Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Rahat Uyu Hocam!

Siz! İçinizde beslediğiniz, büyüttüğüz, tam yerinde, tam zamanında kustuğunuz o arsız nefretin esiri olanlar! Kim bilir, gözleriniz yeri kesiyordur şimdi, başınız önde, eğik. Ya da, o kadar da uzun boylu değil, kim bilir, ölçüsüzlüğünüzün, dengesizliğinizin ve hepsinden vahimi, bunu zerre önemsemiyor olmanızın getirdiği o alçak tebessüm yerleşmiştir o nurlu yüzlerinize. Artık daha az kız çocuğu okuyacak, artık daha çok kız çocuğu kendisine tecavüz edenin koynuna imam nikahı ile sokulacak diye mutlusunuzdur belki de. Evet, evet! Belki de, biz farkında değilken, biz alabildiğine uzaktan seyrederken hayatı, siz o denli büyüttünüz o yerin dibine geçesice nefretinizi. Kimbilir, belki de biz varız sırada, hepimizi gömecek kadar coşkulu, hepimizin arkasından gülecek kadar iğrenç durumdasınız ya, biz de bekleyelim keser döner, sap döner diye.

Hodri Meydan!

Az önce çok feci şekilde utandırıldım. Türkan Abla utanmama sebep olan. Neden mi? Türkan Abla kanserle olan savaşının ortasında, haksız yere başka savaşlara sokulmaya çalışılmasına rağmen, ülkesi ve ilkesi için bu denli emek sarf edip yine de devlet tarafından suçlu konumuna düşürülmesine rağmen, yaşadığı sağlık sorunu yüzünden bu denli zayıf düşmesine rağmen, yine de hala savaşıyor, yılmıyor, "hodri meydan" diyor.

Ya siz ulan! Ya da biz! Ama muhakkak birimiz!

Habervaktim.com diye bir internet sitesinin haberi. İnsanlıktan nasibini almamış, alabildiğine yobaz, alabildiğine nefret dolu bu internet sitesi Vakit Gazetesi'nin internet cenahı. Daha önce yüzlerce kere yaptıklarını Prof. Dr. Türkan Saylan’ın Ergenekon soruşturması kapsamında evinin aranması konusunda da yaptılar. Türkan Saylan kanser tedavisi görüyor. Kemoterapi’nin orta yerinde. Doktorlar durumunun çok ciddi olduğunu vurguluyor. Tedavinin bir neticesi olarak hocanın saçları dökülmüş. Ve saçlarını bir başörtüsü ile kapatıp çıktı basının karşısında. Peki habervaktim.com adlı internet sitesini hazırlayan, annesiyle ilgili bazı sorunları olduğundan şüphe duyduğum -alabildiğine- müslüman (!) editörler ne yaptı?

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?