Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Türbanlı İmamlara Evet!

Türban konusunda özgürlükçü ve insani olan tavrın, serbestlikten yana olması gerektiğini bildiğim -hem de çok iyi bildiğim- halde, türbanın varlık sebebinin insani ve özgürlükçü olmaması münasebetiyle çoğunun/çoğunuzun anti-demokratik ve hatta faşizan bulduğu cenahta yer aldığımı az çok bilirsiniz; bir kere daha not düşeyim. Yazdık bunları kitaplarımızda. Faşizan mı? Evet. İnsani mi? Hayır. Toplumsal barışa katkısı olur mu bu tavrın? Kesinlikle olmaz. Kimse didaktik cümleler kurup da, telkinlerle özgürlük, demokratlık, bilmemnecilikten bahsetmesin. Zira dediğim gibi hissiyatımın, fikriyatımın ve bu konudaki -bireysel- ideolojimin ne olduğunu kimseden dinlemeye ihtiyacım yok.

23 Nisan Editörü: Batucan Yüreksiz

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın alamet-i farikası anlı şanlı makamlara ilkokuldan bir afacan getirip, bir günlüğüne o makamı teslim etmektir. Bir günlüğüne dediğime bakmayın, lafın gelişi elbette. En fazla 15-20, bilemedin 30 dakika. Basın mensupları gelir, 2-3 kare poz alır, yalancıktan "Evet, Ahmet bugün Başbakan sensin, ilk icraatın ne olacak?" diye sorarlar, yavrucak da sınıf öğretmeninin, okul müdürünün, ilçe ve il milli eğitim müdürünün onayından geçmiş, başbakanlık görevlerinin de olurunu aldığı "Dünyada savaşı bitireceğim, çocuklar ölmesin" filan gibi kendi içinde gayet sevimli demecini verir. Gülüşülür, oynaşılır sonra çocuk evine postalanır. Belki de o günkü gazete haberlerini filan torunlarına göstermek amaçlı saklar, bilemeyiz.

Tentürdiyot acısı

Ne de güzeldir çocukluk günleri, dertsiz tasasız, ekmek elden, su gölden, dayak anneden.. Tek derdin dizin kanayınca üstüne sürülen tentürdiyotun acısı ya da bisikletle biraz ilerilere kaçınca eve dönüşte anneden yiyeceğini düşündüğün dayaktır. Onun dışında oyuncakların halı üzerinde sürülmesi, televizyonun henüz yaygınlaşmamasından dolayı akrabalara yapılan ziyaretlerdir akşamlarını dolduran.

Engelin engel

"Çocuğum sakat olacağına aldırırım daha iyi" diyorsa bir anne adayı, hiç çocuk doğurmamalı.. İçinde daha yeni filizlenen yavrusuna, "Engelin engel senin yaşamana" diyen bir anne adayıysa anne olmayı unutmalı.. Babaannemi hatırlıyorum çiçekleri çok severdi evinin balkonunu camla kapattırmış o geniş balkonda adeta bir sera oluşturmuştu.. Çiçeklerine aşıktı o. Onlarla konuşur, onlarla dertleşirdi ama şu an en iyi hatırladığım şey çiçeği filizlendiğinde gözlerinde oluşan sevinç.. Herkese gösterirdi dalın üstündeki minik tomurcuğu gururlu, mutlu bir şekilde... Ve hemen bir nazar boncuğu ile bu doğurganlığı koruma altına alırdı, sakınırdı bu üreyişi, çoğalışı kem gözlerden adeta...

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?