Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Yüzleşme

YÜZLEŞME DEFOT Fotoğraf Sergisi Yer: Kafe Pi Tünel Bistro Tarih: 21 Mart 2009 / 15.00 Fatih Kaçmaz Volkan Kaval

Lüküs Hayat

Amacım ne tereciye tere satmak, ne de tiyatroya gidin lan ayılar demek. Sonuçta herkes kafasına göre takılsın, bana ne? Bu müzikal oyunun da herhangi bir yazıya, övgüye ihtiyacı yok. Viki yazmış yazacağını boru mu? Ama dostlar o Zihni Göktay'ı bir görün isterim. Adam şarap gibi yahu. Yaşlandıkça tatlanıyor. Açık söylemek gerekirse kendi başına alıp götürüyor oyunu. Allah gecinden versin, benzetmek gibi de olmasın Suna Pekuysal'ı kaçırdık bir çok kez, bari Zihni Göktay'ı kaçırmayın derim.  (Bu benim şahsi gözlemimdir, ha hepiniz tiyatro hastasısınızdır benim haberim yoktur o ayrı) Müzikal ile söyleyebileceklerim ise esprileri güncel, ayrıca politik taşlamaları da burdaki birçok kişiyi mest edecek kadar bol.

Ezberler bozulsun… Mustafa!

Benim için çok önemliydi. Bir filmi daha önce hiç bu kadar merakla beklememiştim. Günler, saatler geçmek bilmedi adeta. Her yerde, her haberde, bir satır da olsa bir şeyler aradım Mustafa ile ilgili. Önce Frankfurt'ta gösterildi, sonra Antalya'da ve geçtiğimiz gece İstanbul'da galası yapıldı. Bugün de gösterime girdi. İlk günden gittik. (1907 sağolsun) Filmle ilgili beklentimi hangi seviyeye indirgeyeceğime bir türlü karar veremedim. O yüzden bu yazının ruhiyatı da aynı şekilde olacaktır. Çünkü kendi bilgi birikimime göre izlersem beklentilerimin çok altında kalacağını zannediyordum. Tabuların yıkılması adına izlersem hangi tabuları yıkacağımızı da açıkçası merak etmekteydim. Hayatının her anı ayrı bir olay olan adamın hayatı iki saatte nasıl verilecekti? Hangi kısımlar eksik kalacak veya üzerine düşülmeyecek, ya da tam tersi üzerinde çok ama çok fazla durulacak ya da her şey sıradanlaştırılıp belli bir sıkışık kompozisyon içinde mi servis edilecekti? Açıkçası kafamda onlarca soru gidip gelmekteydi.

Can Dündar’dan yeni belgesel: Mustafa

Birçok başarılı belgeselin yapımcısı olan gazeteci Can Dündar, Mustafa Kemal'in ölümünün 70. yıldönümünde yeni bir belgeseli izleyicinin beğenisine sunuyor. Yapımın adı "Mustafa", yazan ve yöneten Can Dündar ve müzikler Goran Bregoviç imzalı. Belgesel için Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay'ın özel arşivleri açılmış; Atatürk'ün Selanik'te doğup, Dolmabahçe'de son bulan hayatında gittiği her yere gidilmiş, içinde bulunduğu mekanlardan çekimler yapılmış ve söylendiğine göre Gazi'nin bugüne kadar hiç görülmeyen fotoğraflarına, özel mektuplarına, notlarına ulaşılmış.

Vasiyet

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü, ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün, Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni. Hasan bey'in vurdurduğu Irgat Osman yatsın bir yanımda ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Pis moruğun notları

Aşağıda okuyacağınız önsöz Charles Bukowski tarafından "Pis Moruğun Notları" kitabı için yazıldı. Bilmiyorum kimsiniz, ama eğer FasulyedenKom'da küçük büyük demeden, nokta kadar emeğiniz varsa, benimle aynı hissiyat hasıl olacaktır beyninizde, kalbinizde... Pis moruğa ayrı, onun torunları olan, bu site için kova ile su taşıyan karıncalara ayrı, okuyanlara ayrı selam olsun. Çoşku doluyum ulan! Heyt bea!

115! Bir rekor denemesi

Geçen arkadaşlarla konuşurken "Ah ulan fi tarihinde bi' film izleme rekor denemesi yapılmıştı da yaştan katılamamıştım, şimdi olsa da yesek." gibilerinden bişi demiştim. İçim mi çok temiz ya da gaiple aramda sıcak temaslar mı kuruluyor bu aralar bilmiyorum ama sinema forumlarını gezerken şak diye önüme film izleme rekor denemesi v 2. başlıklı bir yazı çıktı. Çocuklar gibi sevindim, karşımda bin atlı olsa siklemezdim o an. Tamam dedim, hemen yanıma birilerini de çekicem ve katılıcam yarışmaya.

Seyircili seyir defteri

Seyir ve Hidrografi ve Oşinografi ve Kazan Dairemizden Bildirilmiştir. Kaptan'ın Sesi: Etenşın pliiz! Atansiyon sivuple! Ahtung bitte! Dikkat dikkat, Korrrrramiraliniz konuşuyor! Gut ivining leydiz en centılmıns, bonsuvar medam, bonsuvar matmazel, gutın abınd mayne damın und damın, dobriveçer gaspodini gaspoja, bona sera sinyorina sinyorita, selamün-Atatürk! İçinden Dalga Geçen Tiyatro'ya hoş geldiniz, Korrrrramiraliniz hepinize iyi ve neşeli yolculuklar diler. Yolculuk süremiz yaklaşık iki saat, yüksekliğimiz su seviyesi, hızımız saatte sıfır mil! Bir yere gittiğimiz yok, bindiğiniz yerde ineceksiniz.

İstanbul Film Festivali’nden izlenimler

Bu sene hem bahar tatiline denk gelmesi hem de fiyat politikası sayesinde o filmden o filme koşuşu ben de yaşamış oldum. Gerçekten gün bitiminde kafanın film izlemekten sütlaç kıvamına gelmesi ayrı bir keyif, hele de film seçimleri iyi çıkmışsa. Festival kapsamında 15'e yakın film izleme imkanım oldu, bazılarını ise daha önceden izlemiştim. İzleyemediğim ama başka arkadaşların çok beğendiği filmleri es geçebilirim, ama sonuçta 200'e yakın filmden bahsediyoruz, bazılarının atlanması normal.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?