamayı daha bunun doğruluğunu kesinliğini kabul edemiyolar.

  36. Biraz farklı bir açıdan bakayım. Şimdi “faiz haramdır” deniyor. Peki ben “faiz neden haramdır” diye bir soru atsam ortaya, bunun gerekçeleri ortaya konarak verilecek bir cevap var mıdır; yoksa “Allah’ın emridir” denerek dogmatik bir yaklaşım mı sergilenir?

    Tabi esas olay bunun türbanla bağlantısında. Aynı şekilde “türban (ya da örtünme)neden emredilmiştir” diye sorsam; gerekçeli bir açıklaması var mıdır; varsa nedir; yoksa “Allah’ın emridir” diye kestirilip atılabilir mi?

    Son ve can alıcı soru ise; bu emirlerin gerekçesi hangi zaman ve mekana göredir. Bu gerekçeler 1500 senede değişiklik göstermiş olabilir mi? Veya gelecekte değişebilir mi? Değişirse türban ve faiz konusuna yeni yorumlar gerekmez mi?

  37. igor..evt Allah’ın emridir diyerek kestirilip atılabilir.üzerine başka bi söz söylemeye gerek yoktur.acaba doğru mudur demeye gerek yoktur.neden?çünkü Allah’ın emri olan herşeyin mantıklı bi sebebi vardır ztn.faiz neden haramdır, hiçbi emek vermeden elde edilmiştir çünkü.İslam dini hakederek kazanmaya önem verir.hadi siz dogmatik olarak düşünüyorsunuz o halde dini bi kenara bırakıp düşünün.bi insan ki ekmeğini alnının teriyle,emeğiyle kazanıyo,bi başkasını düşünün hiç çaba göstermeden havadan kazanç elde ediyo.hangisi daha mantıklıdır, hangisi daha doğru bi davranış göstermiştir?başörtüsü konusuna gelince Peygamberimiz(s.a.v.)”gözün zinası bakmaktır” buyuruyor.peki size sorarım açık bi bayana mı yoksa muhafazakar kapalı bi bayan mı size daha çekici gelir, daha çok bakarsınız?Allah kadına örtünmeyi, kendini sakınmayı emretmiştir.erkeklerin şehvani duygularına kapı açmamak,engel olmak için.son sorunun cvbı,Kur’an son ilahi kitaptır.zamana göre onu yorumlayabilseydik İncil’den Tevrat’tan ne farkı kalırdı?onlar da zamanın şartlarına göre insanın kendi isteklerine göre değiştirilmemiş midir?Kur’an değişmemiştir ve inşallahta değiştirilmeyecektir.değiştiği gün de kıyametin koptuğu gün olur heralde.

  38. ben bir erkek olarak yazdıklarından utandım hasenat. Koskoca din sizin gibilerin yüzünden zaten bu halde. Cahil cühela insanlar olarak bu yüce dini bu hale getirdiniz.
    Yazdıklarının uzaktan yakından islamiyetle alakası yoktur. Bu ilkel mantıkla bu dini kurallar bütünüymüş gibi de gösteremeyeceksiniz.
    Ben diyorum ki türban farz değildir hatta Allah ın emri hiç değildir. Bende inançsız mı oluyorum? Bunun cevabını sen verebilir misin?
    Bu benimle tanrı arasındadır. Kimseyi de ilgilendirmez.
    Çok şey yazılır ama yazamıyorum sinirden. Böyle bir şeyi söyleyip bir de peygamber efendimizi şahit göstermek.Haddini aşma bence.

  39. Valla ekonomi teorilerinin temel taşı faiz hakkında “hiç çaba göstermeden havadan kazanç elde etmek” tanımını yaptın ya, söyleyecek söz bulamıyorum. Bu yüzyılda bile hala “faiz haramdır yanlış birşeydir” mantığında olan varsa, alsın karısını kızını bizim şehvani duygularımızdan korusun. Zira ben dar elbiseli, makyajlı türbanlı bi kız görünce, yazın yanımda bikinisiyle denize giren kızdan daha çok tahrik oluyorum.

  40. peki ya bana cvp ver ozanforever sen Kur’anın mealini okudunmu?Peygamberimizin hadislerini okudunmu?bi insan dinini nasıl öğrenir?kitabından Peygamberinden değilmi?Müslümanların kitabı Kur’an değilmi,Peygamberimiz Kur’an ahlakıyla ahlaklanmamış mıdır.banim yazdığım hadis hadis-i kutsidir.bir de peygamberimizi şahit gösteriyorsun demişsin.peki ya bizler Allah’ın kitabını açıp okumayalım,Peygamberimizin sözlerinden haberdar olmayalım sünnet nedir bilmeyelim, bu nasıl bi inançtır?hangi kaynağa göre şekillenmiş bi inançtır.Kur’an da başörtüsü emredilmiştir.bunu Kur’an mealini baştan sona kadar okumuş biri olarak söylüyorum.rica ediyorum Allah rızası için sen de bir oku ondan sonra gel tekrar yap yorumunu.bu vericeğim linkten de faydalanabilirsiniz,örtünmeyle ilgili ayetler yazılmıştır.eğer biz Kur’an da yazdığını göre göre örtünmek Allah’ın emri değildir dersek bu inkar olmazmı kendimizce değiştirdiğimiz bir din olmaz mı??http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1048

  41. “Zira ben dar elbiseli, makyajlı türbanlı bi kız görünce, yazın yanımda bikinisiyle denize giren kızdan daha çok tahrik oluyorum. “demişsin.ben buna da karşıyım.Allah rızası için kapanmak ayrıdır.eğer bir insan Allah için kapanmışsa bütün vücudunu ona uygun şekilde kapatır.yanlış mıyım?neden bütün kapalıları aynı kefeye koyuyosun.başını düzgün bi şekilde örtmüş vücudunu da düzgünce kapatmış başörtülü insan yokmu hiç çevrende neden onları değil de belki aile baskısıyla belki şunun bunun isteğiyle kapanmış ama başını kapatmaktan öte gidememiş kendini çevresine beğendirmek için makyaj yapan dar giyinen insanları anlatıyosun?İslam güzellliğe önem verir.fakat bu helal daire içerisindedir.bi bayanın kocasına, helaline kendini güzel göstermek için makjay yapması süslenmesi doğal bişeydir.fakat başını örtüp sonrada süslenip püslenip ortalıkta sokakta dolaşan bayanları ben tasvip etmiyorum.açık insanlara da saygımız var, açık olan fakat diğer ibadetlerini güzelce yerine getiren bayan da çok.bu da bi nevi güzelliktir.fakat hem diğer ibadetlerini yerine getiren hemde başını kapatıp giydiğine dikkat edip tam olarak dinini yaşamaya çalışan bayanlar da var.İslamın emrettiği de bu değil midir?

  42. peki hasenat sadece şu soruyu sormak isterim cevabını verirsen de sevinirim

    okuduğun meal ne kadar doğru yani türkçeyi ve arapçayı birebir karşılama oranı nedir?

    Nur suresinde geçen kelimenin başörtüsü olduğundan nasıl bu kadar emin olmaktasın?

  43. okuduğum meal diyanet işleri başkanlığınca hazırlanmıştır.ayrıca başka ilahiyatçılar tarafından hazırlanmış meallere de baktım.ayrı yorumlar yapılmıştır.aralarında tutarsızlık bulunmamaktır.Nur suresinde geçen kelimenin başörtüsü olduğundan nasıl bu kadar eminim “başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar” aynen bu açıklama yazıyor mealde.peki ya ne yapayım şimdi veya ne yapalım diyanet işleri başkanlığının, ilahiyatçıların hazırladığı açıkladığı ayetlere belki doğru değildir diyerek inanmayalım mı?ozaman dinimizi nasıl öğrenicez, Allah’ın kitabını şuan başka kimler daha doğru açıklayabilir?bunca ilahiyatçı,bunca arapça bilen insan en önemlisi diyanet işleri başkanlığı yanlış açıklama yapıyo olabilir diyerek inanmayacaksak bizler kime soralım dinimizi kitabımızı?nasıl öğrenelim?yalnızca bi kaynağa bağlı kalarak bunları söylüyor olsam başörtüsü konusunda belki haklısındır, diyebilirsin ki belki de o insan yanlış biliyordu öyle açıkladı.ama kaç ilahiyatçı aynı açıklamayı yaptı?ben bunu kaç Kur’an mealinde okudum.amacım ortamı germek kavga yaratmak değil bunu yapan yeterince insan var ztn.ben yalnızca doğru olduğuna sonuna kadar inandığım şeyleri burda paylaşmak aktarmak istedim.Müslüman bi insan eğer çevresinde yapılan bi yanlış görüyorsa o insanlara doğru olduğuna inandığı bilgiyi aktarmak çevresindekileri uyarmakla mükelleftir.ben üzerime düşeni yaptım inşallah.bildiğim kadarıyla anlatmaya çalıştım.İnşallah Allah tüm günahkarları ıslah eyler,inşallah hepimiz Allah’ın sevdiği cennetine layık gördüğü kullar oluruz.tüm inananların olduğu gibi benimde duam ve temennim budur.elbetteki zorla inandıramam isteyen inanır söylediklerime.ben bildiğim kadarıyla anlatmaya karanlık olduğunu düşündüğüm noktaları aydınlatmaya çalıştım.

  44. 3.cümlede ayRı kelimesini kullanmışım gönderdikten sonra farkettim -AYNI yorumlar yapılmıştır-yazmak istemiştim.

  45. Su anda tartisilan mesele turbanlilarin universiteye girip girmemesinden cikti, turban dinde var midir yok mudur noktasina geldi. Boyle bir tartismanin mevzu bahis universiteye girmek meselesiyle hicbir baglantisi olduguna inanmiyorum. Deniz Baykal’in “dinde turban yoktur” cikisina da bu yuzden anlam verememistim. Bu ozgurluk meselesine “turban dinde yoktur” diyerek muhalefet edilemez, ayni sekilde “turban ya da ortunmek dinin emridir” diyerek de bu yasa savunulamaz. Yasayi cikaranlarin laiklik ve ozgurluk geregi bunu yapiyoruz demeleri ve tum dini simgeleri serbest birakmasi gerekirdi. Su anda serbest birakilan ise sadece cene altindan baglanan bir ortu. Bu sekilde cikan bir yasanin ozgurluk adina oldugunu kimse savunamaz. Yazida yazdidim Sihlerden birisi oldum diyelim (Sikh yazmisim surekli yazida aliskanliktan, kusura bakmayiniz), o zaman bir erkek olarak basima tulbentimi baglayip universiteye giremeyecegim mesela, neden cunku cene altindan bagli degil ve erkegim. Ozgur olmam icin sadece cene altindan turban baglayan bir musluman olmam gerekiyor, enteresan. Pece, carsafi engellemek icin bu serhi koyduk diyecekler ama zaten yuzu tamamen kapatan, taninmayi engelleyici sekilde giyinmek yasaktir diyerek de bunu engelleyebilirlerdi. Yasanin su haliyle ozgurlukler icin cikarildigini iddia etmek guc. Tartismanin eni sonu turban dinde vardir yoktur noktasinda kilitlenmesi ise siyasilerin laikligi kavrayamamasinin aci bir sonucu. Sadece bir dinde ortunmek var midir yok mudur diye tartisip, sonra da ozgurlukler icin ve ortunmeyi serbest birakiyoruz, laiklik de dini ozgurce yasamaktir diyorlar. Paradokslardan paradoks begen… Insanlarin bu tartismada birbirlerini dini yanlis yorumlamakla, dinsizlikle falan suclamasi da cabasi. Cok uzamis ve gereksiz bir mesele ama ne kadar carpikligimiz varsa gozumuzun onune getirip koydu, bunlari goren var mi onu bilemem tabii.

  46. bir deli bir kuyuya taş attı bütün türkiye bir oldu çıkartmaya çalışmakta.
    Sorunun din temelinde ele alınmaya başlanması doğru bir gelişme.Anayasa kanun değiştirilerek bu işi bir çözüme vardırmak imkansız. Kördüğüm olur sonu ve ona doğru da gitmekte.
    Ortada laiklik açısından bir paradoks yok. Herkes ibadetini yapmakta özgür. Kimsenin kimseye karıştığı yok gündelik yaşamda. İsteyen camiye isteyen kiliseye isteyen havrasına gider ibadetini yapar. Ezan sesi çan sesine karışır herkes hür iradesini kullanır.

    Yasayi cikaranlarin laiklik ve ozgurluk geregi bunu yapiyoruz demeleri ve tum dini simgeleri serbest birakmasi gerekirdi.

    Bende burada tam tersini düşünüyorum yasa koyucu, devlet kurumlarında buna üniversitelerde dahil hiçkimse dini inancını ve bu inancının simgesini kullanamaz demiş bunun altında bilim ve aklın inanç la sınırlandırılmasını önlemek istemiştir.İnanç dayatmasının öne çıkmasını engellemektir amaç.
    Dini inançlarını yaşayan ve bunu simgelerle gösteren bir kişiden buna tüm dinler dahil üniversite kürsülerinde
    -kürtaj hakkı evrim teorisi kadın hakları laiklik konusunu dinlemek ne kadar bilimsel olabilir?
    Bu konuda bu kişilerin söyleyecekleri, sadece bu Tanrının emiridir böyle olmak zorundadır sorgulanamaz demekten öteye gitmez. İstisnalar da bugünkü din anlayışı içinde kaideyi değiştirmez.
    Bu tarz bir söylem monolog olmaktan öteye gitmez dayatmaya girer.Hani nerede üniversitelerin özgürlüğü ve bilim anlayışı.
    Bunları geçelim ve üniversitelerin özgürlük kazanmasına fayda sağlayacak gerçek kazanımlar için mücadele edelim.
    Devrim öncesi Tahran üniversitesinin yılda ne kadar bilimsel eser verdiğini ve devrim sonrasında ne kadar eser verdiğine bakabilirsiniz. Bu da sadece farklı bir bakış açısıdır. Bizim sorunumuzla birebir örtüştüğünü söyleyemem.

  47. Burada Nur suresi 31.ayetin karşılaştırılmalı çevirileri var. Aralarında fark var nedeni ayrı bir kitap olacak kadar derindir.Arapça ve türkçe bilmek Kur’an tercümesi için asla yeterli olamaz. Bunun için İslam Tarihi dinler tarihi Arap kültür medeniyet tarihi ve bu antropoloji islam ve tarih felsefesi bilmek gerekir.Hepsini bilebilecek biri olamayacağına göre ortak bir çatı yaratılmalıdır.

    Bu tercüme farklılıkları konusunda başka bir şey daha ekleyeyim , Türkiye de ne kadar tarikat ve cemaat varsa o kadar farklı Kur’an tercümesi bulunmaktadır.Bu oligarşiyi kırmamız gerekir.

    Abdülbaki Gölpınarlı

    İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar; kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut kendi malları olan kölelerden, yahut erkeklikten kesilmiş veya kudreti olmayan erkek hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların gizli hallerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başka erkeklere ziynetlerini göstermesinler; gizledikleri ziynetler, bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar ve tövbe edin hepiniz Allah’a ey inananlar da kurtulun, erin muradınıza. *

    Ali Bulaç Meali

    Mü’min kadınlara söyle: ‘Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.’

    Diyanet İşleri Meali

    Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah’ın hükmüne dönün.

    Diyanet Vakfı Meali

    Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tabi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. *

    Edip Yüksel Meali

    İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç, alımlı yerlerini göstermesinler. Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar. Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler; ancak kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kızkardeşlerinin oğulları, diğer kadınlar, cinsel iktidara sahip olmayan erkek hizmetkarlar ve işçiler ve kadınların cinsel yönlerini henüz anlamayan çocuklar hariç. Gizledikleri alımlı bölgelerini sergilemek/bildirmek için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar, topluca ALLAH’a yöneliniz ki başarılı olasınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.

    Ömer Nasuhi Bilmen

    Ve mü’min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar ve avret mahallerini muhafaza etsinler ve ziynetlerini açmasınlar, onlardan her zahir olanı müstesna ve başörtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar ve ziynetlerini açıvermesinler. Ancak kocalarına veyahut kendi babalarına veya kocalarının babalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi kardeşlerine veya kendi kardeşlerinin oğullarına veya kendi kızkardeşlerinin oğullarına veyahut kendi kadınlarına veya kendi ellerinin malik olduğu cariyelerine veyahut erkeklikten kesilmiş hizmetçilerine veya kadınların avret mahellerine muttali olmayan çocuklara (karşı açıverilmesi) müstesna. Ve ziynetlerinden gizledikleri bilinsin diye ayaklarını da birbirine vurmasınlar. Ve cümleten Allah’a tevbe ediniz, ey mü’minler! Tâ ki felaha erebilesiniz.

    Muhammed Esed

    İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; [örfen] görünmesinde sakınca olmayan yerleri 37 dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. 38 Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, 39 ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve [yürürken] gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde 40 ayaklarını yere vurmasınlar. Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah’a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz! 41

    Suat Yıldırım

    31 – Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve günahtan korumalarını söyle.Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler.Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler. Zinet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar (köleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçileri veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklar dışında kimseye göstermesinler. Saklı zinetlerine dikkat çekmek için, ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz toptan Allah’a tövbe ediniz ki felaha eresiniz! [35,59] *

    Süleyman Ateş Meali

    İnanan kadınlara da söyle: “Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini (göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kimseye göstermesinler. Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kardeşlerine, yahut kardeşlerinin oğullarına, yahut kızkardeşlerinin oğullarına, yahut kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan(köle)lerine, yahut kadına ihtiyacı bulunmayan erkek tabi’lerine, yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklara gösterebilir. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ey mü’minler, topluca Allah’a tevbe edin ki felaha eresiniz. *

    Şaban Piriş Meali

    Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Açıkta olan kısmı hariç zinetlerini göstermesinler. Başörtüleri ile yakalarının üzerini de kapatsınlar. Süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendisi gibi kadınlar, kendi cariyeleri, erkekliği kalmamış hizmetçileri, kadınların mahrem yerlerini henüz bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar.-Ey müminler, kurtuluşa ermek için hep birden Allah’a tevbe edin!

    Ümit Şmşek Meali

    31. Mü’min kadınlara söyle: Onlar da bakışlarını sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, zorunlu olarak görünenin(4) dışında ziynetlerini göstermesinler; örtülerini, yakalarını kapatacak şekilde örtsünler.(5) Kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından,(6) ellerinin altında bulunan kölelerden, erkeklikten kesilmiş hizmetçilerinden ve kadınların mahremiyetlerine henüz vakıf olmayan çocuklardan başkasına ziynet yerlerini göstermesinler. Saklı ziynetlerini fark ettirmek için de ayaklarını yere vurmasınlar. Hepiniz Allah’a tevbe edin, ey mü’minler, tâ ki kurtuluşa eresiniz. *

    Yaşar Nuri Öztürk

    31 Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah’a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!

    Yusuf Ali (English)

    31- And say to the believing women that they should lower their gaze and guard their modesty; that they should not display their beauty and ornaments except what (must ordinarily) appear thereof; that they should draw their veils over their bosoms and not display their beauty except to their husbands, their fathers, their husband’s fathers, their sons, their husband’s sons, their brothers or their brother’s sons, or their sister’s sons, or their women, or the slaves whom their right hands possess, or male servants free of physical needs, or small children who have no sense of the shame of sex; and that they should not strike their feet in order to draw attention to their hidden ornaments. And O ye Believers! Turn ye all together towards Allah, that ye may attain Bliss.

    M. Pickthall (English)

    And tell the believing women to lower their gaze and be modest, and to display of their adornment only that which is apparent, and to draw their veils over their bosoms, and not to reveal their adornment save to their own husbands or fathers or husbands’ fathers, or their sons or their husbands’ sons, or their brothers or their brothers’ sons or sisters’ sons, or their women, or their slaves, or male attendants who lack vigour, or children who know naught of women’s nakedness. And let them not stamp their feet so as to reveal what they hide of their adornment. And turn unto Allah together, O believers, in order that ye may succeed.

  48. Sevgili hasenat bir de Ahzab suresi 59. ayete bakalım burada başörtüsü geçmektemidir?
    Evet Kur’an da örtünme vardır. Fakat bu biçimsel şekilsel veya maddi bir örtünmede çok daha fazlasını ifade eder. Güzel Ahlak a dayanır. Ve bu sadece kadınlara değil erkeklere de yükümlülük getirir.

    Abdülbaki Gölpınarlı

    Ey Peygamber, eşlerine ve kızlarına ve inananların kadınlarına söyle; dışarı çıkacakları vakit dışarıya mahsus elbiselerini giysinler; bu, onların tanınıp incinmemelerini daha iyi sağlar ve Allah, suçları örter, rahimdir.

    Ali Bulaç Meali

    Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Diyanet İşleri Meali

    Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.

    Diyanet Vakfı Meali

    Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Edip Yüksel Meali

    Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve inananların kadınlarına örtülerini üzerlerine salmalarını söyle. Bu, onların (erdemli kadınlar olarak) tanınıp hakarete uğramamaları için daha elverişlidir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Ömer Nasuhi Bilmen

    Ey Peygamber! Zevcelerine ve kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına de ki, üzerlerine feracelerini sıkı örtsünler. Bu, onların tanınmalarına ve eza edilmemelerine en yakın (en muvafık) bir sebebdir. Ve Allah en çok mağfiret edendir, çok merhametli olandır.

    Muhammed Esed

    Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve [öteki] bütün mümin kadınlara [toplum içine çıktıklarında] dış kıyafetlerini üzerlerine almalarını söyle: bu, onların [temiz kadınlar olarak] tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder. 74 Ama [unutma ki] Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır! 75

    Suat Yıldırım

    59 – Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara söyle: Ev dışına çıktıkları zaman dış elbiselerini üzerlerine salıversinler. Böyle yapmaları onların iffetli tanınmaları ve kendilerine sarkıntılık edilerek incitilmemeleri yönünden en uygun bir davranıştır. Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). [24,31] {KM, I Korintos. 11,5-6} *

    Süleyman Ateş Meali

    Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Şaban Piriş Meali

    -Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerini üzerlerine örtsünler. Bu tanınmaları ve incitilmemeleri için en uygundur. Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.

    Ümit Şimşek Meali

    59. Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, örtülerini üzerlerine alsınlar. Onların iffetli hanımlar olarak tanınmaları ve eziyete uğramamaları için bu daha uygundur. Allah ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.(24) *

    Yaşar Nuri Öztürk

    59 Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

    Yusuf Ali (English)

    59- O Prophet Tell thy wives and daughters, and the believing women, that they should cast their outer garments over their persons (when abroad): that is most convenient, that they should be known (as such) and not molested. And Allah is Oft-Forgiving, most Merciful.

    M. Pickthall (English)

    O Prophet! Tell thy wives and thy daughters and the women of the believers to draw their cloaks close round them (when they go abroad). That will be better, that so they may be recognised and not annoyed. Allah is ever Forgiving, Merciful.

Yorumlar Kapalıdır.