Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Tembellik

Ömrümün hiçbir döneminde, anında, saniyesinde çalışkan birisi olmadım. Olamadım değil tabii, olmadım. Bir tercih çünkü tembellik. Okul öncesi çocuklara yüklenen sikimtırak sorumluluklardan tutun da, okuyalım-öğrenelim öğleden sonralarına, kesirler vesaireden evrilip…

Ofisim var şeker gibin, çalışanım var lokum gibin…

Reklam ajanslarının web sayfalarını gezmeye bayılıyorum. Hele son trendleri "Bir blog açalım, ofis ortamını sitemize koyalım, herkes ne kadar eğlendiğimizi, ne kadar keyif aldığımızı görsün" söz konusu olunca, vazgeçilmez bir tutku halini aldı benim için. Sürekli bakınıyorum. Evet, çalışma ortamları, amaçladıkları ve iddia ettikleri gibi eğlenceli görünüyor. Benim çalıştığım ofisle kıyaslanamayacak kadar özgür, renkli ve ferah... İnsanın da dibi düşüyor haliyle. X kişisinin doğum gününü kutladık diyorlar misal, anam ellerde bira şişeleri, patronla enseye şaplak vaziyetler, kakara kikiri... Muazzam bir coşku. Diyorsun ki içinden "Lan bu adamlar 7/24 makara yapsınlar diye mi maaş alıyorlar, bu nasıl bir meslektir, helolooy ben de reklamcı olacağım."

Çalışmak kötü…

Çalışmak kötü. 3 kuruş para kazanayım hayatımı idame ettireyim kaygısının zamanla evrilip yerinde bir gardrop, araba, ev; ordan daha iyi gardrop, daha iyi araba, daha iyi ev; en iyi gardrop, en iyi araba, en iyi ev gibi hayvani güdülere teslim olmasının anahtarı çünkü çalışmak. Herşey orda başlıyor. Sabahın köründe kalkıyorsun, gece saatlerine kadar mesaide kalıyorsun, hedef kaygısı, verimlilik zamazingosu, ot, bok, püsurla koca bir ömrü geçiriyorsun ve bir yerden sonra sıtkın sıyrılıyor ve “abi neden daha iyisi benim olmasın ki? Bu kadar çalışırken neden azla yetineyim ki?” sihirli cümlesi ile durdurulamaz bir canavara dönüşüyorsun. Evet, çalışmak kötü. Sabah erken kalkmak zorunda olduğun, gündelik hayatına dair renk sayılabilecek şeylere zaman ayıramadığın, kendini sevdiğin insanlarla, sevdiğin şeyleri yapmaktan alıkoyduğu için kötü. Yeterince kötü, fazlasıyla kötü, çok kötü!

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?