Merhaba, tanışalım mı?

Merhaba. Ben, patır patır adam kesen, kestiği insanları çukurlara gömen, satırlı, silahlı terör örgütü Hizbullahçıların serbest bırakıldığı, serbest bırakılmalarının ardından teker teker yurtdışına kaçtıkları; 14 yaşındaki bir kız ve babasının şikayetiyle cinsel istismar suçundan tutuklanan Hüseyin Üzmez’in suçu sabit görülerek 13 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ancak tutuklu kaldığı 2,5 yıl gözönüne alınarak serbest bırakıldığı; 2007’den beri devam eden Ergenekon davası kapsamında Veli Küçük gibi derin adamlarla aynı kefeye koyulan kimi 2 yıl, kimi 3 yıl tutuklu kalan ancak hakim karşısına kimi 1-2, kimi hiç çıkamayan gazetecilerin halen daha tutuklu yargılanmaya devam ettiği; üniversiteden arkadaşı ile öğlen yemeği yiyen gazetecinin yemek yediği kişinin radikal sol örgüt üyesi olması münasebetiyle tutuklanabildiği, 15 ay sonra ilk kez hakim karşısına çıkabildiği ve ancak serbest bırakılabildiği; ODTÜ’de master yapan bir üniversitelinin bir örgüt üyesinin not defterinde ismi geçtiği için hakkında arama kararı çıkartıldığı, GBT sorgusunda tutuklandığı, 2 yıl tutuklu yargılandıktan sonra hakkında tutuklama isteyen savcının bile hiçbir delil olmadığı için serbest bıakılmasını talep ettiği, ancak buna rağmen davanın Haziran’a ertelendiği ve o süre zarfında tutuklu kalmasına karar verildiği; sorgusunda kitap çalışmaları dışında tek bir soru sorulmayan gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle değil, suç isnat edilenlerin kendilerine bile söylenemeyecek kadar gizli deliller nedeniyle terör örgütü üyesi oldukları için yargılandıklarının iddia edildiği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Sen kimsin?

Davulcuya, zurnacıya…

Özellikle, görsel medyada son dönemlerde bazı programlar var ki, bir baba olarak çocuklarımızın, gençlerimizin yarını için birşeyi vurgulamak istiyorum, hiçbir medya patronu gençliğimizin ahlaki erozyonuna fırsat vermemeli, ona zemin hazırlamamalı. Yarın öyle bir bela olur ki bu bela onları da çarpar, onları da vurur. Onun için güçlü olmaya mecburuz.

Anneler, babalar, ‘Sadece okullarda bu işi çözerim’ diye düşünmeyin. Bizim de üzerimize düşen görevler var. Eğer son zamanlarda bazı arzu edilmeyen cinayetler, katliamlar duyuyorsak ve bunlardan dolayı üzülüyorsak, anne, baba olarak kendimizi de hesaba çekmeliyiz. ‘Acaba biz nerede yanlış, nerede hata yaptık’ bunların da üzerinde durmalıyız.

Şunu da unutmamalıyız. Dün o dediğim tesisleri denetlemeye giderken orada maalesef gençliğimizin bir bölümünün halini gördük. Gerçekten üzüntü vericiydi. Bu şekilde sınırsız, kontrolsüz bir ahlaki erozyonun olduğu yapılanma bizi dertlendiriyor. Onun için aileye sahip çıkacağız. ‘Çoluğumuz, çocuğumuz nereye giderse, gitsin’ diyemeyiz. Kendi başına bırakılan unutmayın, ya davulcuya ya zurnacıya…

Daha Fazlasını Oku