Çalışmak kötü…

Çalışmak kötü. 3 kuruş para kazanayım hayatımı idame ettireyim kaygısının zamanla evrilip yerinde bir gardrop, araba, ev; ordan daha iyi gardrop, daha iyi araba, daha iyi ev; en iyi gardrop, en iyi araba, en iyi ev gibi hayvani güdülere teslim olmasının anahtarı çünkü çalışmak. Herşey orda başlıyor. Sabahın köründe kalkıyorsun, gece saatlerine kadar mesaide kalıyorsun, hedef kaygısı, verimlilik zamazingosu, ot, bok, püsurla koca bir ömrü geçiriyorsun ve bir yerden sonra sıtkın sıyrılıyor ve “abi neden daha iyisi benim olmasın ki? Bu kadar çalışırken neden azla yetineyim ki?” sihirli cümlesi ile durdurulamaz bir canavara dönüşüyorsun.

Evet, çalışmak kötü. Sabah erken kalkmak zorunda olduğun, gündelik hayatına dair renk sayılabilecek şeylere zaman ayıramadığın, kendini sevdiğin insanlarla, sevdiğin şeyleri yapmaktan alıkoyduğu için kötü. Yeterince kötü, fazlasıyla kötü, çok kötü!

Ama asıl kötüsü, normalde yüzüne bakmayacağın, muhabbetinden tiksindiğin, kurduğun cümlelerden anlamayan ve haliye kurduğu cümleleri anlamak bile istemediğin gerizekalı, aptal, çekilmez tipleri çekmek zorunda kalmak. Sabahtan akşama kadar aman embesil muhabbetlerine dahil olmayayım diye kaçacak yer arar, bulamadıkça gerilirsin. Gerildikçe de daha mutsuz bir insana dönüşürsün.

Kendimi üstün gördüğümden filan değil elbette, neticede birçok zaafı içinde barındıran bir insanım, her fırsatta dile getiririm. Zaten 25 senenin sonunda gelebildiğim noktada herşeyi özetliyor. Belki trilaylay raporlaması, hebelebülele benchmark çalışması, hattori hanzo formları ile aram iyi değildir. Ancak belli bir kültür seviyesinde olduğuma, gerek politik, gerek sanatsal, gerek sporsal konularda iyi kötü bir altyapımın olduğuna inanırım. Hepimiz öyleyiz aslında, tevazu göstermeye gerek yok. Bu siteye takılan insanların çoğunu tanıyorum ve biliyorum ki bu insanlar Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde bir zeka, fazlasıyla üzerinde bir kültür seviyesine sahip. Hani oturup her konuda saatlerce kelam edebileceğin, rakının yanına düşünmeden iliştireceğin insanlar…

Gel gör ki, çalışmak demek, o rakı masasından uzaklaşmak demek. Çalışmak demek kendini geliştirme telaşı içinde, başkalarının seni vasatın altına çektiğini hissetmek demek. Elbette bu embesil, gerizekalı dediğim kitle teorik ve akademik bilgi konusunda bir şekilde iyidir, ama o şirket benim olmadığı sürece, benim derdim işlerinde ne kadar iyi olduklarından ziyade hayat konusunda, sokak konusunda, senin, benim asıl ilgimi çeken şeyler konusunda vasatın altında olmaları.

Tamam, şirketin istediğini, ne bileyim tırıvırı raporlamaları filan on numara yapıyorlar belki, ama bana ne ki bundan? İki kadeh içmek, iki kelam edebilmek için destan gibi veri analizleri, raporlar yeter mi ki?

Eğer yetmiyorsa çalışmaya tahammül edilebilir mi ki?

dea

2004'ten beri FasulyedenKom sitesinde yazıyor. Bekar. Karşı cinse düşkün. Şişman ve çirkin.

Çalışmak kötü…” üzerine 18 yorumlar

  1. Güney Amerika’da balıkçılık yapmakta olan bir köylü ile Newyork’ta borsacılık yapan adamın hikayesini bilirsiniz ama hatırlatalım tekrar…

    NY’lu borsacı tatil için sakin bir Güney Amerika köyüne gider. Tatil boyunca sahilde şarabını yudumlayan borsacının gözüne yerli bir balıkçı çarpar. Balıkçı zaman zaman tekneyle açılarak yüklü miktarda balık çekmektedir teknesine, geri kalan zamanında ise sahildeki evinde şarap içmektedir ailesi ve sevdikleri ile. NY’lu borsacı bir süre sonra balıkçının yanına gider ve der ki:
    NY’lu: Cierim, sen her balığa çıktığında tonlarca balıkla dönüyorsun sahile…
    Köylü: Aynen öle abijim…
    NY’lu: Bak sen beni dinle, ben seni zengin edicem, olm voleyi vurucaksın allama, bu kıyağı da kimseye %15 komisyon almadan yapmam ona göre…
    Köylü: neymiş abijim planımız???
    NY’lu: Şimdi cierim, önce böle aylak aylak yatmaya son vericeksin. Her gün balığa çıkacaksın, kazandığın dolarcıklarla yeni bi tekne ve bi kaç eleman alacaksın. Sora burda bi şirket kurup bu balıkları amerikaya satacaksın. Bir süre sora amerikada da şirket kuracaksın ve tüm ithalat ihracat işlerini kendin yöneteceksin. En sonunda da bu şirket hisselerini borsaya açacağız.

    Köylü biraz düşünür ve bir anadolu insanı edası ile:

    Köylü: Abijim herşey güzel, ama ben tüm bu işleri yaptıktan sonra ne yapıjam????
    NY’lu: Kazandığın parayı alıp emekli olacaksın, sahilde bir evin elinde şarabın yanında sevdiklerin olacak…
    Köylü: Abi bi siktirip gider misin???

    (Bu hikayeden çıkardığımız en önemli sonuç, Güney Amerika soyunun temeli Anadolu’dan gelmektedir.)

  2. hırs denen illet zaten insanları böyle sistemin esiri yapan şey. Biraz geniş olmak lazım, hayatı yaşamak lazım.

    Zaten akşama evde içeceğimiz iki bira için çalışmıyor muyuz? Gerek yok fazlasına…

  3. bak burda da, daha fazlasını istemecilik 🙂
    birayı hallettin, ee fıstık var, o da tamam, ya badem? kajuya kadar yolu var yemin ederim…

  4. İnsanoğlu gördüğünü istiyo,yukarıdaki insanoğlu istediğini almak için alttaki insanoğullarını yoruyor,alttakiler onun altındakini derken 19 mayıslarda birbirlerinin üstlerine çıkıp bişey yaptığını sanan üstüne üstlük alkışlanan garipler gibi birbirlerinin üstüne çıka çıka alkış(para) toplamaya çalışıyorlar. Alkış geldikçe bir kat daha çıkıyolar.Kat çıktıkça alkış artıyo. Bi kat bi kat diye diye gidiyor.

    E ne yaptın sen?
    Abi 9 kat çıktık.
    e ne oldu sonra
    alkış kıyamet
    e sonra?
    *?’^+%

  5. A6 gördüğünde dibi düşenler, 1000 cc lik motoru gördüğü zaman hay aq benimde olmalı diyenler, çok parası olduktan sonra dünyayı dolaşmak isteyenler var burada. İsimlerini yazıp rencide etmek istemiyorum ama parasız olmuyor bu işler. 🙂 Ha A6 ya erk ile binip çoşmadıktan, 1000 cc lik motora altarı korkutmadıktan, dünyayı dellez ile dolaşmaktan zevk almam o ayrı. 🙂

  6. kanka, motorla ortadogu turu 😉
    para gerektirmiyor, uc kurusa hayatinin macerasini yasiyorsun…

  7. werdure demiş ki:

    A6 gördüğünde dibi düşenler, 1000 cc lik motoru gördüğü zaman hay aq benimde olmalı diyenler, çok parası olduktan sonra dünyayı dolaşmak isteyenler var burada. İsimlerini yazıp rencide etmek istemiyorum ama parasız olmuyor bu işler. 🙂 Ha A6 ya erk ile binip çoşmadıktan, 1000 cc lik motora altarı korkutmadıktan, dünyayı dellez ile dolaşmaktan zevk almam o ayrı. 🙂

    bu satırların yazarı da çalışmıyor yalnız 🙂

  8. Dünyayı dolaşmak bambaşka birşey. Bu araba, iyi araba, daha iyi araba sürecine dahil değil bence. Aslında araba da biraz dışında sayılabilir. Şöyle koyalım sınırı, keyif aldığın birşey için kazanıyorsan, daha çok kazanayım, daha çok keyif alayım hayattan diyorsan; bir nebze kabul edilebilir. Ama işte Fight Club nesliyiz ya, sahip oldukların zamanla sana sahip oluyorsa, o zaman bomba yapmayı öğrenmek lazım.

  9. Çıplak ayağımla çimi basıp malak gibi yattığımda suratımda at gözlüğünün olduğunun farkına varıyorum. Sabah kalk, çişe git, yüzünü yıka, diş fırçala, saçı düzelt, çık işe git, çalış, laf ye, laf söyle kavga et, eve git, yemek ye, tv aç, 1 saat izle, yat, kalk, çişe git….Ay başında maaşı al, parayı bankaya yatır, kart öde, kira öde, fatura öde, paranın %15-20 kalsın bir hafta sonu pikniğe git yada para harca, diğer 3 hafta sonu evde otur. 50 yaşına gel emekli ol, gözün problem, şeker hastalığı kaçınılmazlığı, mide iflas etmiş, bel ağrısı ne oldu emekli ! 1000 tl al en fazla yetmesin tekrar sikindirik bir yerde çalış laf ye çalış eve git…
    At gözlüğünü çıkarmaya çalışırım bunları gördükçe ama onu çıkardığında sana çaresizlikten başka bir şey kalmıyor. İçini korku sarıyor.Bebeğin ilk adımını atmaya çalışırken ki korkusu gibi. Ama onun kadar cesaretli olamıyoruz. Takıyoruz yine gözlüğü. Start veriliyor ve koşu başlıyor.
    İki bira için çalışmayı özledim ama iki birayı içmek bile artık lüks.

  10. Aslında kahrolsun kapitalizm demek yeterli bence..:) hep düşünmüşümdür, başkası adına eşşek gibi çalışıyosun , ay sonunda alacağın maaşı beklerken patronun belki yatıyla dolaşmakta, bizimki hayat mı diyosun, sonra istersen çalışma, yerine çalışacak adam çok akıllı ol git işine gücüne diyosun, sonra ulan bu adamda dünyaya böyle gelmedi ki o da çalıştı diyosun, sonra neden bende öyle olmayayımki diyosun , sonra bi bakıyosun ne gerek var 3 günlük dünya için diyosun, sonra ulan 3 günlük ama daha iyisini elde etme ihtimali varken neden azla yetineyim diyosun , böyle uzayıp gidiyo..

  11. O adam senden akıllı falan değil. Onun ailesi zengin o kadar. Bu dünyada özelliklede bu ülkede zengin bir aileden geliyorsan her zaman daha akıllı oluyosundur. Doğduğunda yabancı dadıdan dil öğrenirsin 2-3 tane. Her zaman oyun alanın vardır. Doğduğunda sigortan başlar en özelinden. Para kazanmanın ne olduğunu bilmezsin baban ölene kadar çalışmanada gerek yoktur ayrıca. Paris, Londra oradan ver elini Amerika. Karılar kızlar yatlar katlar esrar eroin alemler.Yaşın kemale erdiğinde baban ne yapman gerektiğini sana söyler. Yanında ki kurmaylarıdır zaten bu işlerin başında olan. Onlara neler yapman gerektiğini söyler hepsi o. Alsana genç iş adamı profili. Ne kadar salak olsan da o parayı harca harca bitmez. Sende çalış dur.Araba al ikinci elden hava at elaleme kendince. Tabi arabayıda alabilirsen 🙂

  12. bulacaz abiler, başka bi yol bulacaz, mümkün olan başka bi dünyada yaşicaz 🙂

  13. Bütün şans oyunlarını mikro düzeyde oynuyorum ama hiçbiri tutmuyor. Sadece 1, 2 trilyon tek kişiye çıkınca hafiften bi ” pezevengin evladı koydu çocuğu ” diyorum. Olsun önemli değil inanıyorum elbet banada bir gün şans sillesini vuracak. O zaman istediklerini desinler koy götüne gitsin :p

  14. Dellez lan biz seninle 1 ocakta rotayı çizmedik mi? Amerika kıtasından başlıyoruz. Yukarıdan aşağıya tın tın takılıyoruz. Sonra Avrupa, sonra beyaz tenli renkli gözlü jovovich lerin bol olduğu doğu bloğu ülkelerinde biraz zaman geçiriyoruz. Biraz daha sağ tarafa kayıppirinç yiyoruz, sonra bir kanguru avına katılıyoruz, sonra ulvinin memleketi ve civarlarına uğrayıp en son entari takunyaları giyip hacı olup geliyoruz. 🙂 87 yaşında hacı namazında niyazında vefat ediyoruz. Yersen.

  15. Şu dünyada elindeki ile yetinmeyi bilen bir hayvanlardır heralde. Bak aslanlara bi geyik avlayıp gün boyu yatıyolar, demiyolar geyiği avladım yanına tatlı niyetine bi de tavşan avlayayım diye. İnsan olmanın bize getirdiği bir güdüdür hep daha fazlasını istemek, bakarsan yaptığımız tüm teknolojik gelişmelerin altında da bu yatar. Bu güdüden şikayetci deiğilim lakin hep daha fazlasını istedim durdum, bunu için çalıştım ettim, sonuç ne oldu yine aynı tas aynı hamam. Ya az çalıştık yada çalışmak yetmiyo hacı problem budur yani 🙂

    Parayla çalışan köleleriz böyle gidecek, baktın tecavüzden kaçış yok tadına varacaksın demiş atalarımız.

    Saygılar.

Yorumlar Kapalıdır.