Fasulyeden Muhabbetler IV : Altar Tuco bin Samsa

atbs

İnsanlara Altar’ ın en belirgin özelliği nedir diye sorsak, yüzde doksan oranında çok keskin köpek dişleri vardır cevabı alırız. Bir insanın sadece bu farklılığıyla anılması ben bu hayatta bir şeyleri yanlış yapıyorum ama neyi diye sorgulamasına yol açar mı?

Kimilerince nefretle, kimilerince sevgi ile anıldığımız doğrudur. Ancak bunu kalsiyuma indirgeyen tek kişi sensin. Her zamanki gibi realitede tek alkışlayanı sen olan sağlıksız fikirlerini, genele yayarak sanal destekçilerin adına çoğul konuşuyorsun. Şizofren olman, gerek bu düşünce yapın -ki zamanla kendi söylediklerinin en büyük iman edeni, hatta fanatik militanı da sen oluyorsun- gerek tipin icabı bence kaçınılmaz. Elektrik verilerek tedavi edileceğin günleri sabırsızlıkla bekliyorum.

Soruna dönecek olursak, bahsettiğin anlamda değil ama diğer pek çok konuda senin aksine sıklıkla kendimi sorguluyorum. Şöyle ki senin de çok iyi bildiğin gibi; eleştirmeyi ve eleştirilmeyi seven bir insanım. Kendimi eleştirmeye de bu sorgulamalardan başlıyorum. Bütün bunlar bir yana, sorunun tamamına bakıyorum da, tipmiş modelmiş diye konuştuğunu göz önüne alırsak, insan bazı anlar senin ne derece hastalıklı bir özgüvene sahip olduğunu unutuveriyor hakikaten. Ama sen kendini kıymık misali hemen belli ediyorsun. Yani düşünüyorum, neticede bünye çirkinliği bazında temel reis kılıklı, karakteristlik anlamda menfaati nereye yanaştırırsa oraya oturan safinaz ruhlu bir ULVİ olarak aynaya baktığında bizim gördüğümüzden farklı bir şey görüyor olamayacağına göre, geriye sadece bu hastalıklı özgüven kalıyor. Ne yani Brad Pitt mi var o aynada?

Ordu aşığı Dellez ve karşısındakini hor görür bakışlı kardeşiniz Ebru ile tam bir hırçın aile portresi çiziyorsunuz. Bu dikta rejim severliğiniz her ortamda kutuplaşmalara yok açmakta. Örnek verirsek dea’yı chuck piyonuyla devirme girişimleriniz etrafça gülünç bulundu, ama sizi dizginlemedi sanırım. Fasulyeden’deki derincilik faaliyetlerinizin sonu nereye varıcak? Biz tünelde ışık görmüyoruz da, sormak istedik.

Göremediğin anlardaki gibi gözlerini iyice kısarak daha bi çirkin bak bakalım görebilecek misin o ışığı? Dea’ yı devirmek gibi bir niyetim hiç bir zaman olmadı. Olsaydı çoktan onun adına imzalanarak verilmiş bir erken sevk dilekçesi ile hak ettiği şefkate kavuşturabilirdim. ( Bunu Dea adına yapmamış olmam senin için yapamayacağım anlamına gelmemeli. Ondan daha az nefret ettiğim için değil, senin için uygun konjüktürü beklediğimdendir. Şu İran bi yapsın hamlesini de seni davul zurna ile göndereceğiz inşallah.) Dediğim gibi hiç bir zaman Dea’ yı devirmek gibi bir niyetim olmadı. Aksine tüm çabamız onu biraz olsun yuvarlandığı miskinlik diyarındaki yanlışlık çukurundan çıkarabilmekti. Eğer şimdiye kadar yap dediklerim bir kenara yapma dediklerimi yapmamış olsa, en basitinden ruhunda daha az kırık olurdu. Teşbihte hata olmaz -ama cuk diye oturuyor- yontmaktı gayemiz. Evet kimi zaman farklı yöntemler izlemiş olabiliriz ama neticeye bakmak lazım.Geçmişe şöyle bir dönüp baktığımızda, 62′ den tavşan yapamayan bir feodal yavrusu olarak geldiği ocağımızda farklı motivasyon tekniklerimiz sayesinde, webmaster olarak çıktı. Bu seferde kendinden geçip tanrı sendromuna girdiği anlar oldu. Hatırlarsınız belki bi ara kendi kendine Kenan Evrenliği’ ni ilan edrek siteyi filan kapatmıştı. İnsanlara zorla yazdırmak gibi bi hayale kapılmıştı. Ama bir reset tuşu bulduk ve kendine getirdik. Gerçi ara sıra baş veriyor içindeki Neron. (Kafasında defne yaprakları ve tuniki ile zihinlerde hemen bir Dea yartılabilir.) Yok kendisiyle aynı görüşte olmayanlara saldırmalar, yok kimseye sormadan sitenin şeklini değiştirerek içine sıçmalar..vs. reseti geldiğini belli ediyor zaman zaman.

Chuk ise sevdiğimiz bir kardeşimiz. Canımız ciğerimiz. Değerli bir yetenek. Senin çakma, özgür ruh sechonun yanında sönük kalan tarzının aksine farklı tarzı, farklı yazı lezzeti olan bir arkadaşımız. Baldırı yeşil çimenlerde beyaz ve çıplak Dea’nın kaprisleri ile küstürülmeye çalışıldığı anlar olmuş olabilir ama yenik düşmeyecek-düşürülmeyecek bir yetenek. Ondan çok şeyler bekliyoruz.

Senelerdir 1907Ünifeb uğruna varoştan, elitten ve dahi orta sınıftan kum tanesi kadar sabiyi stand uğruna derslerine sokturmadınız, ellerine afiş vererek dekana gider yaptırdınız. Nice kimyagerler tüp göremeden, nice cerrahlar fare kesemeden mezun oldular. Hadi vicdanı geçtım, ulusa karşı işlenmiş bu cinayeti görmezden nasıl geliyorsunuz? Geceleri kuştüyüne kafayı koyunca tüyü bitmemişlerin çaresizliği batmıyor mu oranıza buranıza?

1907ÜNİFEB güzel gir şey. Sömürme değil de paylaşma odaklı olduğu için sana pek gelmez. Gelmedi de. Ha adam olan için de onlarca dost edinme imkanı var bi de. Sırada sınıfta elde edilecek şeyler değil. O bakımından vicdanımız sapasağlam çok şükür.

Rafine zevkleriniz olduğunu türlü kaynaklardan teyit ettirdik, hatta bazıları animeyi cüceli pornoya tercih ettiğinizi kulağımıza fısıldadı. Irkçı tavrınızı bu seçiminizde de kabak gibi görüyoruz. Burdan yola çıkarsak, hobilerinize ve fobilerinize ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Gün içinde terasa çıkıp aşağı baktığınız oluyor mu hiç ya da en son ne zaman vampir maskesi takıp aynada suratınızı görünce vahoy diye bağırdınız?

Animeyi severim. Değil cücelerin, senin bile üstünden geçildiği bir pornoya bile her zaman tercih ederim. Zaplamarım esnasında en çok duraklama sebebim daima çizgi filmler olmuştur. Hele bu japonların melakonlik yapısı ile daha bi güzel oluyor çizgi dünya. Ailecek beğenerek izleriz. Bi şekilde anime için zaman yaratırım. Sırf bunun için, şurda burda fırsat bulunan ilk anda izleyebileyim diye aldığım medya oynatıcım var. Hatta bozuldu da werdur’ un iyi edeceği günü sabırsızlıkla bekliyoruz.

Laf lafı açtı, bakın nereye geldi. Gasp ettiğiniz kitaplarımı ne zaman geri vericeksiniz? İnsanların dişinden tırnağından artırdıklarıyla okumak için aldığı kitapları arkadaşlarıyla paylaşması ulvice bir davranıştır. Peki o arkadaşların bu kitaplara el koyması ve sahibiyle dalga geçmesi ne derece ulvicedir? Hayır o kitapların laneti sizin peşinizi bırakır mı zannediyorsunuz ahirde, eğer öyleyse iki kere düşünün derim.

Bir gün dişinden ve tırnağından arttırdığın para ile aldığın bir şey olursa emin ol kutsal bir emanet adleder ona göre davranırım. Ama o güne kadar kaybol. O kitaplardan bardak altlığı, yazın pencere çarpmasınlığı yaptım ben. Hele o tuğla kağıt israfı resmen. Belki de gözlüğünü zevk için kırdıklarına vermeliyim.

ULVİCE bir davranışın bizim termolojimizde tam tanımı götlük şeklindedir. Yani iki kitapla olacak şey değil.

Senin bi boka benzemeyen iki kitabının laneti beni bulur mu bilmem ama hsntprk’ nin kırdığın gözlüğünün laneti seni muhakkak bulacak ULVİ. Kendisini “sana zarar verenden tazmin edemiyorsan bari zarar ver” felsefesi ile yetiştiriyorum. Pahalı takım elbisene sigara basarak intikamını alması konusunda verdiğim telkinler bence baya baya kafasına yattı.

Bugüne kadar ortamlarda “Nargile közünden sigara yakılmaz.”, “Ballı hardal ortasından sıkılmaz.” gibi çeşitli raconlar kestiniz, mario misali primler topladınız. Hepsine eyvallah, ama sayısız duble rakı içip bilincinizi kaybedecek duruma gelmeyi, ağaç diplerine ve dahi ortanca saksılarına kusmayı kendinize yakıştırabildiniz mi? Hayır, sonra ceremesini çeken en yakınlarınız oluyor. Bugün onlara bir barış iskenderi uzatın gelin, ne dersiniz?

Alkol bende baya baya neşe yapıyor bunu kabul edip ona göre içmek lazım. Ha ULVİ sana olan nefretim iç güdüsel olarak devam ediyor ama. Geçen baya güzel olduğum geceki videoda gördüm. Konuşmayı hatırlamıyorum bile ama sözlerime sana söverek başlamışım.

Bi de şu var tabi soruları Dea’ nın yönlendirmesi ile hazırladın. Sınırlı bir tombalağın maksimumum manipüle edebileceği soru da bu olur. Size yağmurlu havada su yok. Helvanızını düşünürüz.

Mesleğinizin avukat olduğunu barodan öğrendik, hatta Lawyer Manager oyununda “Hot Prospect for the Future” olarak nitelemişler sizi. Bu meslekte en yukarı giden yol en çok can yakan olmaktan geçiyor, bunu en iyi siz bilirsiniz. Oyunda üç fukara evi ipotekleyince otomatikman level atlandığı, baklava çalan çocuklara karşı müesseseyi savunmanınsa iki bonus can kazandırdığı ve sizin de geceleri bu oyunla gerçek hayata hazırlandığınızı biliyoruz. Yine gizlicilik, yine can yakıcılık Altar bey. Vazgeçmeyeceksiniz.

Bankacılar ve onların oynaşları konumundaki yatırım uzmanları. Birader şu dünyada Bankalardan daha büyük haramzadeler var mı? İncilde dediği gibi “ilk taşı bu günahı işlememişler atsın. Bankacıları da aslanlara atabilir ya da yakabilirsiniz.”

Bana gelince kafi miktarda avukatlık yaptıktan sonra dersaadetten ayrılacağım. Gidip büyükbaş yetiştiriciliği ve narenciye seviciliği yapıcam. Ama o zamana kadar savunma hakkının kutsallığına hizmet etmeye devam.

Konu siyasete geldiğinde izlediğiniz odaksız ama saldırgan politika yüzünden genç insanlar sizinle tartışmaktan çekiniyorlar. Gün geliyor tribünde koltuk kırarken, ertesi gün ATM’lere zarar veren göstericilere tu kaka diyorsunuz. Dincilere düşmansınız, Kürtler içinizi cırmıklıyor, Baykal kimseye umut aşılamıyor, Tayyip’e küfretmekten sıkıldınız, “İş Aş Haydar Baş” diyene el sallıyorsunuz, Cem Uzan bedava telefon hattı dağıtsa ilk siz havada kaparsınız. Benim adım Hıdır, düşüncem budur arkadaş demenin vakti gelmiş sanki, buyrun.

Tamamen hatalı saptamalar bunlar. Öncelikle kendimi yaşadığımızı ülkedeki herhangi bir düşünceye ait hissetmiyorum. Tamamını samimiyetsiz buluyorum. Özetle ramazanda herkesin müslüman, 10 kasımda herkesin Atatürkçü olması gibi. Ama neticede hiç biri de değil. Menfaati nereye secde etmesini gerekli kılıyorsa o şekilde. Yabancılamamışsındır sen ULVİ. Misal ben kesinlikle ırksal üstünlüğe inanmam. (Varsa illa öyle bi şey sanırım Slav ırkıdır. ) Kan tahlilleri komik geliyor açıkçası. Kürtlerle ve kürt kimliği ile bi problemim yok. Bazı şeylerin kabulünün ve aşılması gerekliliğini düşünüyorum hatta. Ha bunu diyen ben aynı zamanda “milliyetçiliğe karşıyım ben solcuyum” diyerek devamında kürt şovenizmi yapanlara onlara çanak tutanlara da ayar oluyorum doğal olarak. Biraz daha dik omurga. Düşüncem budur.

İnsanlara ve özellikle canoğlan’a göbek adıyla hitap etme vakfının başkanısınız ve çeşitli hibelerle çalıştırdığınız sosyal köleleriniz mevcut. Dünyadaki 6 milyar kişi aynı anda Ulvi diye bağırsa düşsel bir orgazm yaşıcakmışsınız gibi geliyor. Peki minimal bir orgazm için kaç kişi gerekiyor ya da şölen havasında geçicek başka bir aktivite planınız var mı?

Bana biri nasıl bir düşünce sistematiğidir ki, yıllarca maddi ve manevi anlamda devamlı suretle beslendiği kendi kanından canından atasının adının yerine oğlanlığın tercihini haklı kılar anlatabilir mi lütfen?

Bir hatırlatmada fayda görüyorum ayrıca. ULVİ senin göbek adın değil adın. İnanmıyorsan kafa kağıdına aç bir bak. ULVİ!

Apartman ilişkileriniz arkadaşlıklarınızdan çok farklı, bunu kapıcınız bize her hafta rapor olarak aksettiriyor. Evinize komşularınızdan karides tabakları geliyor, ve siz o tabakları içine kuzukulaklı somon balığı koyarak geri gönderiyormuşsunuz. Mutfağınızdan çıkan zengin baharatlı gerdan ve döş kokuları yeme alışkanlıklarınızı da gözler önüne seriyor. Hayır müvekkilleriniz tarafından kurugöt olarak bilinen çelimsiz ama güçlü kollarıyla çok uzağa taş atabilen bir avukatsınız en nihayetinde. Ezcümle, Löp et/Attığınız Taş*Ürküttüğünüz Kurbağa oranındaki artışı neye borçluyuz?

Atış tekniğini bilmek lazım. Bi de sonuna kadar nefret ettiğiniz, acı duymasından zevk alacağınız, insanlığın onsuzken daha güzel günleri göreceğine inandığınız birini tanımalısınız. Onun o bet sıfatını gözünüzün önüne getirerek doğru teknikle salladı mı taşı taaa serencebeye kadar gider. O derece.

Eğlenceli ve komik tişörtlere meyliniz var, bunu mangal organizasyonlarında ve doğum günlerinde görebiliyoruz. Peki bu uğurda giyebileceğiniz en çılgın tişört nedir? Ten renginde ve koltukaltı bölgesindeki siyahlıkla kıl olduğu imajı verilen bir tişörte ne dersiniz? Charlize Theron’un kullanılmış vatkasını 1 milyar versem omzunuza takar mısınız? İnatlaşma eşiğinizi bulmaya çalışıyorum da kusura bakmayın çirkinleştiysem.

Ne kusuru, neysen osun. Bu saçma soruda söyleyebiliceğim tek şey; Charlize Theron gibi sevgilim olsa ertesi günüm olmasa da olur. Yauv hem güzel hem şirin olabilir mi bi insan? Hele o Sweet November’ da kumsalda koşturduğu sahne yok mu? böhüeeeeee…

Canımızdan çok sevdiğimiz İsmail’in ofisine çöküm suretiyle çullanmanız, koca adamı depikler hareketlerle kovmanız hala gözlerimizin nemli olmasında yegane sebeptir. Kuzeniniz Dellez’e Taksim’den Başakşehir’e dönüşlerde kolum kadar taksi ücretini iteleme çabalarınız da Akasya Durağı’na skeç oldu. Ozan’ı kardeşi Igor’a karşı fişteklemenizi de sayarsak en yakınlarınıza karşı bu davranışlarınızı “Nemrut Operasyonu” adı altında sonlandırmak istiyoruz. Lütfen ellerinizi arkada birleştirin ve duvara dayanın.

Yani?

Hayatta gelmek istediğiniz nokta nedir? Hedefleriniz doğrultusunda mı yaşıyorsunuz?

Hedefimi yukarıda yazdım. Büyükbaş hayvancılık yapacam. Bi de mandalina nar karışık meyve ağaçları. Antalya’ nın Dea’ dan uzak bir köşesi olacak kısmetse. Ya da sürecem ipneyi sokmayacam oralara. Gidiyorum 9 senem kaldı. Hedeflerim bu ve bunun doğrultusunda yaşıyorum kesinlikle. Tabi öledebiliriz bu süreçte. O ayrı mesele o zaman ikinci hedefimiz sırat köprüsünün senden ırak öteki yakası ilk sıraya yükseliyor otomatikman.

Dünya üzerinde gezmek ve tozmak istediğiniz yerler neresidir? Gezilerinizde siki taşşağına denk modeli mi takılırsınız, yoksa ben seyahatlerimde konfor isterim aga diyerek yine çirkin söylemlerde mi bulunursunuz?

Bi Lübnan furyası var. Baya baya sardı beni. Bu Tosun’ a da uzun dönem çıktığından beri daha bi cazip geliyor. Biriktirsin de gidelim onun asker dönüşü. Konfor eğer sensiz ve sivri sineksiz bi seyahatse evet kral suiti olsun lütfen.

Bu güzel sohbet için çok teşekkürler, yılların biriktirdiği nefreti güzelce kusmuşsunuzdur inşallah.

Adam Ol!

Fasulyeden Muhabbetler IV : Altar Tuco bin Samsa” üzerine 8 yorumlar

  1. Altar’ın cevapları baya bir ağır olmuş. Nasıl bir kin besliyosa artık canoğlana 🙂

  2. uuuvvvvv çok sert, agayla başlayan ulviye kin kusmanın zirvesi olmuş.
    altar ı çok sever sayarız, hayata dair cevapları çok güzel olmuş 🙂

    ama canoğlanı ayrı bi seven biri olarak, röportaj ve sorulardan ötürü tebrik etmek de vicdani borcumuz 🙂

  3. Bir de bana gergin diyordu dea, altar Ulvi’ye kusmus. Tabii buradan desteklemedigim anlami cikmasin, cuk oturmus, cok yerinde, gayet guzel.

  4. Yazım hatalarıyla dolu bu yazıyı, altarla ilgili olmasına rağmen, şuan vatani görevini yapmakta olan tosunum ve kendim adına okumaktan imtina ettim.
    Keşke tosun okuyabileydi de, dahi anlamındaki -de ayrı yazılır, iyelik eki -ki beraber yazılır diye hepsini teker teker teşhir edebileydik. Hatta dureydim önünde askere getme deyeydim :p

  5. Psyche gitsin gelsin aslanlar gibi nolcak. Hepimiz yaptık neticede. En zor kısmı ilk 5 gün bir de son beş gün 🙂

Yorumlar Kapalıdır.