Can Dündar’dan yeni belgesel: Mustafa

Birçok başarılı belgeselin yapımcısı olan gazeteci Can Dündar, Mustafa Kemal‘in ölümünün 70. yıldönümünde yeni bir belgeseli izleyicinin beğenisine sunuyor. Yapımın adı “Mustafa”, yazan ve yöneten Can Dündar ve müzikler Goran Bregoviç imzalı. Belgesel için Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay’ın özel arşivleri açılmış; Atatürk’ün Selanik’te doğup, Dolmabahçe’de son bulan hayatında gittiği her yere gidilmiş, içinde bulunduğu mekanlardan çekimler yapılmış ve söylendiğine göre Gazi’nin bugüne kadar hiç görülmeyen fotoğraflarına, özel mektuplarına, notlarına ulaşılmış.

Can Dündar belgeselin klişelerden uzak bir Mustafa Kemal resmi çizebilmek gayesinde olduğunu söylüyor. Devlet ve Asker’i çağrıştıran Kemal (bkz. Kemalizm) isminden ziyade, daha çok alelade bir vatandaşı yansıtan Mustafa ismini seçmeleri de bundan sanıyorum ki.

Can Dündar klişelerden uzak bir Atatürk, daha doğrusu Mustafa portresi çizmek istediklerini belirtse de, belgeselin fragmanında hepimizin aklına daha ilkokul sıralarında kazınan dayısının çiftliğinde karga kovalayan küçük Mustafa‘yı görmekteyiz. Yine de Can Dündar’ın, isminin yanı sıra, nerden bakarsanız bakın yaklaşık 15 sene önce çektiğini ve koskoca bir ulusu Atatürk’le yeniden buluşturan Sarı Zeybek belgeselini düşününce, yine efsane bir yapımla karşı karşıya kalacağımıza dair ümitleniyorum.

Tabii belgesel ile ilgili herşey bir yana, işin bir de ticari boyutu var. 29 Ekim’de vizyona girecek olan belgesel, sanıyorum ki 10 Kasım’da sağlam bir hasılat toplayacaktır. Elbette ortada bir emek, bir sanat eseri olsa da, bunun ticari bir ürün formatına sokulmuş olması can sıkıcı gelebiliyor insana.

Can Dündar iddia ettiği şeyi başarmışsa, farklı bir Mustafa Kemal izlemek için sabırsızlanmamızı engellemiyor tabii ki. Ayrıntılara belgeselin sitesinden ulaşabilirsiniz.

dea

2004'ten beri FasulyedenKom sitesinde yazıyor. Bekar. Karşı cinse düşkün. Şişman ve çirkin.

Can Dündar’dan yeni belgesel: Mustafa” üzerine 16 yorumlar

  1. Geçen hafta Ntv de izledim röportajlarını. Goran Bregoviçin müzikleri dinlediğim kadarıyla çok güzel ve keyifli gözüküyor. Aklımda canlandırdığım kadarıyla Mustafa’nın insani yönüyle duygularıyla düşünceleriyle değerlendirme imkanımız olucak. Yeni nesile okul kitaplarında dayatılan Atatürk olmayacak. Çocuklar ve belkide biz bu büyük insanı bir kez daha araştırma inceleme fırsatı bulacağız. Ve bundan keyif alcağız.

  2. Ulan ulvi sana bir fenerine iki….

    29 ekim günü ortak bir organizasyon teklif ediyorum. Eğer iştirak eden olacaksa tüm organizasyon işini ben yaparım.(bunun organizasyonu mu olur demeyin bizi bilen bilir) Salvador Dali ‘ nin sürrealizminden sonra gerçek bir realizm pompalamak lazım bünyelere. Kayıtsız kalmayın ey fasulyeden ahalisi.

  3. Ozan ay sonu realizmi acıtabilir. Diğer aya sarkıtırsak hoş olur katılırımda şahsen. 🙂

  4. 29’unda değil de 30’unda gidilirse gnctrkcll oluyor sayın werdure. 🙂

  5. Ya 29 Ekim ya da hiç:)

    Sonraki organizasyonu bilemem 29 ekim çarşamba günü gelecekler varsa eğer haberleşelim.

  6. ben organizasyon olursa katılırım. 29 ekim ve ya sonrası fark etmez.

  7. evet fatik geliyor.

    Başka var mı 29 ekim günü bu organizasyona katılacak olan? Listeyi oluşturalım yavaştan.

  8. @ Ozan belirttiğin tarihte filme gidiyorum fakat burda ki arkadaşlarıma söz verdim daha buraya yazı yazılmadan önce idare et beni 🙂

  9. Benim ailem olduğu için ben nete çok nadir girebiliyorum. Bir organizasyon olursa beni unutmayın ben katılırım

  10. Ailem zaten var da, istanbul’a geldiler 🙂 üstteki cümle gayet anlatım bozukluğu içerisinde olduğunu fark ettim 🙂 Ailem AKP’ci değil, interneti yasaklamıyorlar bana

  11. abi ben net birşey diyemiyorum şimdiden, o yüzden sessiz kaldım ne yazık ki…

    benim ailem de yok ki 🙁

  12. Bekir Coskun da sinirlenmis, filme giydirmis. Tabii benim izleme sansim yok da anladigim kadariyla Ataturk filmde din karsiti ve ickici gibi gosteriliyor diye sinirlenmisler. Ataturk’un din karsiti oldugunu bu filmle anlayip buna isyan eden varsa yapilan devrimleri odasina post-itlere yazip yapistirmak lazim, her gun okusun belki kafa basar. Ataturk hilafeti yikmis, dinle yonetilen devleti yerle bir etmis, artik bu bizim duzenimiz degildir diyerek yeni bir devlet kurmus, artik din ve devlet isleri ayridir diyerek laiklik ilkesini koymus, toplumdaki dine uygun yasama tarzini da toplumsal bir devrimle yikmis ve Turkiye’nin bunlardan kurtulup cagdaslasmasi gerektigini yuzlerce kere soylemis. Garipsenmesi gereken sey Ataturk’un dinle arasi iyi degilmis hatta dinsiz bile olabilir yerine Ataturk aslinda dini butun bir adamdi, meclis acilisinda dua bile etti, ama laiklik istiyordu o yuzden din islerini ayirdi demektir ve buna inanmaktir. Toplumun dini kurallara gore yasamasini bile yaptigi devrimle degistiren bir insandan bahsediyoruz, ne dini butunu? Bir kere dua etmis herkesle beraber, yanimda herkes dua etse ben de ederim, ayip yoksa. Onun disinda ne dinle, ne ibadetle alakali bir fotografi var bunlar hala aslinda Ataturk dinine bagliydi bu film dinsiz gibi gosteriyor diye sayikliyor. Ayrica iciyorsa da yarasin, ben de iciyorum arada, cok seviyor olsam her gun icerim, kime ne lan iciyorsa iciyor, raki gibi guzel sey mi var dunyada. Ayrica bu her gun icme hikayesi sanki yeniymis gibi buna saldiranlari da ilkokula tekrar gonderin, bunu ilkokulda bile biliyorduk, bir insan ata binmekten siroz olmaz.

Yorumlar Kapalıdır.