Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Refet , İlk Beraberliğini Aldı. “6 5 1 0 16 +17”

Evet çünkü Beşiktaş'lı olmak bunu gerektirir... İlla bi ipinelik çıkacak korkusu, her şey iyi giderken... 5/5 yapmışsın, yabancı siyahi yırtıcı forvetin 5 maçta 7 gol atmış. 2. hafta içeride Fener'i çok rahat geçmişsin, 5. hafta kötü oynadığın maçta 87'de kornerden golü bulmuşsun. Bütün gazeteler senden bahsediyor, genç yıldızların popüler olmuş, hocan metroseksüel, entellektüel kesim bayılıyor, iç politikaya göndermeler yapıyor, Cuma namazı kılıyor, çıkışta Anıtkabir'e gidiyor, ordan şehitlik ziyareti, sonra ölüm oluçları için gitar çalıyor, soyunup "benim bedenim benim kararım" falan diyor, roportajlarda Dünya Barışı'ndan bahsediyor. Firençayz desen almış yürümüş. Külot, boxer, çakı, çakmak, ayna, tarak satışları almış yürümüş. 1230938 kişinin arasından farkedilebileceğin gocuklar üretmeye başlıyor Adidas... Hem de 12 taksitle. Ama var bir şey işte, o korku, Beşiktaşlı olanlar anlar beni. Nası bir duygu biliyomusun. 5/5 yapmana rağmen yine Aziz Yıldırım'ın "Yeni bir kriz mi doğuyor, doğurayın amuga biiiippp" videosu üzerine saatlerce tartışılıp, saat 02:39'da Beşiktaş konuşuluyor. Hem ufacık bir sitem içinde konuşulsun istiyorsun, hem de "ulan iyi ki konuşmuyorlar, elleri-gözleri değmiyor işte ne güzel, uzak dursunlar"

Bir kült olarak Cevahir Alışveriş ve Yaşam Merkezi

30 Mayıs 2014 gecesi saat 22:30 sularında yine ambulans sesleri ile inliyordu Cevahir Alışveriş Merkezi... Bu sesler Dünya’nın 6.büyük AVM’si için son 2 yılda, 4.intiharı ilam ediyordu. Aramızdan ayrılanları, Gezi Olayları disiplini içerisinde alt altta yazmak ekolünü sürdürürsek, 30 Mayıs 2014 Hakan Burak Erkoca (25) 29 Ağustos 2013 Çağla Demir (22) 20 Temmuz 2013 Ayşegül Annakaya (31) 25 Mart 2012 Ümit Büyükçolak (33) aramızdan ayrılmak için bu AVM’yi mekan olarak seçtiler ve tüketimin arasında, parkelerde bıraktılar son kanlarını.

Ve Dünya Kupası Finali!

32 ülke ile başlayan Dünya Kupası heyecanımız, oynanan 62 maçın ardından finale çıkan iki takımın belirlenmesi ile son düzlüğe girerken, şanlı Arjantin ile büyük Almanya'nın kapışacağı final maçına kilitlenmiş durumdayız. Tabii arada bahtsız Hollanda ile yer ile yeksan Brezilya'nın oynayacağı 3'lük maçımız da var. Yine tahminleri geç almış olanın utancını yaşarken, konuyu şuanda sıralamada kendisine ilk 5'te yer bulmuş yarışmacılarımıza getirip sıyrılmak isterim: Birinci sırada 309 puanla superc, ikinci sırada 296 puanla meto, onları üçüncü sıradan takip eden 294 puanlı ismail, 283 puanlı nikosmahlas ve 283 puanı bulunan fenerkut kalan 2 maçta alınabilecek 26 puan için kıran kırana yarışacaklar. Tabii ilk 5'e giremeyip, birincilik şansını kaçıranların da almak isteyeceği bir 26 puan var ortada.

Evrenin Ölçüleri

Bu aralar, biraz da tükkandaki işlerin azlığından olsa gerek, Evrenbilime dalmış durumdayım. Okudukça okuyası geliyor insanın, neticede uçsuz bucaksız bir derya olduğundan bir türlü bitmiyor öğrenilecek şeyler. Konuyu tetikleyen, geçenlerde internette gördüğüm bir haberdi, şuradan ulaşabilirsiniz. Üşenenler için özet geçeyim, dünyaya 16 ışıkyılı uzaklıkta keşfedilen Gliese 832C gezegeni, şimdiye kadar keşfedilenlerin içinde Dünya'ya en benzeyen gezegen. Dünya'dan benzemek nasıl oluyor, bu benzerlikle ilgili bir çok kriter var. Gezegenin kütlesinden tutun da, bunun sebep olacağı yerçekimi ivmesi değerine; atmosfer durumundan zartuna zurtuna burada saymaya üşendiğim bir sürü kriteri bir araya getirip verdikleri puan Gliese 832C için 0.81 olmuş. Puanlama 1.00 üzerinden ve bu 0.81 şimdiye kadar alınan en yüksek puan. Yani bize sadece 16 ışıkyılı uzakta bir adet kolonileştirilebilir bir gezegen olabilir, ve bu durum takdir edersiniz ki heyecan verici. Bu kadar yakında bulmayı beklemiyorlardı sanırım. (16 ışıkyılı mesafeyi günümüz teknolojisiyle kaç yılda gidebileceğimiz bilgisini de meraklılar hesaplasın)

Geldi yarı final maçları, gevşer gönül yayları!

Bu da biraz geç oldu, önce bunun için özür. Server kapanmış gün içinde, parasını ödemedik diye. Kuralları tekrar tekrar yazmayacağım, konuyu zaten biliyorsunuzdur, üşendim. Buyrun karşınızda yarı final maçları... Elimizde kalan takımlar: Güney Amerika'dan Brezilya ve Arjantin, Eski Kıta'dan Almanya ve Hollanda. İlk 5'te kendine yer bulmuş tahminciler: superc, meto, ismail, fenerkut ve mucek

Çeyrek Final Maçları Tahminleri

64 maçlık serüvenin 56 maçı dün akşam itibariyla tamamlandı. Kalan 8 maçı yani çeyrek final maçları'nı oynayacak 8 takım kaldı elimizde: Brezilya, Kolombiya, Fransa, Almanya, Hollanda, Kosta Rika, Arjantin, Belçika. Eleme turları için daha yaptığımız uyarıyı dikkate alarak, çeyrek final maçları için tahminlerinizi bekliyoruz. Yarışma Kuralları:

Allessandra Lolita Oswaldo

Hikayeyi daha önceden duymuşsunuzdur. Telefonu açınca neden alo deriz? Çünkü, telefonun mucidi Graham Bell, ilk telefon görüşmelerini sevgilisiyle yapardı. Sevgilisinin de adı Allessandra Lolita Oswaldo'ydu. İlk zamanlarda telefonu hep Allessandra Lolita Oswaldo diye açardı, sonra her seferinde bunu demek uzun geldiğinden de başharflerini alarak ALO diye kısalttı. Ondan sonra da telefonu hep ALO diye açar olduk. Bu hikayeye internette çok yerde rastlamak mümkün. Meşhur arama motoruna Alessandra Lolita Oswaldo yazarak onlarca sayfada karşılaşabilirsiniz. Bu sayfaların içinde hiç yabancı dilde bir içerik olmaması hiç dikkatinizi çekecek mi bilemiyorum ama ben tam bu noktada bir paragraf açıp, ufak bir fıkrayla devam edeyim yazıya. Muhtemelen bunu da biliyorsunuzdur ya, yazayım yine de; softanın biri, bir mecliste halka dinde kurban kesmenin nereden geldiğini anlatıyormuş: "Musa peygamber, çok istemesine rağmen bir türlü çocuğu olmuyormuş. Yıllar sonra, bir gün Allah ona bir kız çocuk bağışlamış. Ama, onu sınamak için de, büyüyünce kızını kendisine kurban etmesini istemiş. Hz. Musa, Allah'ın emrine karşı gelmemiş, kızını bir izbeye götürmüş, tam baltayı boynuna vuracakken, Azrail gökten elinde bir danayla çıkıvermiş ve böylece kızcağız kurtulmuş." Biraz da softanın hitabetinin gücünden, cemaat gözleri yaşlı dinlerken, arkalardan bir kahkaha yükselmiş. Başta softa olmak üzere herkes dönüp sinirle arkaya adama doğru bakınca, adam gülerek söylenmiş; "Be hey deyyus, bunun neresini düzelteyim ben; Musa değil İbrahim, kızı değil oğlu, balta değil bıçak, Azrail değil Cebrail, dana değil koç..."

Tembel Türkler

Hayatım boyunce özellikle de beni yakından tanıyan insanlar tarafından bana yöneltilen eleştirilerin genel toplamında tembellik ağır basıyor. Bu biraz da önyargılardan kaynaklanıyor gibi geliyor bana aslında, neticede dışarıdan bakıldığı zaman kemikleri iri görünen bir insanım. Öyle olunca da, şişman adam tembel olur yargısıyla veriyorlar hükümlerini. Yoksa, benim tembellikle işim olmaz. Benim derdim üşengeçlik. Tembel olmaya bile üşenen bir insanım ben. Tembellik zor zanaat yeğenim, bakma sen dışarıdan kolay göründüğüne. Tembel adam yaratıcı olur, insanlığın gelişimine bir bak, ne demek istediğimi anlayacaksın. Tembel olmayaydık, bunca icadı yapar mıydık? Tembel bakıyor, ulan bu işi daha az eforla nasıl yaparım diye düşünüp oradan icat çıkarıyor. İşte üşengeçlik de bunun bir tık ötesi. Tembel adam soruna bakıp buna yönelik icat yaparken, aynı soruna bakan üşengeç adam ne yapıyor? Bir tembel çıksa da şuna yönelik bir icat yapsa da hayatımız kolaylaşsa diye düşünüyor yattığı yerden. Heh, işte o üşengeç adam benim...

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?