Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Ciao Fossa dei Leoni

25 Mayıs 2005, İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı Şampiyonlar Ligi finali için Atatürk Havalimanı'na inen Milanlı taraftarların çoğunluğunu oluşturan Fossa dei Leoni, Commandos Tigres ve Brigate Rossenere grubu otobüslerle stadyuma taşınıyor. Aralarındaki gerginlik, maçtan saatler önce stadyum dışındaki irili ufaklı grupların sohbetinin ana konusu. Avrupa'nın en tutkulu taraftarlarından Liverpool'a karşı, kendilerine ayrılan 20 bin kişilik tribünleri dolduramayan Milanlılar, ellerinde biletleri Liverpoollular'a satan içlerindeki İngilizleri konuşuyorlar. Dillere destan koreografileriyle tüm dünyadaki tribün gruplarının takdirini kazanan Fossa dei Leoni önceden hazırlanan planla, kale arkası tribünde diğer grupların da desteğiyle şovuna başlıyor.

Kadıköy’e doğru

Efenim, boş kağıtla da olsa çıkılan bir cumartesi vizesinden sonra, sınavları kısmen de olsa geride bırakmanın verdiği coşku ve heyecanla attık kendimizi İstanbul'un kucağına... Gündüz gözüyle orda burada dolandıktan sonra sevgiliyle buluşmak gerekti artık, özlemiştik; sinsice yağan yağmur eşliğinde atladık vapura, Kadıköy'e doğru… Hava yağmurlu olduğundan teras katı boştu vapurun.

İzan ve değirmen taşı

Fakülteye ilk girdiğimiz günlerde, okumak değilde anlayış kabiliyetine sahip olmanın, fazilet, eşşekte semer farkının değilde semerde eşşek farkının önemli olduğu konusunda rahmetli Ordinaryüs Profesör Sulhi Dönmezer Hoca takmıştı bu küpeyi kulaklarımıza. "İzan nedir bilir misiniz çocuklar ?"diye sorarak başlamıştı hikayeye.

Gitme!

- Gitme… - Olmaz…Olmamalı yada. - Neden? - Eyleme ihtiyacım var benimde. Bana sadece gitme diyorsun. Peki sonrası… - Çözebiliriz belki… - Çözmek için bağlı olmak gerekmiyor mu? - …ne diyebilirim ki daha. İstediğin neyse onu yap o halde. Gerçekten gitmek istiyor musun? - Bilmiyorum,kafam karışık. Sadece bir şey yapmalı olduğumu biliyorum. - Tamam!... Bir şey yap o zaman. Kal mesela. - Ben…yapamam. Ben seninle çok yalnız hissediyorum kendimi.

Ulemaya soralım

Ülkemin Başbakanı olan Recep Tayyip Bey AİHM'nin türbanla ilgili verdiği karardan sonra bakınız ne buyurdular: "Mahkemenin bu konuda söz söyleme hakkı yoktur... Söz söyleme hakkı din ulemasınındır" Bu açıklama medyaya bomba gibi düşünce, çoğu kez olduğu gibi, Başbakanlık tarafından yine yalanlandı. Sözcü Arif Beki'ye göre Başbakan "başörtüsü yasağıyla ilgili uygulama söz konusu olduğunda, İslam dini bilginlerinden görüş istenmeden oluşturulacak kanaat ve görüşlerin 'eksik' kalacağına işaret etmek istemiş..

Karides tabağı

ATBS kişisi sabah sabah nasıl bir çelişkiler yumağının içinde olduğumuzu hatırlattı. Yılda bir elin iki parmağı kadar, Sarıyer dolaylarında gerçekleştirdiğimiz Rakı-Balık kamikaze dalışları sırasında görebildiğimiz karides yollanmış komşuları tarafından tabakla... Hani bu işin hududu kek, börek bilemedin aşure ya, şimdi o tabağı boş göndermek de olmaz. Yakışmaz Anadolu kültürüne... Doldurmalı tabağı havyarla, yanına da Petrus iliştirmeli ki şan alsın başını yürüsün...

Ata’ya mektuplar

Bakırköy Belediyesi, sınırları içindeki 30 devlet, 10 özel ve 5 azınlık ilköğretim okulu öğrencileri arasında ‘Atatürk yaşasaydı ondan ne isterdiniz?' konulu bir kompozisyon yarışması düzenledi. Mektuplar seçici kurul tarafından incelendikten sonra beğenilenler, Bakırköy'de sokaklarda afiş olarak yer alacak. Mektuplardan bazıları şöyle:

Büyüklük odur ki…

"Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte…

Yeryüzü ayaklanacak

Yüzlerini göstermeyen gölgeler Paris'in gettolarında ayaklandı. Alevlerin önünde birer kara gövde olarak ellerini kaldırıyorlar şimdi, zafer işaretleriyle bütün dünya gazetelerinin birinci sayfasına çıkıyorlar. Avrupa başkentleri diken üzerinde. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış insanlarla konuşmak için bir dil arıyorlar.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?