Tembel Türkler

Hayatım boyunce özellikle de beni yakından tanıyan insanlar tarafından bana yöneltilen eleştirilerin genel toplamında tembellik ağır basıyor. Bu biraz da önyargılardan kaynaklanıyor gibi geliyor bana aslında, neticede dışarıdan bakıldığı zaman kemikleri iri görünen bir insanım. Öyle olunca da, şişman adam tembel olur yargısıyla veriyorlar hükümlerini. Yoksa, benim tembellikle işim olmaz. Benim derdim üşengeçlik.

Tembel olmaya bile üşenen bir insanım ben. Tembellik zor zanaat yeğenim, bakma sen dışarıdan kolay göründüğüne. Tembel adam yaratıcı olur, insanlığın gelişimine bir bak, ne demek istediğimi anlayacaksın. Tembel olmayaydık, bunca icadı yapar mıydık? Tembel bakıyor, ulan bu işi daha az eforla nasıl yaparım diye düşünüp oradan icat çıkarıyor. İşte üşengeçlik de bunun bir tık ötesi. Tembel adam soruna bakıp buna yönelik icat yaparken, aynı soruna bakan üşengeç adam ne yapıyor? Bir tembel çıksa da şuna yönelik bir icat yapsa da hayatımız kolaylaşsa diye düşünüyor yattığı yerden. Heh, işte o üşengeç adam benim… Daha Fazlasını Oku

İkra

İkra B’ismi Rabbike…

Yani “Rabbin(in) adıyla oku!” Böyle başladı son semavi dinin tebliği. Okumanın önemi, inen ilk emir olmasıyla vurgulandı İslam’da.

Sanırım benim yazılara giriş yapamama sorunum hâlâ devam ediyor. Gene çok alakasız bir yerden girdim konuya. Ve evet, Ramazan’da olmamızın da bir miktar etkisi olabilir bu durumda.

Konumuz okumak. Ya da daha özelinde, benim son zamanlardaki sorunum olan “okuyamamak”. Son zamanlarda bu durumdan çok rahatsızım. Kitap okuyamıyorum. Okurken zorlanıyorum. Uzun süre okumak yorucu oluyor. En ilgimi çeken konularda bile, bir kaç sayfanın ötesinde dikkatimi tekrar tekrar toparlamak, bazen aynı cümleyi arka arkaya bir kaç kez okumak zorunda kalıyorum.

Çevremdeki insanlara bakıyorum, hepimiz okuyan insanlarız. Levo’yu saymazsak tabii, adam kendisi diyor Cin Ali’den beri kitap açmadım diye. Övünerek mi söylüyor bilemiyorum, belki de durum tespiti yapıyordur sadece. Aslında ben pek inanmıyorum bu lafına, neticede senelerdir kitap okumayan birisinin hem ağzının hem kaleminin bu kadar laf yapabilmesi imkansız benim gözümde. Daha Fazlasını Oku

Tembellik

arbeit

Ömrümün hiçbir döneminde, anında, saniyesinde çalışkan birisi olmadım. Olamadım değil tabii, olmadım. Bir tercih çünkü tembellik. Okul öncesi çocuklara yüklenen sikimtırak sorumluluklardan tutun da, okuyalım-öğrenelim öğleden sonralarına, kesirler vesaireden evrilip tanjant, kotanjant bahçesinde dal olamadığımız o ergenliğin en sivilceli günlerine, ordan daha yukarıya, üniversiteye… Şimdi de karnımızı doyurabilmek için sabah 8 akşam 6 mesailere…

Çalışkan olmamak demek kaybetmek demek bu hayatta, bu kesin. Hayatı başka türlü hayal etmekten öte çaren kalmıyor çünkü bir yerden sonra. Şöyle olsaydı, böyle olurdu. Belki olurdu, kesin olmazdı… Ve bir zaman sonra kurduğun hayallerin gele gele “ulan sayısalı bi’ vursam”a gelip dayanması. Hiç oynamadığın kuponlara umut yüklemek. Bir insanın hayatında daha zavallıca ne olabilir ki?

Hayat garip tamam da, insan dediğin bambaşka bir şey.

görsel şurdan,
tam o sırada sago kürdan kollar çalmakta.