Ali Tekintüre


Hayat çok enterasan. Tanımayı geçtim, ismini bile hiç duymadığın insanların sende çok büyük etkileri oluyor, sen bunu hissetmiyorsun bile. İsim bilmek önemli. İsminin bilinmesi önemli. Ben ismini bilmediğim bir adamı, aslında ne kadar çok sevdiğimi dün farkettim.

Dün Youtube’da damar şarkılar kovalıyorum. Fairuz Derin Bulut isimli bir grubun, İbrahim Tatlıses’in “Seni Yakacaklar” şarkısını söylediğini gördüm. Dinledim, fena değil. “Acı Gerçekler”i farkettim, dinledim, baya baya güzel. Grubun youtube videolarında kulandıkları görsel, 80’lerin ışıklı pavyon tabelaları… Kendi grup isimleri ile birlikte Ali Tekintüre diye bir isim var tabelada. Allah allah, kim ki bu Ali Tekintüre?

Ali Tekintüre, bizim hastası olduğumuz, en ufak dert tasa kırıntısında sarıldığımız, en baba arabesk parçaların güftecisi… Yüz tanesinin müziği kendisine ait olmak üzere yaklaşık 1500 eseri kaset ve CD’lerde okunmuş, 350 şarkısı filmlerde, 50’ye yakını kliplerde okunmuş. Müslüm Gürses’e, İbrahim Tatlıses’e, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, Bergen… Daha nicelerine sayısız güfte vermiş, çok enterasan bir adam.

Araştırdıkça, yazdığı şarkıları dinledikçe hayran oldum. Sizlerin de dinlemesi için birkaç seçki derledim. Bildiğin külliyat oldu…

Ali Tekintüre’nin güftesini yaptığı birkaç önemli eser aşağıda. Rakı kadehlerini hazırlayın, birlikte dinleyelim, birlikte darmadağın olalım. Daha Fazlasını Oku

Birbirini Kapsayana Yazıklar Olsun

Takoz Recep pişmanlığı yaşasan kaç yazar o rövaşata ile ağlarımızı salladıktan sonra!

… İşaret parmağımı dudaklarıma götürerek, “Hışşşş,” dedim. Şarkı bitti. Biz taksinin arka kapılarıın aynı anda açıp dışarı çıkarken, İbrahim Kurban başını içeri uzatarak durumu şoföre açıkladı:”Orhan Gencebay çalarken arabadan inilmez kaptan.“…(Dublörün Dilemması)”

Mecidiyeköy metrobüs durağının merdivenlerinden insan seline kendini bırakmış usul usul çıkarken karşılıyor her sabah. Surat aynı yıllardır bildik babacan surat. Her seferinde beynimden vurmasa, görünmeyen sağ elimi göğsüme götürüp, yine görünmeden başımı usulca eğerek “Eyvallah Baba” diyip gideceğim yoluma.

Ama…

Yok mu o ağzından çıkıp reklam panosuna kazınanlar?

Bu vesileyle biz birbirimizi kapsamış oluyoruz.

Bu mudur yılların gönül adamlığının meyvesi? Tamam hatasız kul olmaz, tamam hatalarla sevmeliyiz, bir kez daha ama…

Ya El insaf bırak YK’ların İsmail kapsasın birbirini, bırak Tarkan’ıydı, öte yandan Nihat Doğan’ıydı ne bileyim toprak diye erozyonun ne kadar sürüklediği zerzevat varsa onlar kapsasın birbirlerini. Yanlış anlama derviş ol demiyorum zaten sana. Sen bak yine dalgana, adın borsada spekülatif işlemlerle anılsın, ucube yaratıklarla jüri ol, ama Allah aşkına senin için ya evde yoksa diyelim, bir teselli ver diyelim, musalla taşına öyle gidelim. Liseli günlerde körpe ciğerleri nikotin tanrısına senin nağmelerinle kurban ettik ya, hani ilk lokma bira var ya, hah işte onların hatırına dünyayı bu şekilde batırma.

This world should sink!

Bundan seneler önce keşfettiğim birisidir Mahmut Abi. Zamanla unuttum, gitti tabii. Bugün televizyonda tamamen alakasız bir şarkı dinlerken “noldu acaba bu adama?” diye aklıma geldi. Sitesine girdim, olanca haşmeti ile sapasağlam ayaktaymış meğersem. Repertuar çok gelişmemiş aslında, ve hala arada vasatın altında birkaç çalışma var gibi. Hepsini dinlemedim, kafam bulanık ama, yıllar önce kopartan etkisine maruz kaldığım This world should sink‘i sizinle paylaşayım istedim. Orhan Gencebay’ın Batsın bu dünya‘sına Mahmut Abi yorumu. Elbette global bir dille, ingilizce… Daha Fazlasını Oku