Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Kişisel UNICEF

50 trilyonluk süper loto ikramiyesi için çeşitli hayallere daldım ben de herkes gibi. Hemen seyahatlere çıktık, günlerce sarhoş olduk, onla yattık bunla kalktık, partiler verdik, dünyanın derdi tasasını bir kenara bıraktık, sağımıza solumuza eşimize dostumuza büyük hibeler yaptık, ortak arkadaşlar için bar açtık, orda yıllarca içtik muhabbet ettik, Fener maçından başka maç açmadık, gidenleri geri getiremeyeceğimiz için üzüldük,  çocukları sevindirdik, gelecek nesillerimizi kurtardık. Velhasıl-ı kelam yürüye yürüye şampiyon olduk. Yeri gelmişken söyleyeyim, paragraf başı kavramına ne oldu? Ben artık görmez ve uygulamaz oldum o kuralı. İş yerinde “Gönlümden Kopanlar” başlığı altında herkesten zengin olduğum zaman benden istediklerini not bile aldım ve harfiyen uymak üzere de söz verdim. Sonuçta o parayı tek başına yemek götlüğün eşanlamlısıdır. Peki herkesten farkımız var mı acaba hayallere dalarken diye sorgulamak lazım. Üç aşağı beş yukarı ilk olarak edinilecek şeyler bellidir ama ya zevklerimize harcayacaklarımız ya üreteceğimiz projeler? Genelde merak ettiğim kısım burası oluyor ütopik hayal muhabbetlerinde. Ben de izin verirseniz kendi projemi anlatmak istiyorum sizlere.

Madem Türksün…

Canoğlan'la tuvaleti rezalet (rezalet-i tuvalet) olan bir bardayız. O kadar ki, pisuvara ne verirseniz, alt hortumdan aynen geri yolluyor ayakkabınıza, paçalarınıza. Tam da "Oğlum süper loto bize çıkacak, ne yapalım" geyikleri döndürdüğümüzden, mekan sahibine "Abi senin barı da elden geçiririz, tuvalete filan bir çeki-düzen veririz" teklifinde bulunuyoruz. Tuvaleti pis ama sahibi idare eder mekanda hangi ortamda, nasıl pişirildiği zerre umrumuzda olmayan patateslerimizi yer, biralarımızı içerken telefonuma mesaj geliyor: "Madem Türksün, göster ürksün"

Hayat adil değil!

Adamın birisi bir gün Süper Loto oynamaya karar veriyor. Hiç oynamadığım için detaylarını bilmiyorum ama, örneğin, Sayısal Loto dediğimiz şey 49 tane sayıdan 6 tanesini karalamak ve o 6 sayının…

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?