Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Tayyar Ahmet

Tayyar Ahmet her ayın ikisinde eve gece saat 2’de gelir. Karaköy’de işini halleder her ayın ikisinde. Düzenli cinsel hayat diye ben buna derim işte. Her ayın ikisinde… Apartmanın kapısını deliği bulmadan açar, tek seferde. Yüzü ayda bir kez güler, her ayın ikisinde… Sekiz basamakta bir sağa dönerek, 4 molada iner evin tahta beyaz kapısına. Evin kapısı bir dışarıya beyazdır gerçi, o da apartman ışığınının düğmesine basarsa gözükür. Ahmet hiç basmaz o düğmeye. Karanlıkta görmeyi 17 sene önce öğrenmiş Ahmet. Çok sonra anlattı bize, -Anamın karnı kadar huzurlu böylesi, derdi. Anamın karnı kadar karanlık, anamın karnı kadar huzurlu… Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunu olduğunu söylediğinde gülmüştüm,. Diplomasıyla dişlerimi gömdü sonra… Sordum; -Neden kapıcısın abi sen? Mis gibi diploman var, bu diplomayla iş mi bulamadın?

LeMaN Ekolü’nün Türk Sinemasındaki Etkileri

Aslında bu yazının başlığı "Ahmet Yılmaz ve Korku Gerilim Klasiklerinin Yerli Parodileri" olacaktı. Tabii haliyle konusu da... Konunun ilk ışığı kafamda (daha önceden duymuştum ama unuttuysam artık demek ki) geçenlerde sadece Türk filmleri gösteren bir kanalda Kutsal Damacana'ya denk gelmemle başladı. Film bilgilerini karıştırırken, "Senaryo: Ahmet Yılmaz"ı gördüm. Yalnız bu noktada ufak bir istirhamım olacak, evet sırf kumandada o özellik var diye, daha önceden 28 kez izlediğim filmlerin bile bilgilerine bakıyorum. Bu da böyle bir hastalık, dalga geçilmezse memnun olurum. Neyse, bir iki gün sonra, bu sefer de Destere'ye denk geldim kanalları gezerken, gene bilgilerine bakarken "Senaryo: Gürcan Yurt & Ahmet Yılmaz" diye görünce işte az önce bahsettiğim konu başlığı canlandı kafamda. Arkadaş bu adam da yememiş içmemiş, varsa yoksa yabancı korku filmlerinin Türkiye parodilerini çekmiş diye düşünüp, ben bundan bir yazı çıkarırım hafız dedim kendi kendime. Bugün bilgisayarın başına oturduğumda ise, dur ben bu konuya bir iki nette bakınayım derkene, ki Allahtan demişim, bir de ne göreyim. Meğersem, orada Gürcan Yurt'un yanındaki isim Ahmet Uygun'muş. Haliyle benim ilk paragraftaki başlık ve anafikir yattı. Ama yaklaşık yarım saniye kadar daha düşününce yazı başka şekilde bir daha şekillendi kafamda. Karikatürcü tayfanın yazdığı senaryolar, ya da belki daha geniş açıyla LeMaN ekolü'nün Türk sinemasındaki izleri (ya da endişelenmeyi bırakıp bombayı sevmeyi nasıl öğrendim)

Birleşin!

Kürt kimliği üzerindeki baskıları kaldırdığın için, Ülkeyi bir şantiye sahasına çevirip, duble yollar, viyadükler, köprüler, alt geçitler yaptığın için, Türk Ticaret Kanununda yaptığın köklü değişiklikler ile ticareti teşvik ettiğin için, Özel sektör ve teşebbüslerine verdiğin destek ile sermayeyi güçlendirdiğin, devletin denetleyici olduğunun altını çizdiğin için, Türk sporuna, özellikle tesisleşme konusunda verdiğin üstün hizmetler için, Olimpiyat Stadı gibi bir garabeti yapan senden önceki hükümetlere, TT Arena’dan, Anadolu’daki birçok stada kadar cevap verdiğin için, Ordunun, askerin demokrasilerde ve siyasette yeri olmadığını en sert biçimde muhalefet ettiğin ve engellediğin için,

Başvekil Günleri ve Şu Siktiğimin Hayatına Dair…

Belki daha güzel olurdu yazdıklarımız, eğer bize yaşanacak güzel bir dünya bıraksalardı. Belki de seçtiğimiz kelimeler, daha güzel gelirdi kulağa, hatırladığımız güzel anılarımız olsaydı. Olmadı, insan yaşamının en büyük, en kutsal, en ölümcül kişisel hakkı olan güzel şey biriktirme yetisini aldılar bizden. Zorla… Verdik biz de… Gönülsüzce… Belki şimdi oturduğum sandalyede, önümdeki birayı yudumlamak büyük bir keyif, müthiş bir haz olarak kodlanırdı beynimdeki proteinlere… Olmadı. Amına koduğumun proteinleri, nasıl da en acı verecek şekilde diziyorlar kendilerini… Şerefsizlik bu yaptıkları… İnsanın temel gayesinin iyi bir insan olduğunu sanırdım eskiden. En doğal, en içten, en kendiliğinden hasıl olan motivasyon budur, ya da en kötü ihtimalle bu olmalıdır sanırdım. Değilmiş. Neymiş peki? Neymiş bu beni seksist küfürler etmek zorunda bırakan amına koduğumun yaşamının temel düsturu?

Refet , İlk Beraberliğini Aldı. “6 5 1 0 16 +17”

Evet çünkü Beşiktaş'lı olmak bunu gerektirir... İlla bi ipinelik çıkacak korkusu, her şey iyi giderken... 5/5 yapmışsın, yabancı siyahi yırtıcı forvetin 5 maçta 7 gol atmış. 2. hafta içeride Fener'i çok rahat geçmişsin, 5. hafta kötü oynadığın maçta 87'de kornerden golü bulmuşsun. Bütün gazeteler senden bahsediyor, genç yıldızların popüler olmuş, hocan metroseksüel, entellektüel kesim bayılıyor, iç politikaya göndermeler yapıyor, Cuma namazı kılıyor, çıkışta Anıtkabir'e gidiyor, ordan şehitlik ziyareti, sonra ölüm oluçları için gitar çalıyor, soyunup "benim bedenim benim kararım" falan diyor, roportajlarda Dünya Barışı'ndan bahsediyor. Firençayz desen almış yürümüş. Külot, boxer, çakı, çakmak, ayna, tarak satışları almış yürümüş. 1230938 kişinin arasından farkedilebileceğin gocuklar üretmeye başlıyor Adidas... Hem de 12 taksitle. Ama var bir şey işte, o korku, Beşiktaşlı olanlar anlar beni. Nası bir duygu biliyomusun. 5/5 yapmana rağmen yine Aziz Yıldırım'ın "Yeni bir kriz mi doğuyor, doğurayın amuga biiiippp" videosu üzerine saatlerce tartışılıp, saat 02:39'da Beşiktaş konuşuluyor. Hem ufacık bir sitem içinde konuşulsun istiyorsun, hem de "ulan iyi ki konuşmuyorlar, elleri-gözleri değmiyor işte ne güzel, uzak dursunlar"

Bir kült olarak Cevahir Alışveriş ve Yaşam Merkezi

30 Mayıs 2014 gecesi saat 22:30 sularında yine ambulans sesleri ile inliyordu Cevahir Alışveriş Merkezi... Bu sesler Dünya’nın 6.büyük AVM’si için son 2 yılda, 4.intiharı ilam ediyordu. Aramızdan ayrılanları, Gezi Olayları disiplini içerisinde alt altta yazmak ekolünü sürdürürsek, 30 Mayıs 2014 Hakan Burak Erkoca (25) 29 Ağustos 2013 Çağla Demir (22) 20 Temmuz 2013 Ayşegül Annakaya (31) 25 Mart 2012 Ümit Büyükçolak (33) aramızdan ayrılmak için bu AVM’yi mekan olarak seçtiler ve tüketimin arasında, parkelerde bıraktılar son kanlarını.

Ve Dünya Kupası Finali!

32 ülke ile başlayan Dünya Kupası heyecanımız, oynanan 62 maçın ardından finale çıkan iki takımın belirlenmesi ile son düzlüğe girerken, şanlı Arjantin ile büyük Almanya'nın kapışacağı final maçına kilitlenmiş durumdayız. Tabii arada bahtsız Hollanda ile yer ile yeksan Brezilya'nın oynayacağı 3'lük maçımız da var. Yine tahminleri geç almış olanın utancını yaşarken, konuyu şuanda sıralamada kendisine ilk 5'te yer bulmuş yarışmacılarımıza getirip sıyrılmak isterim: Birinci sırada 309 puanla superc, ikinci sırada 296 puanla meto, onları üçüncü sıradan takip eden 294 puanlı ismail, 283 puanlı nikosmahlas ve 283 puanı bulunan fenerkut kalan 2 maçta alınabilecek 26 puan için kıran kırana yarışacaklar. Tabii ilk 5'e giremeyip, birincilik şansını kaçıranların da almak isteyeceği bir 26 puan var ortada.

Evrenin Ölçüleri

Bu aralar, biraz da tükkandaki işlerin azlığından olsa gerek, Evrenbilime dalmış durumdayım. Okudukça okuyası geliyor insanın, neticede uçsuz bucaksız bir derya olduğundan bir türlü bitmiyor öğrenilecek şeyler. Konuyu tetikleyen, geçenlerde internette gördüğüm bir haberdi, şuradan ulaşabilirsiniz. Üşenenler için özet geçeyim, dünyaya 16 ışıkyılı uzaklıkta keşfedilen Gliese 832C gezegeni, şimdiye kadar keşfedilenlerin içinde Dünya'ya en benzeyen gezegen. Dünya'dan benzemek nasıl oluyor, bu benzerlikle ilgili bir çok kriter var. Gezegenin kütlesinden tutun da, bunun sebep olacağı yerçekimi ivmesi değerine; atmosfer durumundan zartuna zurtuna burada saymaya üşendiğim bir sürü kriteri bir araya getirip verdikleri puan Gliese 832C için 0.81 olmuş. Puanlama 1.00 üzerinden ve bu 0.81 şimdiye kadar alınan en yüksek puan. Yani bize sadece 16 ışıkyılı uzakta bir adet kolonileştirilebilir bir gezegen olabilir, ve bu durum takdir edersiniz ki heyecan verici. Bu kadar yakında bulmayı beklemiyorlardı sanırım. (16 ışıkyılı mesafeyi günümüz teknolojisiyle kaç yılda gidebileceğimiz bilgisini de meraklılar hesaplasın)

Geldi yarı final maçları, gevşer gönül yayları!

Bu da biraz geç oldu, önce bunun için özür. Server kapanmış gün içinde, parasını ödemedik diye. Kuralları tekrar tekrar yazmayacağım, konuyu zaten biliyorsunuzdur, üşendim. Buyrun karşınızda yarı final maçları... Elimizde kalan takımlar: Güney Amerika'dan Brezilya ve Arjantin, Eski Kıta'dan Almanya ve Hollanda. İlk 5'te kendine yer bulmuş tahminciler: superc, meto, ismail, fenerkut ve mucek

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?