Asai ve Mavai Üzümleri

İllegalliğin dayanılmaz cazibesi adı altında güzellemeler yapmak anarşizme hafiften yanlama çalışmaları olarak da ele alınabilir pekala, yurtdışında trenlere bilet almadan binmeye de tam bu noktada parmak basmak istiyorum. Cezası 40 euro evet, ama kesinlikle değer bu adrenaline. Bir keresinde bir hırvat, iki türk ve bir zimbabweli aynı kervangeçmez bir tren durağında inmiş ve sağa sola boş gözlerle bakarken anlamıştık birbirimizin kontrolörün ilerde belirmesinden dolayı bu durakta indiğimizi. Sen anlat ben dinleyeyim Africa, ben anlatayım sen dinle Balkan.


Fransız kızla evlen arkadaş, al karşına güldür, ingilizce konuştur, tak takıştır sür sürüştür kahve içerek denizi seyret, koy semizotunu masaya rakıya gömül. Sen TSM söyle o anlamasın, o Balzac okusun sen dinle. Lyon’la sevin, Guingamp’la asansör takım ol. Eve berjer koltuk takım al, balkonda mangal yap biberleri közlesin. Bence ilaç fransız kızdır bu hayatta. Lost’taki French Chick’i de allah sahibine bağışlasın ama bizden uzak olsun.


Yabancı memleketi tavaf pozisyonundayken genelgeçer bazı etik kurallardan arınıyorsunuz. Yaşlı adam veya kadın sadece yabancı olduğu için mesela yer vermekten imtina edebiliyorsunuz, amaan heriflerin kendi vatandaşı yer vermiyor ben miyim evrensel enayi diyorsunuz. Ya böyle büyük andavallık olabilir mi, lütfen kendi ülkemizde gördüğümüz her caponu kucağımıza alalım, her fildişliyi bağrımıza basalım.


Meyveleri karıştırmak, onlardan kokteyller yapmak bunlar hep güzel hareketler ama bizim tropikal olana karşı ilgimizi sömürmek ne demektir ya. Tim kurup Güney Amerika’nın ormanlarına mı salıyorsunuz da bize gudik isimli üzümler, varlığı şüpheli kavunlar yediriyor ve bunların aromatik hallerini sakızlara katıyorsunuz. Bana sakızlı muhallebi ver kardeşim, mürdüm erik reçeli ver. Yöremden güzellikler sun, sonra bakarız asailere havailere.


Bira, sosis, gol. Takımın küme düşüyor, sen ekmeğin arasına domuz sıkıştırmakla meşgulsün. Elindeki plastik bardağın depozitosunun derdindesin. Hertha Berlinliler size söylüyorum, seneye ikinci ligde de bu pervasızlığınız devam ederse amatöre kadar yolunuz var. Berlin Türkiyemspor sizi bekliyor aşağı liglerde gidin de bir kapışın bakalım. Zaten stadınız kocaman bir Ümit Aktan programı stüdyosu kıvamında, skorboardla diğer maçlardan gelen gol sesine göre tepki vermeler falan. Sana ne lan Gladbach’ın deplasmanda attığı golden lale. Bu arada iki laf da Berlinliler arasında oturup gol olunca atkılarıyla sevinen Schalkeli öküzlere. Değdi mi yediğiniz dayağa, ha canım benim.


Bul karayı al parayı’cıları en son ne zaman görmüştüm acaba? Hatırlatmak gerekirse, toplam 5 kişiler ve 5’i de birbirinden nalet suratlılar. Ellerinde aynı banknottan 5 tane, devamlı el değiştiriyor o paralar. Veee o da ne, ufuktan bir yaşlı çift beliriyor hemen tayfamız tarafından çevrilip dolandırılıyor. Hintliler de bu piyesten nasibini alıyor. Buna niye polis bir şey demiyor anlamıyorum, lan ayıp ya bir gün senin de çocuğunun pamuk helvasının içine kiremit tozu atarlar görürsün. Etme bulma dünyası.


Bütün bunlar olurken, Pegasus Ucuz Uçak Departmanı bana “Pasaportunu hazırla, 5 mayıs’ı bekle.” diye mail gönderdi. Sanırım bu sefer ücretleri düşürmekle kalmayıp, bizim yerimize vizeyi de alıcaklar. Hatta yolcu listelerini seçsinler evden toplasınlar bizleri. Sürpriz olur, nereye gittiğimizi de söylemesinler. Pencereden bakarken bulutlardan anlayalım. Sonra da Kosta Rika ormanlarında siksinler bizi, aklımız başımıza gelsin. İbne Pegasus, seninle işim bitmedi.


Düşündüm ve taşındım. Siz de taşının, vakit kaybetmeden ordan oraya sürüklenin. Mali konuları dert etmeyin, bayramda otobüsler bedava. Deliye her gün bayram. Delilere otobüs her gün bedava. Yaşımız genç ve mal gibi vakit geçiriyoruz. Demek ki hiçbirimizde sike sürülecek akıl yok. Hepimiz deliyiz, her gün bayram, otobüslere bu yazıdan sonra para verenin sıfatına sıçayım. Benim otobüsten anladığım eski iett otobüslerindeki bilet attığımız her daim sıcak demir kutudur. O yoksa ben de yokum. Marjinal anarşist fikirlerimi böyle zeminlere oturtuyorum izninizle, zira modern Robin Hood’luk bunu gerektiriyor. Gerçi şimdi o adamı da kurcalıyorlar, aslında fakirden alıp zengine veriyormuş o yüzden zenginler zengin olmuş diyorlar. Pes. Şirine için de orospu demişlerdi, sonra tekzip yayınlamak durumunda kaldılar. Masal kahramanlarını, halk kahramanlarını bari öteki dünyada rahat bırakalım. “Canım Kardeşim”deki Kahraman’a selam olsun.

Ali Sabancı’nın tarzı

Envai çeşit 3G reklamı ile gece, gündüz demeden hayatımızın, evimizin, ailemizin, mahremimizin orta yerine daldı yine telekomünikasyon sektörü. Türk insanı cep telefonundan arkadaşını arayıp “La Mahmut, aha bu sana girsin” demek için yanıp tutuşuyormuş demek ki. Turkcell’in iğrençlikte Bülent Ersoy ile yarışabilecek düzeydeki Merak Etmiyor musun? reklamlarını geçtim, Vodafone’un Zülfü Livaneli’nin Özgürlük şarkısını jingle seçmesinde kalakaldım. Bu konu ile ilgili 3-5 satırım vardı ama etilen.flagg karalamış, üşendim, gidin oradan okuyun. Madem konu sıkıntısı çekiyoruz, yine Vodafone’un Ali Sabancı’yı konuk ettiği reklam filmiyle ilgili iki satıra ne dersizzzz? Daha Fazlasını Oku