Seks objesiyiz lan, n’olmuş?

Fasulyeden Fanzin’i çıkarmak yılların, bir türlü geçmek bilmeyen, günbegün büyüyen özlemidir benim için. İnternet’te bir şekilde yazıyoruz, çiziyoruz, yorumluyoruz ama zaman zaman gözden kaçırdığımız bir şey var, basılı bir mecra oluşturabilmek bizim yola çıkış amacımızdı. Ancak çok büyük ölçüde tembellikten, zamansızlıktan belki de, belki de yeterince büyük bir arzu duymadığımızdan mıdır bilinmez; bir türlü hayata geçiremedik bu hayalimizi. Biz Fasulyeden’i matbu vaziyette karşınıza çıkaramadık belki ama bugün ilk defa basılı hem de en ulusalından bir mecrada yer bulduk kendimize. Daha Fazlasını Oku

Ya işte yazılar, yorumlar filan…

Bu siteyi ve burada ne yapmaya çalıştığımızı neredeyse etrafımdaki herkes biliyor. Zaten bir kısmı yazıyor, bir kısmı okuyor, kimisi de sıkıcı ve anlamsız buluyor. Ama normal şartlarda tanımadığım, herhangi bir sebepten dolayı bir anlığına da olsa yan yana gelmek durumunda olduğum, fasulyeden.com adresinde ikamet eden bir siteye girdiğimi gören herkes aynı soruyla başlıyor muhabbete: “Bu site ne?” Önce sen kimsin, sonra sana ne? Zaman zaman bu şekilde kesip atamıyorsun tabii. Misal iş yerinde müdür yardımcısı gelmiş yanına, görmüş sitede dolandığını, sonra da sormuş bu ne diye. Nasıl izah edersin? Daha Fazlasını Oku

Fotokopi atakları

“Napıyoruz lan biz?” soruları arasında geçiyor günlerimiz.. Napıyoruz gerçekten? Bir web sitesi ile sanal alem bokunun dijital byte’ları arasında yer edinme çabaları süredursun kendimize verdiğimizi sözler arasından yapacak daha meşaketli şeyleri bulduk, çıkardık..

“Fasulyeden Fanzine” hayata karşı bir nevi duruş şekli dedi kendisine.. Hayatın içinde, hayatla savaş halinde.. Bir yerlerde tutunadurma çabaları zaman zaman aksattı bizi ancak bu ‘chapter’ında sonuna geldik dostlar.. Verdik kendimizi mizanpaj olaylarına, tasarla babam tasarla..

‘hayata karşı duruş’un somut kanıtı çıkacak fotokopi makinasından,
İçinde ol yada kal dışında; ya sükut, ya isyan !!