Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Sus dedik mi, susulacak!

guiza-2 İnönü'de Sus işareti bir Fenerbahçe klasiğidir. Bir hafta öncesinde "İnleyen Nağmeler..." diye başlayıp, 91. dakika kapalıya karşı "Şampiyonluk yarınlara kaldı..." diye bağırmak tribünlerin amentüsüdür. Beşiktaş kalesine aşırtma gol atmak ise ne kadar kazma olursanız, ne kadar formsuz, ne kadar acıların çocuğu suratlı olursanız olun; ne kadar sezon boyunca taraftarınızı kanser ettiyseniz, ne kadar saç baş yoldurduysanız yoldurun Fenerbahçe'de forvet olmanın yegane şartıdır. İnönü'de beyinlere kazınan kahrın adı Serhat'tır, Tuncay'dır, Anelka'dır, Kezman, Alex ve şimdi de Guiza'dır. Dünyanın en kazma forvetinden gol yemek, üstüne üstlük sus işareti yemekse Beşiktaş taraftarının vazgeçilmez kahrıdır. Semih'inki olsa olsa baldır, kaymaktır. İslam Çupi'nin yıllar önce dediği gibi, Fenerbahçe o kolu lavabonuza sokmasını iyi bilir. Sus dedik mi susulacak ulan! Böyle biline!

Hastasıyım!

Boca Fans

Fenerbahçe'den umduğunu bulamayan bünye, aradığı coşkuyu Güney Amerika sırtlarında, Arjantin dolaylarında arar. Napsın başka? Gerçi Boca da insan üzmesini iyi bilir. Burda insan üzme var. Boca Juniors: 1 River Plate: 1

Bugün oynanacak derbiye isimler

Şöyle bir taradım geçmişi, 7 Aralık 2004’te yazmışız bu sitedeki ilk derbi yazısını. O günlerde yazılara yorum yapılamıyordu elbette, gerçi siteyi de –parmakla saydım- toplam 5 kişi ziyaret ediyordu. Dolayısıyla kavgası, gürültüsü olmadı. Lakin daha sonra yazdığımız benzer yazılarda gerginlik eksik olmadı ki, gerginlik dediğimiz şey de Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının amentüsü. Kavga, gürültü, stres, hüzün, sevinç, çoşku, çığlık, gözyaşı, bik, bik bik... Derbinin tadı, ruhu da bu değil mi zaten? Bunlar olmasa Kayserispor-Ankaragücü’nden ne farkı var?

Fenerbahçe – Galatasaray bedava izle, canlı izle, deli gibi, manyak gibi izle…

Siteye yazılan Fenerbahçe-Galatasaray ile ilgili diğer yazılarda hep gergin yorumlara şahit olduk. 9 Kasım 2008’de oynanacak olan işbu derbi yazısında, siteye ilgi durağan ötesi bir hale geldiği, herhangi başka bir konuda yorum savaşları yaşanmadığı, ve bilhassa yumuşak bir yazı olacağı için aksi bir durum yaşayacağız sanırım, umarım. Ha belki (belki değil, muhakkak) kazanan taraf "nasıl geçirdik lan?" diye arz-ı endam edecektir ama, o da hakkıdır heralde. Neticede bahsettiğimiz maç Sürmenespor-Ünyespor maçı değil, nesnelliğinden şüphe ettiğim bazı listelere gore dünyanın en büyük derbisi.

Fenerbahçe – Galatasaray

Ekşisözlükte mi, tribündergi'de mi yoksa salak saçma gazete haber yorumlarında mı okumuştum bilmiyorum. Gerçi tribündergi olsaydı yazan kişi Fenerbahçeli ilan edilirdi, orası değildir. Sanıyorum ekşisözlüktü. Tam o sırada yüksek ihtimalle bir yandan uyuyor, bir yandan çoraplarımı giyiyor, bir yandan da "bugün de sakalı kesmeyivereyim" diye asgari ücretli CEO giyim-kuşam tarzımdan tavizler veriyordum. Neyse, demişti ki yorumun sahibi "Bir Galatasaray'lı olarak Fenerbahçe'nin en ballı kurayı seçtiğini rahatlıkla söyleyebilirim." Ya da bu minvalde bir şey. Tahmin ettiğiniz gibi Fortis Türkiye Kupası çeyrek final eşleşmesinden bahsetmekteyim. Türban, mürban diye iyice boğulmuşken, sonunda Fenerbahçe-Galatasaray. Yine, yeniden...

Boğazda sular ısınmakta…

Turkcell 'Fena Halde Süper' Liginde 21. Haftada Fenerbahçe ve Beşiktaş Şükrü Saracoğlu Stadında karşı karşıya geliyor.. Fenerbahçe - Galatasaray yaşattığı heyecanlar, ulusal ve uluslararası futbol mecrasında getirdiği ses sebebiyle dünyanın en büyük derbilerinden sayılıyorsa, Fenerbahçe-Beşiktaş maçları da tribün ve tribün dışı kapışmaları ile, tribün dünyasının merakla beklediği, maç öncesi ve maç sonrası tartışmaları ile ön plana çıkan bir maçtır..

Özü sözü bir olmayanlara tepkimizdir

Sadece yaşayanların, hissedenlerin bildiği bir duygudur taraftarlık duygusu. Taraftarlık dünyanın hiçbir köşesinde, hiçbir stadında takımını yanlız görmek istememe duygusudur. Bir haykırışla, kalabalıklar içinde kaybolsa da bir tezahuratla takımına orada yanlız olmadığını hisettirme güdüsüdür. Hastalıklar, krizler, doğumlar, ölümler, kariyer hesapları bu güdünün önüne geçememiştir bunca zamandır. Taraftar için takımını bir stadda yanlız bırakmak onu öksüz bırakmak gibidir, işlenebilecek en büyük taraftarlık suçudur.

Bir tribün hikayesi

Sezon 1999-2000, hani şu 3 teknik direktör birden değiştirdiğimiz, Pendik faciasının yaşandığı, 3 maç üst üste bile kazanamadığımız belki de tarihimizin en kötü yılı. Ligin son 10 haftasına gelinmiş, şampiyonluk çoktan hayal olmuş, Kadıköy’de Trabzon maçındayız. Yine maçın ilk 10 dakikası protesto var, bağırmıyoruz. Daha sonra hüzünlü besteler birbirini kovalıyor. “Bizi yaktın yıktın s..tin Kanarya”, “başın öne eğilmesin, aldırma Fener aldırma” falan derken maçın ikinci yarısı o efsane beste geliyor. “Avrupa fatihiymiş Galatasaray…”. Numaralıyla karşılıklı bir güzel söylüyoruz. Tabi son kısmı numaralıya düşüyor. KFY de büyük bir zevkle söylüyor. Söylüyor ama kimse haftaya Galatasaray'ı yeneceğimize inanmıyor. Ne de olsa adamlar UEFA’da şampiyonluğa gidiyor, biz ise sezon bitse de bu işkenceden kurtulsak diyoruz.

Kırmızı ve Lacivert

Boğazın iki yakasının yıllardır buluştuğu bir randevudur Fenerbahçe - Galatasaray maçları .. Sarı bir zemin üzerinde Kırmızı ve Lacivert noktalar ve bu noktalarda hayatın anlamını arayan milyonlarca futbol sevdalısı... Ağlatan,…

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?