Ahbap Çavuşlar

Sezen Aksu şarkıyı, şarkıda bahsettiği Üzgünüm Leyla‘nın (Dertliyim Ruhuma Hicranını) sahibi Sadettin Kaynak üstada ithaf etmiş, yorumlamak da Cihan Okan‘a düşmüş…

Vizontele’de Nazmi Doğan’a sorar gibi soruyorum;

Rumeli Kavağı çok uzak mıdır?

Not: 03:33-04:03 arasını dinlemeden önce doktorunuza başvurunuz.

biter mi dert bitmez
hadi kalk yürü rumeli kavağı’na
dertleşelim dökelim içimizi
balıkçıların ağına

gün batımı kızıla boyarken
gece yar gibi girsin koynumuza
suya vursun ayın şavkı çalarken
üzgünüm leyla, üzgünüm leyla

vuralım sahile deli dalga gibi gönül şenlensin
takalar açılırken kara sulara gözümüz nemlensin
şerefiyle aşkın, acının, anıların dolsun kadehler
baş köşeye kurulsun ahbap çavuşlar, ufak ufak demlensin

de hadi kur masayı iki tek atalım, diller dolansın
bu gece meyhanede yatalım kader utansın

ağarınca gün boğaziçi’ne koyarız kendimizi
tuzlamaya sallayıp kaşığı tamamlarız keyfimizi
devam bıraktığımız yerden ürperir ten serin seherden
yıkar mı bizi be hadi oradan dünya gailesi…

Çalışmak kötü…

Çalışmak kötü. 3 kuruş para kazanayım hayatımı idame ettireyim kaygısının zamanla evrilip yerinde bir gardrop, araba, ev; ordan daha iyi gardrop, daha iyi araba, daha iyi ev; en iyi gardrop, en iyi araba, en iyi ev gibi hayvani güdülere teslim olmasının anahtarı çünkü çalışmak. Herşey orda başlıyor. Sabahın köründe kalkıyorsun, gece saatlerine kadar mesaide kalıyorsun, hedef kaygısı, verimlilik zamazingosu, ot, bok, püsurla koca bir ömrü geçiriyorsun ve bir yerden sonra sıtkın sıyrılıyor ve “abi neden daha iyisi benim olmasın ki? Bu kadar çalışırken neden azla yetineyim ki?” sihirli cümlesi ile durdurulamaz bir canavara dönüşüyorsun.

Evet, çalışmak kötü. Sabah erken kalkmak zorunda olduğun, gündelik hayatına dair renk sayılabilecek şeylere zaman ayıramadığın, kendini sevdiğin insanlarla, sevdiğin şeyleri yapmaktan alıkoyduğu için kötü. Yeterince kötü, fazlasıyla kötü, çok kötü! Daha Fazlasını Oku

Martı

Kız birasından ufak bir yudum alıp bardağı masaya bıraktı. “Bugün yolda gelirken ne düşündüm biliyor musun?” diye sordu çocuğa. “Hani demiş ya şair, ‘Bir de rakı şişesinde balık olsam’. Aslında rakı şişesinde balık değil, martı olmak lazım.”
Çocuğun aklı karışıktı, ne demek istediğini anlamadı. Kızın yüzüne boş baktı bir süre. Kız devam etti; “Martı olacaksın aslında, o rakı şişesine bir pike, hem rakı beleşe gelecek hem balık…”
Gülümsediler ikisi de. Tokuşturdular biralarını, çocuk bir sigara yaktı…