Özü sözü bir olmayanlara tepkimizdir

Sadece yaşayanların, hissedenlerin bildiği bir duygudur taraftarlık duygusu. Taraftarlık dünyanın hiçbir köşesinde, hiçbir stadında takımını yanlız görmek istememe duygusudur. Bir haykırışla, kalabalıklar içinde kaybolsa da bir tezahuratla takımına orada yanlız olmadığını hisettirme güdüsüdür. Hastalıklar, krizler, doğumlar, ölümler, kariyer hesapları bu güdünün önüne geçememiştir bunca zamandır. Taraftar için takımını bir stadda yanlız bırakmak onu öksüz bırakmak gibidir, işlenebilecek en büyük taraftarlık suçudur.

Biz Fenerbahçe Taraftarı olarak bugüne kadar bu taraftarlık bilinci içerisinde takımımızı hiçbir zaman yanlız bırakmadık. Yeri geldi 10 kişi olduk sesimizi duyurduk, yeri geldi 50.000 kişi olduk yeri göğü inlettik. Ama takımımız neredeyse biz orada olduk.

Sene başında, İstanbul Valiliğinin yanına 3 büyük kulübümüzü de alarak “ Maarifi yönetemiyorsan okulları kapat” mantığı içerisinde çağdışı bir yaklaşımla İstanbul derbilerine getirdiği deplasman yasağı gündeme geldi. Futbolda Avrupa ve Dünya çapında istikrarlı en ufak bir başarısı olmayan Türkiye’nin, iki kulübünün oynadığı derbinin Dünyanın En Önemli derbisi seçilmesi de tesadüfen aynı günlere rastladı. Neydi bu İstanbul derbisini bu kadar önemli kılan? İki kulübün 11 er futbolcusunun 90 dakikalık mücdelesi mi? Yoksa yüzyıllık bir geçmişe dayanan bir tribün rekabeti mi?

Biz bu kararı içimize nasıl sindireceğimizi düşünürken İstanbul Valisi Sayın Muammer Güler’in içimize su serpen açıklaması geldi. Diyordu ki ; “ Bu yasak sadece toplu maça gidişler için, isteyen münferit olarak biletini alır evsahibi seyirci ile beraber maçı seyreder” Hatta bununla kalmayıp şu garantiyi de veriyordu “ Bu münferit seyircilerin güvenliğini sağlamak bizim namus borcumuz”

Sezonun ilk derbisi olan Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi bu kararların uygulanacağı ilk derbi idi. Toplu maça gidiş yasak olduğu için bizler en azından Fenerbahçe Taraftarı olarak bir kişi de olsak orada bulunmak adına bireysel olarak bilet arayışına girdik. Resmi bilet satış organizasyonu Biletix’den biletlerimizi aldık. Doğal olarak birazcık tribün deneyimi olan her Fenerbahçe’li gibi rakip takımın daha az ateşli olan ve bu yasak çıkana kadar oturmaya alıştığımız tribünden biletlerimizi ayırttık. Stada girdiğimiz zaman aynı şekilde düşünüp bilet alarak maça gelen ve bu tribünü seçen arkadaşlarımızı da gördük.

Maçın başlaması ile birlikte takımımıza varlığımızı hisettirmek için oradaki grupla birlikte tezahurat yapmaya başladık. Ne küfür ettik, Ne taşkınlık yaptık, Ne sahaya yabancı madde attık? Sadece takımımız lehine tezahurat yaptık.

Bu tezahurata evsahibi BJK seyircisinin doğal kabul edilebilecek tepkisinden sonra soğukkanlı bir Emniyet Müdürü kimliği ile değil kendi sahasında rakip takım seyircisini gören Kızgın BJK Taraftarı kimliği ile hareket eden Sn Celalettin Cerrah’ın emri ile dışarı çıkartıldık. Dışarı çıkartılmakla kalmadık BJK Taraftarı İstanbul Emniyet Müdürü emri ile tribüne çıkan polisler tarafından acımasızca coplandık. Yani İstanbul Valisinin sözüne inanarak bireysel olarak maça geldiğimiz ve Fenerbahçe taraftarı olduğumuz için coplandık. Aynı sebeplerle maç seyretme hürriyetimiz kısıtlandı, aynı sebeple maddi zarara uğradık. Bu konular ile ilgili olarak sorumlu kurumlar ile ilgili yasal yollardan hakkımızı arayacağımız da bilinmelidir.

Biz maçtan çıkartılmanın, hiç sebepsiz yere dayak yemenin üzüntüsünü yaşarken bazı arkadaşlarımızın Sayın Valimizin ve BJK lı Emniyet Müdürümüzün emri ile gözaltına alındığını öğrendik. Hatta anca yetişebildiğimiz maç sonunu TV de seyrederken Sayın Valimiz ekranda maça gelenlerin cezalandırılacağı sözünü veriyordu. Herhalde o da BJK tribünlerinin “Vali İstifa” tezahuratından fazla etkilenmiş olmalıydı. Ancak her istifa diye bağıran tribüne bir taviz ve söz vermek nereye kadar sürer bunu kamuoyunun görüşüne bırakıyoruz.

Sonuç olarak diyoruz ki ;

Biz ilimizdeki en üst idari makamın namus sözüne güvenip , bireysel olarak İnönü stadına gittik ve hem dışarı atıldık hem de coplandık. Bu da yetmiyormuş gibi maça gittiğimiz için hakkımızda cezai işlem yapılıyor. Hadi biz Valimize güvendiğimiz için suçluyuz peki,

Sözünden dönenlerin hiç mi suçu yok ?
Tuttuğu takım kimliğini bulunduğu görevden daha öne çıkaranların hiç mi kabahati yok?
Geçen sene bir pankart için aylarca gürültü çıkarırken analarımıza söven pankarta göz yumanların hiç mi kabahati yok?

Fenerbahçe Taraftarlar birliği olarak tüm bu olaylar ışığında sorumluları veya başka bir deyişle sorumsuzları şiddetle kınıyoruz..
Çoğunluğu kombine kart sahibi ve kongre üyesi olan arkadaşlarımızı dışarı atan, coplayanlara teşekkür ! eden yönetimimize biz de teşekkür ediyoruz..

Bu kararın her yönü ile mantıktan, evrensel hukuk ,insan haklarından uzak uygulamasını yaşayan bizler, aklı selim, eyyam yapmayan, tarafsızca görevini yapabilecek Yöneticilerden bir kere daha sağduyu ile olaylara bakmalarını ve bizim başımıza gelenlerin son olmasını , bu olayın milat kabul edilerek, maça gitme, izleme haklarımızın geri verilmesini , bu olaydan dolayı mağdur kaldığımız kanuni haklarımızı saklı tutmak kaydıyla rica ediyoruz ve bizim dışarı atılmamız için tezahurat yapan BJK seyircisini ve GS seyircisini ikinci devre Şükrü Saraçoğlu Stadında oynayacağımız maçta derbinin ruhu ve inandığımız taraftarlık ilkeleri doğrultusunda tribünlerde göremeyi istediğimizi de özellikle ifade etmek istiyoruz.

Saygılarımızla

FENERBAHÇE TARAFTAR BİRLİĞİ