Slm ben Twitter’dan!

İlk yazım, kim bu ibne gevşek kalemli, gelmiş bize amarikan icadı sosyal paylaşım dertlerini anlatıyor demeyin, hak vermeye çalışın anlayın beni.

Lanet olası bomboş bir akşamdı, öyle bir saatti ki yapabileceğin işler için ya çok geç ya da zaman yok; yeni popüler şeylerle uğraşacaksın. Girdim egomu seveyim ne kadar site varsa hepsinin adımla soyadımla facebook.com/adımsoyadım’lı kurumsal bir adresini alayım dedim. Ve friendfeed, formspring derken twittera da giriverdim. Şöyle yan yana sekmeler açıp gurur duydum kendimle. Vay bee facebookla başlayan adımlı soyadımlı adresler çığ gibi büyüdü, pencerelere sığmaz oldu. Bravo! Şimdi uyuyabilirim! Daha Fazlasını Oku

Wimbledon 2008: Federer vs. Nadal

Askerliğimi yapana kadar geçen yaşamımda sevmediğim tek bir spor dalı varsa o da tenisti. Bu sporu hiçbir zaman sevememiş olmamın nedenini bilmiyordum o günlerde. Çok itici geliyordu, Tv’de zap yaparken karşıma çıksa en fazla 1-2 dakika tahammül edebilmekteydim. Nasıl oynandığı, kurallarının ne olduğu fazla ilgimi çekmezdi. Sadece popüler kültür bilgisi olarak bu sporla kimler uğraşır, turnuvaları kimler kazanır kısmında az da olsa fikir sahibiydik. Boris Becker, Andre Agassi, Pete Sampras ya da bayanlarda Steffi Graf, Navratilova gibi isimlerin opera sanatı ile uğraşmadığını teniste her sene şampiyonluğa oynadıklarını turnuva kazandıklarını falan takip ederdik. Daha Fazlasını Oku