Altın Gününde Dünya’yı Kurtarmak

“Abi şu herifler de sabah akşam yatıp ne para kazanıyor” geyiğini yapmadım diyen varsa bir adım önce çıksın iki tokat atayım, çünkü bu geyiği yapmayan bir insan evladı olduğuna inanmıyorum. Denetçi olur, futbolcu olur, köşe yazarı olur, Ahmet Çakar olur, başka bir şey de olur fakat bunlardan bir tanesi mutlaka bu geyiğin kurbanı olmuştur. Aslında birazdan bahsedeceğim mesleği düşününce “bu adamların aldığı her kuruş helal olsun abi, çok çalışıyorlar” diyeceksiniz.

Ertuğrul Özkök gibi kendime referanslı bir girişten sonra gelin itiraf edelim kısmına geçiyorum. Gelin itiraf edelim yazının başlığını geyik bir başlık sandınız. Değil… Belki bu işten para kazanmayan ama çok daha önemli bir prestij kazanan, altın gününde toplanan yiğit kadınlarımızdan, First Lady’lerimizden bahsediyorum. Bunu yazmak aklıma ilk olarak değerli First Lady’miz Emine Hanım Filistinli çocuklar için gözyaşı dökerken gelmişti, yazıyı bitirmek bugüne kısmet oldu.

Şimdi böyle okurken rahat rahat okuyorsunuz tabii ama Emine Hanım’ın diğer devlet başkanlarının eşleriyle buluşup Filistin’i tartışıyor olması garip değil mi? Tartıştıkları şey onlarca yıldır binlerce canı götürmüş, Dünya’yı sarsan savaşlara ve terör olaylarına sebep olmuş, o kadar devlet başkanı, Kofi Annan falan eskitmiş ama çözülememiş bir mesele. Bizim devlet başkanlarının eşleri bir araya geliyor, Emine Hanım kısır getiriyor, bizim modernistlerin göz bebeği Suriye başkanının eşi Esma hanım kurabiye yapmış, Mısır hurmayla katılmış, önce altınları değiş tokuş ediyorlar, Emine Hanım “bundan bizde bol var, yakında altına basar bu” diye bor madeni getiriyor, yüz buruşturuyorlar falan, neşeyle başlıyor toplantı. Sonra oturup “bu Filistin’de de barış sağlamak lazım” falan diyorlar. Bu meseleyi tartışıp, ciddiye alınmalarının, haber olmalarının sebebi de başkan eşi olmaları. 550 milletvekili seçiyoruz, mülkiyelilerimiz var, dışişlerinde binlerce diplomatımız falan var ama bu meseleyi bizim başkanların eşleri tartışıyor. Hangi sıfatla, hangi yetkiyle, hangi bilgiyle? En başta dedim ya belki bu işten para kazanmıyorlar ama kazandıkları daha önemli bir şey var, bu konuda ahkam kesip ciddiye alınıyorlar, üstelik hiçbir yetkinlikleri olmadan. Basın, siyaset, diplomasi falan şöyle bir düşününce koca bir çadır tiyatrosu, az sayıda bir insanın çok sayıda insanın emeğini yediği düzeneğin parçası hepsi tamam da bu bahsettiğim durumda gözümüze sokulan bir absürtlük var.

Geçenlerde Obama geldi Türkiye’ye, benden iyi biliyorsunuz ne yapıp etti, tuvalete gitmesi bile canlı yayımlanmıştır. Dikkat ettiyseniz o da yanında eşiyle geziyor. Yani bu mesele Suriye, Çin, Rusya, Amerika, Nijerya’da falan hep aynı. Yönetim anlayışları, dinleri, ırkları farklı olsa da First Lady’lerini seçim gezilerinde ve yurtdışı gezilerinde yanlarında gezdirmekten çok hoşlanıyor politikacılarımız. O uçak senin verginle alınıyor, benzini senin verginle doluyor, hostesi senin verginle kiralıyor. Peki bu hanımefendi bunları neden ve nasıl kullanıyor? Madem politika yapacak, madem seninle bu dışişlerini konuşmak için gezip tozacak neden o zaman milletvekili adayı yapıp meclise sokmuyorsun? Neden diplomat olmuyor da First Lady’lik kontenjanından gezip tozuyor? Bir diplomat yurtdışına çıkarken eşini çocuğunu, komşuları falan toplayıp doldursa uçağa skandal olmaz mı? Olur… Fakat bu diplomat başkan olunca sülalesini yanında gezdirebiliyor. Hatta bir de uçaktan inerken ortaokullu kızlar gibi el sallıyorlar. Nasıl bir yüzsüzlük bu Ya Rab?

Altın Gününde Dünya’yı Kurtarmak” üzerine 6 yorumlar

  1. Devetlerini temsil eden moda bebekleri onlar.First Ladyler yani. Lütfen bu kadar kücümsemeyin. Hic oluyormu ama ?
    Iclerinde yanip tutsan bi anne sevkati güdüsü ile onlarda devlet ve dünya sorunlarini tartisiyor ve kocalarinin yönetmeye calistiklari ülkelere bi faydalari olsun istiyorlar.
    Hayrünnisa teyze mesela. Herkese örnek bir first lady o. Örtüsü Yildirim Mayruk amcadan, cantasi gucci den falan filan..
    Türk kadinini temsil ediyor o da mesela. Hem demiyorlarmi her basarili erkegin arkasinda bi kadin vardir diye?
    Sen vergini ödüyorsun, Hayrünnisa teyzede biniyor Ucaklara, o da el salliyor falan.. senin ülkenin hatunlarini temsil ediyor iste disardaki ülkelere.
    Misal Almanya da yasayan, tesettürsüz biseysiz bi türk kizinada sorup duruluyor bu sefer almanlar tarafindan: “ Neden basin acik ? “
    Sen neden jetlere binip merdivenlern inerken el sallamiyorsun diye soran yok ama mesela hani.
    Yüce rabim onlari basimizdan eksik etmesin, hatta Hayrünnisa teyzede bizi diskoya götürsün bi zahmet.

  2. hatchipu

    Misal Almanya da yasayan, tesettürsüz biseysiz bi türk kizinada sorup duruluyor bu sefer almanlar tarafindan: “ Neden basin acik ? “

    Şu cümleyi biraz daha açsana?

  3. Hayrünnisa bambaşkadır. Hanfendi köşke çıkar çıkmaz “ay bu ne bee, hemen yenileyelim burayı abdullahım” dedi, 30 milyon tl, yani 30 trilyon para ayrıldı köşün restorasyonu için. Paranın büyüklüğünden yola çıkarak Ahmed Necdet Sezer ve eşinin 7 yıl boyunca barakada yaşadığı sonucunu çıkarmıştım misal ben.

    30 trilyon para ayırdık da, iç mimar, işte ne biliim işinin ehli dekoratörler filan mı çalıştı? Nerdeee? Bizzat Hayrünnisa hanımın zevki ile halılar mı dersin, koltuklar, masalar mı dersin, hepsi yenilendi. Eskileri de şu bizim altın kalpli Deniz Feneri Derneği’ne hibe edildi. Onlar da Sudan’da El Beşir’in de katılımıyla gerçekleştirdikleri iftarlarda kullandı heralde o tabak, çanağı…

    Çek Cumhuriyeti’nden ne ithal ediyordur sizce bu ülke? Ben söyleyeyim tanesi 350 euro ederinde kristal bardak ithal ettik biz ordan. Hayrünnisa hanım ayran içsin diye… Canımız, ciğerimiz çünkü o bizim…

  4. @ werdure:

    Nedenmi soruluyor? Anlatayim.

    Hayrünnisa teyze türk kadinini disariya dogru tesettürü ile temsil ediyor ve bi cok kadin daha.. ( Cogu AKP milletvekili eslerine bakman yeterli olacaktir , ha birde artan tesettür takan bayan sayisina falan..)

    Mesela yurtdisinda bulunuyorsun. Türk olarak. Hatta türk olan bi hatun olarak. Bi isler ceviriyorsun yurtdisinda ve irtibata gectigin, karsi karsiya konustug, yeni tanistigin, birasini ictigin ve sosisinden isirdigin bütün almanlar sana seni tanir tanimaz su soruyu soruyor:

    “ Ben türk kadinini tesettürlü bilirdim. Hem senin birahanede ne isin var? Neden basin acik.. baski yokmu? Baban seni dövmüyormu..? ….vs ..vs..“

    Sorular cevaplari getiriyor. Cevaplar yeni sorulara neden oluyor.

    Simdi diyeceksiniz. “E bu almanlar bu kadar salakmi harbiden, böyle sacma sorular soruyorlar ? “

    Salak degiller aslinda. Bizim first lady Hayrünnisa teyzemizin bize faydasi dokunacagi yerde böyle zarari dokunuyor iste. Sonra ne oluyor. Her bir seyde disarda bir yere ulasabilmek, birseyleri basarabilmek icin asil harcayacagin cabanin iki, hatta ve hatta üc katini sarf etmen gerekiyor.

    Gelsin vergiler,parsellensin arsalar,ucsun özel jetler, yüzsün yatlar, fokurdasin jakuziler, sallasin Hayrünnisa teyze hanimelini.

  5. Ortaokul hazırlıktayken Alman mektup arkadaşım kız da bana sormuştu, sınıfındaki kızlar başörtüsü takıyorlar mı diye…
    Bahsi geçmişken paylaşayım dedim…

Yorumlar Kapalıdır.