Wimbledon 2008: Federer vs. Nadal

Askerliğimi yapana kadar geçen yaşamımda sevmediğim tek bir spor dalı varsa o da tenisti. Bu sporu hiçbir zaman sevememiş olmamın nedenini bilmiyordum o günlerde. Çok itici geliyordu, Tv’de zap yaparken karşıma çıksa en fazla 1-2 dakika tahammül edebilmekteydim. Nasıl oynandığı, kurallarının ne olduğu fazla ilgimi çekmezdi. Sadece popüler kültür bilgisi olarak bu sporla kimler uğraşır, turnuvaları kimler kazanır kısmında az da olsa fikir sahibiydik. Boris Becker, Andre Agassi, Pete Sampras ya da bayanlarda Steffi Graf, Navratilova gibi isimlerin opera sanatı ile uğraşmadığını teniste her sene şampiyonluğa oynadıklarını turnuva kazandıklarını falan takip ederdik.

Cevabını en çok merak ettiğim ama merak ettiğim halde öğrenmek için hiç kasmadığım olaysa şu tenis maçının setleri nasıl kazanılır, kazanmak için ne yapmak lazım, oyun mu almak, amuda mı kalkmak gerekli? Neden bazı maçlar 6-4 7-6 gibi setlerle biterken bazıları 6-0 6-1 ile bitiyor.Bir tek bildiğim 15 – 30- 40 ve sonrasında oyunun bittiği, eğer puanlar eşitse averaj denilen bir zamazingosu olduğuydu. Dediğim gibi öğrenmek için de hiç sorgulayıcı olmadım. Akışına bıraktım belki de zamanı bir gün gelir diye.

Deseler ki askerde, yurdumun en ücra köşelerinde tenis oynamasını öğreneceksin hatta bu sporu çok seveceksin hatta ve hatta seyrettiğin bir maç sonucu tenisle ilgili bir yazı bile yazacaksın; “ulan kader sen harbiden orijinal bir adammışsın” derdim. Dün öğlen saat 17.00 sularında başlayan muhteşem maç gece 23.00 gibi sona erdi. İki kere yağmur nedeni ile maça ara verildi. Geçen sene Nadal’ı destekleyen kalbim bu sene tamamen Federer dedi. Nedenini bilmiyorum. Ama bu tarihe geçen maçı canlı canlı sonuna kadar izlediğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Maçın kritiğini yapacak kadar tenis bilgisine sahip değilim sadece kendi gözlemlerimi yazabilirim. Eminim bir şekilde bu maçı izleyen herkes maça dair kendince yorumlar yapmıştır. Maç başladığında kim kazanırsa kazansın bir rekor kırılacaktı. Eğer Federer kazanırsa Wımbledon’da 6. kez üstüste kazanan tek isim olarak adını tarihe yazdıracaktı. Eğer Nadal kazanırsa Fransa açıktan sonra Wımbledon’ı kazanan iki isimden birisi olacaktı. Maç böyle başladı. İki rakip daha önce 17 kez karşılaşmış, 11 kez Nadal galip gelmişti. Ama bu galibiyetlerin çoğu kum pistlerdeydi. Nadal’ın kum pistlerdeki imparatorluğuna Hamburg’ta son veren Federer kumun rövanşını çimde vermemek için elinden geleni yaptı.

Nadal müthiş bir kondüsyona sahip olduğunu bazı anlarda yaptığı inanılmaz vuruşlarla herkese kanıtladı. Çizgi gerisinde inanılmaz mücadele ortaya koydu, insanüstü bir efor sergiledi. Ben izlerken yoruldum zaman zaman “oha lan bu insan mı?” diye de çok soru sordum. “Nasıl bir kondüsyondur arkadaş” diye sık sık kulaklarını çınlattım. Oyunun rallilere döndüğü bütün anlarda ezici bir üstünlük kurdu Federer’e. Sağdan çıkarttı, soldan çıkarttı, koştu, zıpladı, atladı, akla gelecek ne tür atletik mücadele varsa hepsini tekniğiyle birleştirerek gönüllerde taht kurdu. Onun bu sıcakkanlı mücadelesi ve azmi çoğu insanın sempatisini kazanıverdi.

Ya Federer’e ne demeli? Bir insan bu kadar soğukkanlı olamaz, olmamalı. O soğuk görünüşünün biz Akdeniz insanları üzerinde yarattığı antipati bile dün akşam silindi gitti. Yaptığı geri dönüşle neredeyse bizim milli takımın geri dönüşlerini geride bıraktı. Hele bir de sonunu getirebilseydi “Oha e… a… Sami” diyen Turgay Şeren’i sevgiyle yad edecektik.

Setlerde 2-0 geriye düştü. Herkesin ‘bu iş bitti’ dediği anlarda ‘hayır ben burdayım, daha bitmedi’ dedi. İki kez maç puanı döndürdü. Hem de Nadal’ın servislerinden. Tie-break oyunlarında müthiş soğukkanlıydı. Kendi servislerinde birkaç kez geriye düştü, hem de çok kritik anlarda. Ama hepsini çevirmesini bildi. “Tamam artık oyun Nadal’ın” diyen spikerler bile laflarını çoğu kez yediler. En sonunda “Biz artık bir şey söylemiyoruz” demek zorunda kaldılar. Nasıl bir konsantrasyonsa artık, bir insan evladı o kadar kritik yerden set çeviremez. Hadi bir kez yaptın ikincide de yaptın ama Federer gibi bilmem kaç kere yapmak onun ne kadar büyük bir isim olduğunun kanıtıdır. Hakikaten dün gece önünde saygıyla eğildim. Belki de bundan dolayı kalbimden geçen Federer’in kazanmasıydı. Oysa ki dediğim gibi geçen seneki finalde tüm kalbimle Nadal demiştim ama olmamıştı.

Maç iki kere yağmur sebebi ile durdu. İlkinde Nadal setlerde 2-0 galipti Federer seti alabilmek için oldukça sağlam asılıyordu. İkisi de soyunma odasına giderken herkes kendince bu aranın kime fayda sağlayacağını düşünmüştür. Ben Nadal’a yarayacağını, oyunun sonuna daha iyi konsantre olacağını ve bu işi bitireceğini düşünmüştüm. Biraz da oyuna baktığımızda, Federer çok kötü değildi ama Nadal olağanüstü oynuyordu, bu oyun Federer’de demoralizasyon yaratıyordu ve çok basit hatalar, klasına yakışmayacak vuruşlar çıkartıyordu. Ama oyun yeniden başladığında ne kadar çok yanıldığım ortadaydı. Federer gerçekten çok büyük bir tecrübe olduğunu hemen gösterdi. Geriden gelerek oyunu 2-2’ye getirmeyi başardı. Hele ki 4. setin sonları unutulmaz bir mücadeleye sahne oldu. İki kere maç puanını çevirmeyi başardı Federer. Bir önceki sette set puanını çevirmeyi başardığı gibi.

Son set başladığında artık skor eşitti. Fakat Federer daha çok moralliydi. Çok kritik yerlerden maçı çevirmiş, Nadal’a adeta “Beni Wimbledon’da asla yenemezsin, bu hiçbir zaman olmayacak, tarih asla bunu yazmayacak” mesajını vermişti. Herkes bu moralle son setin daha kolay biteceğini Nadal’ın daha kolay teslim olacağını düşürken genç İspanyol mücadelesinden en ufak bir taviz vermedi. İki raket de birbirlerinin servislerini kıramaMAya devam etti. Tam böyle bir anda belki de Nadal Federer’in servisini kırabilecekken bir anda gökyüzü yeniden karardı. Yeniden iki raket soyunma odasının yolunu tuttu. Bu sefer Nadal biraz daha avantajlıydı. Çünkü geriye düşmekteydi ve rakip geriden gelmiş, oldukça moralli iken bu ara ilaç gibi gelmişti. Aslında kaderin bir cilvesi de olabilir. İlk arada oyun biterken yağmur Federer’e yardıma koşmuştu şimdi de Nadal’ın yardımına gelmişti. Her şeyin eşit olduğu beraberliğin bir türlü bozulamadığı bir ortamda da sanırım Mikail’den de başka bir hareket beklenemezdi.

Ara bittiği anda Federer öyle iki servis attı ki sanırım ikisi de ace oldu ve oyun Federer’ e geldi. Dedik ki tahminler yine yanlış Federer bu işi fazla uzatmayacak. Tabi ki Nadal inatçılığını südürmekte daha da fazla inatçıydı. 5. sette tie-break yokmuş iki farklı oyun üstünlüğü aranmaktaymış. Yani ikisinden biri artık servis kırmak zorundaydı. Ve bunu son setin 15. oyunun da Nadal gerçekleştirdi. Olağanüstü vuruşlarla Federer’in servisini kırmayı başardı. Ve bu moralle devamında kendisine şampiyonluğu getirecek servisleri atarak Federer’in rekor hayallerini Wımbledon çimlerine gömdü. Tam Alfred Hitchkok’luk alacakaranlık kuşağıydı çünkü hava Londra’da bile kararmaya başlamıştı. Eğer oyun biraz daha uzasa ertesi güne ertelenecekti.

Bir Wimbledon daha böylece geçti gitti. Ama bu maç tüm turnuvalar tarihine geçecektir. Herkes artık 2008 Federer-Nadal finalinden bahsederken tenise doyduğunu anlatacaktır. Bunun üstüne maç olamayacağını söyleyecektir. Kimbilir, eğer öyle bir maç olursa bize neler yazdırır. Dünkü maçın her türlü iki galibi vardı. Bu iki centilmene sonsuz teşekkürler bize böylesine bir mücadele böylesine bir maç izlettirdikleri için…

Wimbledon 2008: Federer vs. Nadal” üzerine 10 yorumlar

  1. FasulyedenKom’da bir tenis yazısı… Ulan kader sen harbiden orijinal bir adammışsın 🙂

    Ben izlemedim ya, herkes bu maçtan bahsediyor sahiden.

  2. Tenisten ne kadar anladığımız belli oldu. “Kum pist, çim pist..” yeni kavramlar ortaya atmışız.
    Ulan kortlarda pistin ne işi var diye sorarlar adama:)
    Yazarken baya bi düşünmüştüm bu pist değildi ulan neydi bunun orijinali diye:)

  3. nolacak werdurecim ya tayyip in trenine binmiş inemiyordur ya da ergenekon kapsamında gözaltına alınmıştır:)

  4. dur artistik yapayim. ben bunun uzerine mac gordum ya. steffi graf-hingis 99 French Open finali. tabii bayan olunca adamdan saymiyor koca dunya, bu dunyanin alayi cinsiyet ayrimcisi iste 🙂

  5. İvançeviç mi ne bir adam vardı bir de. Wild card’la katılıp final mi oynamıştı, kupayı mı almıştı, neydi?

  6. Bu avam sohbetinize ancak bu kadar müdahil olurum demek mi oluyor bu anlamadım ki?

  7. bi de kum pist diye bişey olmadığı gibi kum kort gibi bişey de yok. olsa olsa toprak kort olur o.

    tamam nadal ile federer insan değiller de at da değiller be anam.

Yorumlar Kapalıdır.