Bir Fethullah Gülen filmi… Bu yaz… Sinemalarda…

Birkaç gündür gündem malum, Taraf Gazetesi‘nde yayınlanan, Genelkurmay Başkanlığı Haraket Dairesi Üçüncü Bilgi Destek Şube Müdürlüğü (Yani düşün kaç tane var bu birimden) tarafından hazırlandığı ve Ergenekon’dan tutuklu bir albayın evinden çıktığı iddia edilen “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” isimli bir belge. Bazı yerlerde de “AKP ve Fethullah Gülen’i bitirme planı” olarak geçiyor. Doğru mudur yanlış mıdır, böyle bir evrak sahiden var mıdır bilemeyiz elbette. Bilmemiz de mümkün değil. İşbu sebeble kesin hükümlerden ziyade bu konu ile ilgili hissettiklerimi ifade etmek durumundayım.

Öncelikle söz konusu belgenin bilgisayarından çıktığı idda edilen albayın avukatı, arama sırasında olay yerinde avukat bulunmadığını, kanıtların hukuken geçersiz olduğunu ve evrağın sahte olduğunu iddia etti. Ardından Genelkurmay kendi içerisinde yaptığı soruşturmada böyle bir evrağın olmadığını, karargah tarafından böyle bir araştırma yapılmadığını belirtti. Emir-komuta zinciri dışında bir araştırma yapılmış olup olmayacağı sorusunu da “hakaret kabul ederim” diye cevapladı. Burası malumunuz elbette, öyle bir evrak olsa bile “Ya evet vardı aslında, ama valla kötü bir niyetimiz yoktu” demeyeceklerdir.

Şimdi basından bazı yansımalarla ufuk açmaya çalışalım. Bugün basına düşen yazılardan -bana göre- en güzeli Bekir Coşkun’a ait olanı ki, şuradan okuyabileceğiniz yazıda Coşkun özetle levazımın bulgur alım emrinin LK-BAT (Levazım Komutanlığı Bulgur Alım Talimatı) diye şifrelendiği bir kurumda, son derece gizli bir darbe planının adının “AKP ve Fethullah Gülen’i bitirme planı” olmasının mantıkdışılığından bahsetmiş. Ehh mantıklı diyebilen yoktur sanırım.

İkinci olarak Ertuğrul Özkök Fethullah Gülen’in 6 Nisan’da verdiği bir röportajla, bugün gündeme oturan belgenin Nisan ayında hazırlanmış olmasının tesadüfi olup olmadığını sorulayan bir yazısı var. Kimsenin irtica demediği bir dönemde Fethullah Gülen “Yakın zamanda yine bir takım oyunlar olabilir” diyor, hoopp bu belge ortaya çıkıyor. Enteresan. Ermiş bizim Fetto, ebu mübarek’ül aziiymmm!

Bu haber ilk çıktığında, doğru mudur, yanlış mıdır diye düşünmeye bile fırsat bulamadan aklıma şu geldi. Şimdi belge ne diyor? Cemaat şöyle gösterilecek, böyle bir algı oluşması sağlanacak, iftira atılacak, dedikodu çıkarılacak bilmem ne… Ee peki cemaat zaten gerçekten böyle bir yerse? Ki nispeten içinden gelen/geçen/kaçan birisi olarak ne menem bir yer olduğunu da az çok biliyorum. Olası bir ifşaa durumunda kamuoyunun bu belgelere, kanıtlara, kayıtlara inanmaması mı sağlanacak? Şey mi diyeceğiz toplum olarak “Yok lan öyle değil, ordunun karalaması bu. Yok yok, şeker gibidir cemaat. Kaka olan ordu.” Bu mudur yani?

Bir detay daha; yanlış hatırlıyor olabilirim, lütfen düzeltiniz. Kayseri’de bir komutanın esnafı fişlediği ile ilgili haber yine Taraf Gazetesi’nde hem de aynı imza ile yayınlanmış, bu haber üzerinde başta Zaman, Star, STV olmak üzere yandaş ve Fettocu medya ciddi bir yaygara koparmıştı. Yaygaranın kendisi kadar ses getirmedi ama, olayla ilgili bazı ilginç gelişmeler yaşandı. Meğer bahsedilen belge askerlerin girmesinin sakıncalı görüldüğü bar, kumarhane, genelev gibi yerleri içeren, tüm garnizonlarda benzerlerine rastlanabilen sıradan bir belgeymiş ve 2 subay, bu belge üzerinde tahrifat yaparak basına sızdırmışlar. Subayların Fettocu olduğu söylenmekte.

Aynı ismin, aynı medya organının benzer içerikli bir haberi ile çalkalanıyor şimdi ülke. Hatta sanırsam ilk defa bir devlet görevlisi olan başbakan, aynı devletin başka bir kurumuna dava açacağını söyledi.

Bir Fethullah Gülen filmi… Bir başvekil… Kendisine bağlı olan… Silahlı Kuvvetler’e karşı… Darbe beklenmeyen yerden geliyor… Soluğunuz kesilecek… Ürpereceksiniz… Bu yaz… Sinemelarda…

dea

2004'ten beri FasulyedenKom sitesinde yazıyor. Bekar. Karşı cinse düşkün. Şişman ve çirkin.

Bir Fethullah Gülen filmi… Bu yaz… Sinemalarda…” üzerine 2 yorumlar

  1. OdaTV yazmış:

    Ergenekon soruşturması kapsamında Em. Yüzbaşı Muzaffer Tekin tutuklandığında, avukatı Kemal Kerinçsiz’di. Daha sonra Kerinçsiz de aynı soruşturma kapsamında tutuklandı. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tutuklandığında avukatı Nusret Senem’di. Sonra Senem de tutuklandı. Örnekler çoğaltılabilir. Son örnek Serdar Öztürk’tür. Öztürk de tutuklanmadan önce, tutuklu sanıklardan Albay Levent Göktaş’ın avukatıydı. Hal böyle iken siz Serdar Öztürk olsanız, böyle bir belge de var ise, bu belgeyi büronuzda, çekmecenizde, bilgisayarınızda bulundurur musunuz?

    2. Serdar Öztürk’ün bürosu, Öztürk 4 günlüğüne Antalya’ya gittiğinde aranıyor. Öztürk’ün hangi tarihte Antalya’ya gideceği, telefonları dinlendiğinden zaten biliniyor. Ve çekmeceden fırtına koparacak bir belge bulunuyor! Normal mi?

    3. Soruşturma nedeniyle gizli kalması gereken belge, yine Taraf gazetesinden çıkıyor! (Taraf Gazetesi, İşçi Partisi Genel Merkezi’nde Yargıtay Krokisi bulunduğunu iddia etmişti. Aylar sonra, krokinin düzmece olduğu hukuken de saptandı ve Taraf Gazetesi İşçi Partisi’ne tazminata mahkum oldu!)

    4. Askeri savcılık, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’ndan belgeyi istiyor. Savcılık, fırtına koparan belgenin orijinalinin elinde olmadığını açıklıyor!

    5. Belgenin Genelkurmay’a ait olduğu iddia ediliyor. Siz Genelkurmay Başkanı ya da İkinci Başkanı olsanız, bir personelinize ya da bir biriminize AKP’yi ismiyle hedef alan bir belge hazırlatır mısınız? Genelkurmay’ın dinlendiği, belgelerin havada uçuştuğu bir dönemde böyle bir şeyi yaptırmak mantıklı mı?

    6. Bir iddia da, Genelkurmay Başkanı ya da İkinci Başkanı’ndan habersiz olarak, birimin başı Albay Dursun Çiçek’in bu belgeyi hazırladığı şeklinde… Siz Albay Çiçek olsanız, böyle bir belgeyi hazırlar mısınız? Diyelim hazırladınız, Ergenekon sanıklarından birinin avukatına ulaştırır mısınız? Ya da belgenin, Ergenekon sanıklarından birinin avukatına ulaşacak bir yol bulmasına olanak verir misiniz?

  2. Uykusuz’un son sayısının kapağındaki cümlelerden birinde şöyle yazıyor.

    “…Savcılıkta sadece fotokopisi bulunan belge sahte çıkarsa bu korkunç bir çetenin Türkiye’nin en önemli makamlarına sızdığı anlamına gelecek. Eğer belge gerçekse bu da korkunç bir çetenin Türkiye’nin en önemli makamlarına sızdığı anlamına gelecek.

Yorumlar Kapalıdır.