Salak ile Avanak Londra Deplasmanında – II

Kahramanlarımız –ki neresi kahramanlık tartışılır– havaalanı polisi tarafından bir süre tutulduktan sonra Luton Karakolu polisleri tarafından ayrı ayrı teslim alınır. Hiçbir suçu olmayan AVANAK karakola ilk gelen zanlıdır. Bindiği ilk sağdan direksiyonlu araba polis aracıdır malesef.

Birden İstanbul’da oynana Chelsea maçı sonrasını hatırlar. “Sallasana sallasana mendilini, Abramoviç kurtarsana piçlerini”… Tekrar görebilecek miyim acaba İstanbul’u, başıma ne gelecek soruları ile kafa patlatır.

Ellerde kelepçe ufak bir odaya alınır. Kelepçeler çıkar. “So little” seviyesinde ingilizcesi ile polis amcalarıyla ve amcalardan daha geniş vücuda sahip olan teyzeleriyle anlaşmaya çalışır. Montu, laptopu, cüzdanı, kemeri ve ceplerindeki herşey büyük bir poşete konur. Polis amcalardan biri yırtılma ve açılma ihtimali olmadığını göstermek için “bak ulan güneşin batmadığı ülkede biz torbanın bile kralını yaparız” diye ufak bir şov yapar.

Mobil bir tercüman ayarlanır. Telefon 2 m x 1 m polis teyze ve AVANAK arasında gidip gelecektir. Mobil tercüman ilk cümlesini söyler;

– AVANAK bey hırsızlıkla suçlanıyorsunuz. Öncelikle şunu soruyor memure hanım, herhangi bir rahatsızlığınız var mı? Sürekli olarak ilaç kullandırmanızı gerektirecek bir konu var mı?

Hırsızlık kelimesini duyar duymaz AVANAK’ın gardı düşer, başından aşağı kaynar sular inmiştir. Bir köpek alıp, kafamı götüne soksam bu kadar ezilmezdim diye geçirir içinden.

– Hayır yok.

O sırada bütün karizması ile SALAK karakola giriş yapar. AVANAK bir cümle kurar, anlaşabildiği tek insana. “Hoşgeldiniz SALAK Bey” İki arkadaşın birbirinden gözlerini kaçırması ile bu muhabbet son bulur. AVANAK’ın aklında şu düşünce vardır: “Aynı hücreye sokacaklar bizi nasılsa, madem hapis yatcam üstüne bir de katillik olsun olan oldu *mına koyayım”.

Mobil Tercüman ile muhabbete devam ederler.

-AVANAK bey, gözaltına alındığınızı bildirmek istediğiniz kimse var mı?

AVANAK Düşünce Balonu; “Ulan kimi arayayıp ne diyeyim? Baba hırsızlıktan gözaltına alındık. Aferin oğlum iyi bok yedin.” Bu diyalog ve arkasından geçecek konuşmalar sevimsiz olacağından AVANAK bu soruyu olumsuz yanıtlandırır.

-AVANAK bey avukatınız var mı? Eğer tutacak paranız yoksa devlet size bir avukat temin edecektir. Avukat ister misiniz?

– Ben SALAK’a danışmak istiyorum bakayım o ne yapacak?
– Hayır polisler sormanıza müsade etmiyor.
– Peki UK devleti bana bir avukat tutsun o vakit.

AVANAK bir özür falan bekler en azından ama SALAK’ta tık yok. Sebebi polislerin SALAK’ı yolda gelirken Türkçe konuşmamaları için uyarmış olması. Tabi bu uyarıları AVANAK’a söylemedikleri için, söyledilerse bile AVANAK anlamadığı için AVANAK başlar muhabbete.

– SALAK bavulum nerde, kimseye haber verdin mi?

SALAK polislere “Arkadaşım birşeyler soruyor cevaplandırayım mı?” diye soruyor, beklediği üzere red cevabını alınca;

– Türkçe konuşmamıza izin vermiyorlar, bavulun figüran arkadaşlarda,kimseye haber vermedim.

SALAK ile AVANAK ufaktan bir ifade denkleştirmesi yapıyor. Olay aynen anlatılacak sorun yok.

Polisler o sırada maça yetişeceksiniz falan dese de AVANAK buna pek anlam veremiyor. 4 saat uçak yolcuğu, 1,5 saat gereksiz gerilim boyunca AVANAK artık nikotin krizi geçirmektedir. Polis AVANAK’ı hücreye atmadan hemen önce sorar.

– Bir şey içmek ister misin?
– Sigara?
– Yassah!
– Hay *mına koyim.

Kapının önüne gelinir. Polis ayakkabısını çıkarmasını ister AVANAK’tan. Ayakkabı misafirliğe gelmişçesine kapının önünde çıkartılır. Bir adet yastık ve battaniye tutuşturulduktan sonra “ışıklar açık mı kalsın? sorununa AVANAK başı ile onay verdikten sonra tek kişilik hücreye giriş yapılır.

7×8 adım hücrede, 7×2.5 adım yatak bulunmaktadır. Ek olarak 3×5 adım tuvalet bulunmaktadır. Musluk yoktur sadece tuvalet kağıdı vardır. Volta başlar zaman geçmez. Hücrenin tavanda anlam veremediği bazı yazılar vardır. Sonradan yazıların içeriğini öğrenir; “Uyuşturucu kullanmaktan dolayı başınızın belaya girmesinden sıkılmadınız mı? Alkol ala ala insanlıktan çıktınız temiz bir hayata başlamak ister misiniz? Arayın kurtaralım vs vs”

Figüran 2 arkadaş dışarıda karakolun polisleri ile muhabbet etmektedir.
– Arkadaşarımıza ne olacak?
– Onlar hırsızlık yapmış.
– Ya ne hırsızlığı? Sadece kötü bir şaka…
– Bu sadece aptallık değil, idiotluk…

Figüran aldığı bu cevap karşısında topun 90’a gittiğini görür ama bir şey yapamaz.

Zaman geçmek bilmez bir türlü. 6 saat, dile kolay tam 6 saat hücrede kalınır. Sonra bir düğme fark edilir. “Information” yazar üstünde. Can sıkıntısı artık tak ettiği için hiç düşünmeden basar düğmeye AVANAK. Koşarak bir memur gelir.

– I want information.
– Hımbıl bülbül hımbıl bülbül hımbıl bülbül
– Hım bıl bül bül hım bıl bül bül

Advocate, translator, your friend, ten minutes later, wait kelimelerinden bir anlam çıkaran AVANAK çıkardığı anlamın doğru olması için dua eder. Hakikaten 10 dakika sonra AVANAK dış dünyaya açılan penceresi (tercümanı) Sevda hanım, şeytanın avukatı ile bir odaya kapatılır. İfade vermeden hemen önceki son adıma geçerler.

to be continued…

Salak ile Avanak Londra Deplasmanında – II” üzerine 6 yorumlar

  1. Benzer yazılar

    * Bu yazının eşi benzeri yok!

    Burası süper olmuş 😀

  2. herhengi bir etiket yazılmadığı için öyle olmuş, hemen havaya girme 🙂

  3. Devamını merakla bekliyoruz werdure. Bitir artık şu yazı dizisini meraktan çatlayacağım ne oldu Salak ile Avanak’a 🙂

    Şaka bir yana seninki bittikten sonra olayı bir de salağın gözünden anlatmak lazım :)Böylelikle okuyucular hikayeyi daha iyi özümseyebilir 🙂

    Mesela ekleme yapmak istediğim bir nokta:

    “SALAK polislere “Arkadaşım birşeyler soruyor cevaplandırayım mı?” diye soruyor, beklediği üzere red cevabını alınca; ”

    Burada salak polislere: “Arkadaşım birşeyler soruyor cevaplandırabilir miyim” diye sorar. Polisler avanağın ne sorduğunu sorar, “Bauvulunun nerede olduğunu merak ediyor” yanıtı üzerine, polisler bu sefer “nerede bavulu?” der. “Diğer arkadaşlarımızda” cevabı üzerine, polisler “tamam arkadaşına bavulun nerede olduğunu söyleyebilirsin” der. Bunun üzerine salak 3 saniyede olabildiğince kısa cümleyi bir araya getirerek “Türkçe konuşmamıza izin vermiyorlar, bavulun figüran arkadaşlarda, kimseye haber vermedim, herşeyi olduğu gibi anlat ben suçu üzerime alacağım zaten” der ve diyalog başlamadan biter.

  4. Bu hikayedekilerle herhangi bir alakası olmayan arkadaşım bayılmış hikayeye, devamını ne zaman yazacaklar diye soruyor, haberiniz olsun.

Yorumlar Kapalıdır.