20 gün, 9 ülke, 27 otostop, 6000 km (vol.2)

Turistik bilinçle gezmediğimiz Bükreş şehrinin bende bıraktığı iki farklı tat var. Şehre girip yürümeye başladığımız sokaklar ve merkez olduğunu düşündüğümüz kısım boyunca binaların soluk renginden (gezdiğimiz balkan ülkelerinin çoğunda yer yer hakim olan komünist dönemden kalma bloklar, çok kişinin yaşadığı renksiz apartmanlar) sokakların renksizliğine ve insanların mütevaziliğine kadar her yerde boyun eğmişlik ve kabullenmişlikle gelen bir tutukluk hakimdi diyebilirim. Kaldığımız hostel çevresinin ise daha şık, renkli, avrupai ve refah bir havası vardı. Üniversite öğrencileri, orta üst kesim olduğu belli olan insan halleri, sokakların düzenliliği ve tamamlanmışlığı, kahve-bira içilen cafeler… İlk kısımdaki insanların ortak bir bilinçle yabancılara yardım etmeyi görev bilen mütevazı hallerinden, bireysel keyfin daha ön planda olduğu daha parlak ve bencil insan hallerine geçiş… Daha Fazlasını Oku