Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Uyku Sıkıntısı

Uykuyla aram pek iyi değil. Uyku beni sevmiyor. Çünkü ben de onu sevmiyorum. Ben onu sevmediğim için o da beni sevmiyor sanırım. Aslında tam olarak sevmiyorum da diyemem. Hani bazı insanlar vardır çevrenizde. İyi insandır, güzel insandır. Özünde mutlaka iyidir yani. Ama frekanslarınız pek tutmaz. Size zararı yoktur ya, bir yandan yararı da yoktur. Oturur muhabbet edersiniz, ama bir yerde tıkanırsınız. Çok fazla takılamazsınızo adamla. Mesela işyerinden bir arkadaşınız, aynı ofistesinizdir, her gün görmek zorundasınızdır el mahkûm. Görmek istemeseniz de, her gün görürsünüz. Uyku da benim için öyle bir kavram. Her gün uyumak zorundayım, ama bunu sevdiğimden değil mecbur olduğumdan her gün yapıyorum. Askerlik gibi, sevişmek gibi yani. Ahahah, yok lan bu ikincisi şakaydı. Neyse, neticede uyumak zorundayız, çünkü insan uyumazsa delirir, başka çaresi yok. Bu bir gerçek. Uykuyla yaşamaya alışmak zorundayız.

Ege Türk Olsun!

Bu aralar "Ortadoğuyu Anlamak" diye bir kitap okuyorum. Askerliğimi yaptığım birlikte, sanırım biraz da eğitim birliği olması sebebiyle, fena sayılmayacak bir kütüphane var, oradan düzenli olarak kitap alıp okuyorum ayıptır söylemesi. Askerliğimi yedek subay olarak yaptığımdan mütevellit azımsanamayacak kadar boş zamanım var, değerlendirmek lazım.Tabii, okumakla ilgili sıkıntılarım az biraz devam ediyor hâlâ, ama bir şekilde üstesinden gelmeye çalışıyorum. Kitabın konusu, isminden de tahmin edileceği üzere, Ortadoğu ve süregelen sorunları hakkında. Tavsiye edip etmemek konusunda henüz biraz kararsızım, çünkü daha başlarındayım kitabın. Ancak şu noktaya kadar güzel devam etti, bitirince unutmazsam kitap hakkındaki görüşlerimi de not düşerim. Yazarı İsrailli Ilan Pappé, ancak kitap hiç de (artık aşina olduğumuz) İsrail propaganda kitaplarından değil, hatta gözlemlediğim kadarıyla gizli propaganda bile değil. Zaten araştırdığım kadarıyla Ilan Pappé de hiç o taraklarda bezi olacak tiplerden değil.

Şırnak da Uçsun

Bugün Canarino sayesinde haberdar olduk mevzudan. Barış Gerçeker'in NTVSpor'da yazdığı yazıdan sonra bir okuyucu mektubu ulaşıyor eline sanal ortam vasıtasıyla: Türkler uçuyor sevindik, gururlandık ama burada, benim görev yaptığım köy okulumda çocuklar bırakın uçmayı zıplayamıyorlar bile... Burası damsız evler diyarı, köyün ve öğrencilerin durumunu anlatmak istemiyorum aynı bilindik manzaralar... Çocukların spor adına yaptıkları patlak topları, terlikleriyle okul bahçesinde futbol oynamak. Okulumuz, tahtamız, kitabımız var biz de buradayız kısacası eğitimde sorunumuz yok. Fakat biz Hidayet’in üçlüklerine, Semih’in bloklarına, Kerem’in asistlerine özendik biz potaya yani basketbola özendik. Demiyoruz ki bize parlak cilalı parkeli spor salonu yapın bize 2 tane pota yapın yeter, çemberin filesini biz öreriz... Hadi yapın bi asist biz de uçalım... Okçu Köyü İ.Ö.O İdil/Şırnak Öğretmen: Murat ÇAVDAR

İkra

İkra B'ismi Rabbike... Yani "Rabbin(in) adıyla oku!" Böyle başladı son semavi dinin tebliği. Okumanın önemi, inen ilk emir olmasıyla vurgulandı İslam'da. Sanırım benim yazılara giriş yapamama sorunum hâlâ devam ediyor. Gene çok alakasız bir yerden girdim konuya. Ve evet, Ramazan'da olmamızın da bir miktar etkisi olabilir bu durumda. Konumuz okumak. Ya da daha özelinde, benim son zamanlardaki sorunum olan "okuyamamak". Son zamanlarda bu durumdan çok rahatsızım. Kitap okuyamıyorum. Okurken zorlanıyorum. Uzun süre okumak yorucu oluyor. En ilgimi çeken konularda bile, bir kaç sayfanın ötesinde dikkatimi tekrar tekrar toparlamak, bazen aynı cümleyi arka arkaya bir kaç kez okumak zorunda kalıyorum. Çevremdeki insanlara bakıyorum, hepimiz okuyan insanlarız. Levo'yu saymazsak tabii, adam kendisi diyor Cin Ali'den beri kitap açmadım diye. Övünerek mi söylüyor bilemiyorum, belki de durum tespiti yapıyordur sadece. Aslında ben pek inanmıyorum bu lafına, neticede senelerdir kitap okumayan birisinin hem ağzının hem kaleminin bu kadar laf yapabilmesi imkansız benim gözümde.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?