Geç Kalma Psikolojisi

Şurada siteyi takip eden hepi topu beş on kişi olduğumuzdan kelli, herkes birbirini de az çok tanıdığından, işyerinde bölüm değiştirdiğim konusu çoğunuzun malumu. Şimdi bir işyerinde çalıştığın bir bölümden başka bir bölüme geçtiysen, bunun getirdiği bir takım zorluklar da olmuyor değil.

Bunları mümkün mertebe en az hasarla atlatmak için de, ortamda çok sivrilmemek, çok göze batmamak gerekiyor doğal olarak. Mesela, sabahları geç kalmamak bunun en önemli şartlarından. Hele de müdür de benimki gibi, sabah masasına oturup, akşam mesai saati bitiminde masadan kalkan pasif tiplerden değilse, bu elzem oluyor. Daha bölümünde işe başlayalı iki ay, eğitimleri atlatıp iş yapmaya başlayalı iki hafta olmuşken; bir sabah şanssızlığın tutup da 8.30’da gelmen gereken işe 10’da geldiğinde, müdürünü senin masanda senin sandalyende oturmuş masa komşunla iş üzerine bir tartışmaya tutuşmuş bulduğunda bir çıtırdama oluyor içinde elbette. Üstelik bu bahsettiğim daha geçen perşembe oldu.

Bu sabah uyandım. Sağımda solumda telefonu arıyorum. Saat kaç acaba diye bakıp daha ne kadar uyuyabileceğimi hesaplamam lazım. Saati buluyorum ama baktığımda inanasım gelmiyor. Hemen koşup salondaki saate bakıyorum, o da aynı, saat 9.30’u gösteriyor. Başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor. Anneme bağırmaya başlıyorum, anne bu saat olmuş beni neden uyandırmadın diye. Ev iş arası çok uzak bir mesafe, şimdi çıksam öğle yemeğine ancak giderim herhalde diyorum. Stres basıyor beni, daha iki gün önce zaten geç kalmış olmanın verdiği baskı, bağırsaklarımı zorluyor, acaba bir yalan uydurup hiç mi gitmesem bari diye düşünüyorum. Sinire kesiyorum, terlemeye başlıyorum…

Sonra uyandım. Başucumdan telefonu aldım, saate baktım. Saat 05.15 yazıyordu. Daha kalkış saatime bir saat vardı. Geç kalmamıştım. Birden içime bir huzur doldu. O an, benim için dünyadaki bütün sorunlar yokoldu. Ne Afrika’daki açlık aklıma geldi, ne de Ortadoğu’da savaş vardı o an. Mutluydum. Çok mutluydum. Tepeden tırnağa mutluydum. Mutluluktan ağlayacak durumdaydım. O huzurla tekrar başımı yastığa koydum, en son neye bu kadar sevindiğimi düşünürken uyuyakaldım tekrar…

Geç Kalma Psikolojisi” üzerine 7 yorumlar

  1. esnek saat uygulamasına geçilse.mesai saat 10’da başlasa.haftalık kota olsa.uykularımız kaçmasa.bi nebze olsun rahatlamaz mıyız ha?yarın iş var kalkmam lazım sendromu azalmaz mı?

  2. bu sebepledir ki herkesin geç geleceğini bildiğim buluşmaya bile en az 20 dakika erken gidip öküz gibi bekliyorum işte, herkesin sevgilisi geliyor, arkadaşı geliyor, ekildiğini anlayan bile basıp gidiyor ben 20-30 dakika orada.

  3. omento, isin bomba kismini soyleyeyim mi, bolum degistirmeden once esnek saat uygulamasini cok seven bir mudurle calisiyordum. ondan sonra bu durumla dusmek ne aci bir bilsen…
    ha aslinda hakkini yemeyelim, sirketin genelinde esnek saatlere duyulan bir sempati soz konusu, ama en baslarda belirttigim gibi, bolumde daha yeni oldugum icin cok da fazla goze batmak istemiyorum. yoksa sen beni 6 ay sonra gor, ogle yemeginde merhaba derim herkese (hani onceden yapilabiliyordu, o acidan =).

  4. Peşpeşe iki hafta, yani 10 işgünün 5’inde servisi kaçırıp işe geç kalan bir insanım ben de. Ulan ne güzel kimse de birşey demiyor derken, bir gün toplantıya geç kaldım. Ve kapıdan girer girmez müdürün yüzüme bile bakmadan “Ve son olarak, bundan sonra geç kalmayacaksınız, kalsanız bile pişkin pişkin toplantıya girmeyeceksiniz. Toplantı bitmiştir.” cümlesi ile sıçışlara geldiğimi anladım. Gerçi toplantıdan sonra aynı müdür “toplantı odalarından birisini yatakhane yapacağız, Reşat’a tahsis edeceğiz, geç kalmaması için” diye espri yapınca “heüejeüejeeü” efekti ile buzları eritmiş, yeni geç kalmalara yelken açmıştım.

    Abicim, bünye bu, zaman zaman ayrılmıyor yataktan…

  5. Müdür beyimiz bize küstüğünden beri saat konusunda rahatız, patrondan önce gelmek kaydıyla tabi.Ama prensip sahibi duruşum ve gelecek vaat etmenin verdiği gaz ile hiç geç kalmadım şu 6 sene çerçevesinde 🙂

Yorumlar Kapalıdır.