Tembellik

arbeit

Ömrümün hiçbir döneminde, anında, saniyesinde çalışkan birisi olmadım. Olamadım değil tabii, olmadım. Bir tercih çünkü tembellik. Okul öncesi çocuklara yüklenen sikimtırak sorumluluklardan tutun da, okuyalım-öğrenelim öğleden sonralarına, kesirler vesaireden evrilip tanjant, kotanjant bahçesinde dal olamadığımız o ergenliğin en sivilceli günlerine, ordan daha yukarıya, üniversiteye… Şimdi de karnımızı doyurabilmek için sabah 8 akşam 6 mesailere…

Çalışkan olmamak demek kaybetmek demek bu hayatta, bu kesin. Hayatı başka türlü hayal etmekten öte çaren kalmıyor çünkü bir yerden sonra. Şöyle olsaydı, böyle olurdu. Belki olurdu, kesin olmazdı… Ve bir zaman sonra kurduğun hayallerin gele gele “ulan sayısalı bi’ vursam”a gelip dayanması. Hiç oynamadığın kuponlara umut yüklemek. Bir insanın hayatında daha zavallıca ne olabilir ki?

Hayat garip tamam da, insan dediğin bambaşka bir şey.

görsel şurdan,
tam o sırada sago kürdan kollar çalmakta.

Hayat adil değil!

Adamın birisi bir gün Süper Loto oynamaya karar veriyor. Hiç oynamadığım için detaylarını bilmiyorum ama, örneğin, Sayısal Loto dediğimiz şey 49 tane sayıdan 6 tanesini karalamak ve o 6 sayının bir küreden pat pat pat havuza düşmesini beklemek. Bu da ona benzer birşey olmalı, ne kadar farklı olabilir ki? Neyse, adamımız kuponunu yatırıyor ve büyük ikramiye olan 11 milyon 297 bin 123 YTL’yi bir banka çeki olarak hesabına alıyor. Ve banka müdürü diyor ki, tam hesaplamadık ama günlük 5000 YTL civarında bir faiz getirir.

11 milyon 297 bin 123 YTL, ya da 11.297.123 YTL ya da 11 trilyon 297 milyar 123 milyon TL… Neyse ne… Günlük 5 bin YTL faiz, ya da 5000 YTL ya da 5 milyar TL… Neyse ne… Hayat adil değil… Bu kadar…