Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Sürrealizm’in ustasıyız…

Bugüne kadar realizmde aradığını bulamamış, dolayısıyla sakin bir liman olarak son çare sürrealizmi seçmiş olan bizler soluğu Sakıp Ağa’nın bahçesinde aldık. Ailesinden birini şipidik terlik ve pijama ikililisiyle bahçede dolaşırken görme korkusu da ürkütüyordu bizi, sonuçta adamın evi ne diyebilirsin ki. Öğrenciliği bitirdiğim halde hala kullandığım pasoyu göstererek 10 milyondan yırtıp 3 milyona sığınmamdı bekli de gerçek sürrealizm ve ben bunun için sergi açmıyordum. Enikonu birini Avcılar’dan, ötekini Başakşehir’den, diğerini Bakırköy’den ve şahsımı Beşiktaş’tan taa Emirgan’da toplayacak kudreti ben zaten ayakta alkışlarım, helal olsun verdiğim bozuk paralar.

SA’nata SA’ygı *

Efendim bu olayın kahramanları TeknoSA ve Akbank. TeknoSA, Taksim'deki mekanından pek fazla hazzetmemiş olacak ki Akbank Kültür ve Sanat Merkezi'nin alt katına konuşlanmayı uygun görmüş. Malum burası daha bi' ayak üstü, daha bi' "fast food". TeknoSA, son iki harfinden de anlaşılacağı üzere sanatın ve sanatçının dostu Sabancı ailesinin bir ferdi. Yalnız bu fert biraz cabbar cevval, çünkü dur durak bilmeden her yerde kendini göstermeye meyilli bir profil çiziyor. Ama gel gelelim Sabancı ailesinin imajını zedelemekten geri kalmıyor, çünkü Sabancı ailesi bugüne bugün "Picasso" ile şimdilerde "Rodin" ile sanata verdiği değeri cümle aleme göstermiştir (!) Bi' yandan "Rodin"le millete sanat aşılarmış gibi yap, öte yandan sanat merkezlerini yok et. İmajın her şey olduğu bu devirde, Allah'ı para olanların SAnata SAygı'sı ancak bu kadar oluyor ne yazık ki.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?