Tembel Türkler

Hayatım boyunce özellikle de beni yakından tanıyan insanlar tarafından bana yöneltilen eleştirilerin genel toplamında tembellik ağır basıyor. Bu biraz da önyargılardan kaynaklanıyor gibi geliyor bana aslında, neticede dışarıdan bakıldığı zaman kemikleri iri görünen bir insanım. Öyle olunca da, şişman adam tembel olur yargısıyla veriyorlar hükümlerini. Yoksa, benim tembellikle işim olmaz. Benim derdim üşengeçlik.

Tembel olmaya bile üşenen bir insanım ben. Tembellik zor zanaat yeğenim, bakma sen dışarıdan kolay göründüğüne. Tembel adam yaratıcı olur, insanlığın gelişimine bir bak, ne demek istediğimi anlayacaksın. Tembel olmayaydık, bunca icadı yapar mıydık? Tembel bakıyor, ulan bu işi daha az eforla nasıl yaparım diye düşünüp oradan icat çıkarıyor. İşte üşengeçlik de bunun bir tık ötesi. Tembel adam soruna bakıp buna yönelik icat yaparken, aynı soruna bakan üşengeç adam ne yapıyor? Bir tembel çıksa da şuna yönelik bir icat yapsa da hayatımız kolaylaşsa diye düşünüyor yattığı yerden. Heh, işte o üşengeç adam benim…

Neyse, ben gene üşengeçlikten değil de, tembellikten devam edeceğim konuya. Ne diyordum? Hah, beni tembellikle itham ediyorlar diyordum. Üstelik de bana bunu yakın çevremdekiler diyor. Bunların ortak özelliği ne? Kısaca şöyle genelleyebiliriz, Türk olmaları. Cümleyi kurar kurmaz pişman oldum, bak gene dağılacak konu. Türklük, millet kavramı, alt kimlik, üst kimlik falan derken olaylar karışacak gene. O zaman şu şekilde tekrar deneyeyim, bu kişilerin ortak özelliki anadillerinin Türkçe olması. Böyle oldu mu? Sanırım oldu, bu şekilde mevzu siyasi bir zemine kaymadan devam edebiliriz gibime geliyor.

Anadil Türkçe’ye niye getirdim konuyu? Çünkü, İDDİA EDİYORUM, tembellik Türklerin hamurunda var. Bunu da Türkçe üzerinden size ispatlamaya hazırım. Çünkü, bu yazıyı bitirdiğinizde hepiniz ikna olacaksınız ki, Türkçe tembellik üzerine kurulmuş bir dildir.

Örnek mi lazım? Senden rica ediyorum, ilkokulda Türkçe dersinde seslerle ilgili öğrendiğin kuralları yavaş yavaş hafızanın derinliklerinden günyüzüne çıkarır mısın? İlk ne geldi aklına? Sertleşme, yumuşama muhabbetleri mi? Misal, ünsüz sertleşmesi; şimdi sesli şekilde şu iki kelimeyi söyle bakayım: kitapcı – kitapçı? Hangisini kullanıyoruz biz konuşurken? İkincisi, he mi? Neden? Çünkü söylemesi daha kolay. Dolapda demiyoruz, dolapta diyoruz; çünkü dil ve gırtlak hareketleri açısından ikincisini söylemek seni az yoruyor.

Yumuşamaya geçelim, gene aynı. Karşıdaki sokaka girelim demiyorsun da, sokağa diyorsun. Dilin ona daha kolay dönüyor, daha kolay söylüyorsun. Çünkü tembellik senin de kanında var aslında. Ses türemesi mi dedin? İki sesliyi arka arkaya okumak zor geldiğinden, araya sessizi yapıştırıyorsun.

Büyük ünlü uyumu? Kelimenin başında geriye giden dilini tekrar öne doğru getirmeye üşendiğinden, kalın ünlüden sonra hep kalınla devam etmek istiyorsun. Küçük ünlü uyumu mu dedin? O da dudaklarının tembelliğinden, sırf hazır kelimeye yuvarlak sesliyle başlamışken bir daha dudakların durumunu düzeltmekle uğraşmayayım diye, aynı seslilerle devam ediyorsun. Ya da tam tersi, düz sesliyle başlamışım aga, kim yuvarlayacak bu saatten sonra diye yuvarlak sesliye geçmiyorsun.

Ya hepsini geçtim, alfabendeki bütün harfler görece kolay harfler. Sırf üşendiğinden, diğer milletlerin aksine; misal J harfini icat bile etmemişsin, misal Arabın DZ sesi gibi, İngilizin TH sesi gibi garip seslerin yok dilinde. Dümdüz kullanıyorsun sesleri, dilini gırtlağını azıcık oynatacaksın diye ödün kopuyor. Bunların hepsi tembelliğinden…

Demek ki neymiş? Tembel Türkler’in dili Türkçe, tembellik üzerine kurulmuş. Yani konuşurken dilinde bile tembellik yapan insanlarmış anadili Türkçe olanlar. Yani neymiş, bizim genlerimizde, hamurumuzda varmış bunlar hep. O yüzden, rica ediciim, tembel bir neslin ahvadı olarak bana tembel demeyi bırakınız…

Tembel Türkler” üzerine 7 yorumlar

  1. Küçük ünlü uyumu dudakların tembelliği ise, “university” i “yünivörsiti” diye okumak o dilin ibneliğidir. Uyuz oluyorum şu ingilizceye. Sırf kahpelik sırf ibnelik arkadaş.

    Örn; see; görmek fiili. hadi cümle içinde kullanalım. I see dead people.
    Bizim sondan eklemeli fiillerle zaman falanı çözüyoruz. Hah işte o kural aynen geçerli.
    Örn; I walk. ben yürürüm. İşte bu fiile bir ed takısı ekle olsun sana geçmiş zaman. I walked. ben yürüdüm. E süper kolaymış. Bir örnek daha İ seed dead people.
    Ha o öyle olmaz ya. e neden? see irreguler fiil çünkü. e nolcak şimdi? saw olacak. E ebenin ki. Ne yapcam bu düzensiz fiileri? Ezbeliceksin.

    Kendi diline kural koy. Sonra kendi koyduğun kurala uyma. Neymiş düzensizmiş. La olm gerekirse katlamana yardım edeyim. Beraber düzenleyelim. Yok olmaz. Hayır bu işin ucu Doğa ya dokunuyor. Ona acıyorum. Her seferinde yardımcı oluyor. Allah razı olsun.

  2. İngilizce dediğin dil, dilbilgisiyle fonetiğiyle dünyanın en saçma dili ama işte adamlar allem ettiler kallem ettiler bu kadar boktan bir dili bütün dünyaya öğrettiler. (Bir tek werdure’ye öğretemediler, bu da Kraliçe’ye qapaq olsun!!1!)

  3. 2 gündür düşünüyorum düşünüyorum bir türlü çözemedim. Laf mı soktun sen bana?

  4. werdure, senin için zor olan bir durum yok ki. I don’t diyosun bütün derdini anlatıyorsun

  5. peki ya TENBEL denseydi nolucaktı ni de onu düşün :))

Yorumlar Kapalıdır.