edit: imla

Hah işte tam bizim vizyonsuzluğumuzu gösteren bir durum bu şimdi. Vizyonsuzluk kelimesi tam oturmadı, çok ciks durdu. Artık mahalle arasındaki lahmacuncuların bile duvarında yazan “since 1976, vizyonumuz: lezzet durağı olmak, misyonumuz: kesenize ve midenize hitap etmek”. Kısmetsizliğimiz mi diyelim, üşengeçliğimiz mi diyelim, ileri görüşsüzlüğümüz mü, gece görüşsüzlüğümüz mümü, Tepecikli mi? Kuruçaylı mı? Kasımpaşalı mı? (Ulan o zamanlar Kasımpaşa maçlarına gitmek dilencilikti, şimdi politik bir tavır olacak neredeyse)

Bloglar aldı yürüdü, tumblrlar falan çıktı, twitter keza… Akıllı telefonlar, zaytunglar… Bit pazarına nur yağdı, 90’lara rağbet… Çok iyi hatırlarım site için “Müfide İnselel-Fasulyeden” videosunu aramıştım. Aradın buldun, indirmesi bir dert, siteye koyma kısmını zaten hiç bilmedim, bilmiyorum, bilmekte istemiyorum galiba.

Daha da bölündük, daha da kutuplaştık. Sevdiğimiz şarkıları dizilerde kullandılar, ayağa düştü. Melamet hırkaları moda oldu. Ahmet Kaya dizilerde çalınır oldu, Gemide replikleriyle yürür oldu millet.

Futbol mevzusunu hiç açmıyorum. Keşke makinekimyaendüstriyelleşseydi. Garip bir şey oldu. Ne olduğu belli olmayan, ne idüğü belli olmayan bir şey. Hani komşunun çocuğu olur. Ufacık, pespembe, kurabiye gibi bişeydir. Sonra 3-4 yaşına geldi mi etrafa sataşan, hayasız, aç ve arpasız, köpekleşen bi tip haline gelir. Gs’li Volkan vardı bulldog töbe estafurullah onun gibi.

Senin yüzüne ne olmuş? Böyle töbe estafurullah bişey olmuş… Ah be repliklerimiz bile gitti. Son 6-7 yılda doğru düzgün repliği olan bir film bile çıkmadı. Hâlâ Vizontele çakmaları izliyoruz. Ağa dizileri, konak dizileri… Şahan’ın Tv8 ve Atv zamanlarında ne güzeldi. Cem Yılmaz’a giderek daha az gülmek. Hiç bir şeyi beğenmeyen, Sabri Bey tarzı apartman yöneticilerine benzedik.

Ha diyeceksin ki bunca yıl ne yaptın? Sen taş üzerine taş koydun mu? Madem çok biliyordun, yazılarını gönderseydin bir yerlere. Haklılar. Üşengeçiz, şanssızız. Ne zaman bişeye niyetlensek, hep önümüzü kestiler. Tipik bir Beşiktaş’ız. Sezon başında kampın en formda futbolcusu sakatlanan, en iyi futbolcusu ölen/trafik kazası geçiren/birbirini vuran/bıçaklanan… Lige 3’te 3 ile başlayıp, İBB’ye 1-2 yenilip düşüşe geçen. Sahası kapanan, vergilere bağlanan, savaşlara yollanan…

İşte bir yanlışımız da burda. Ferhan Şensoy ustanın (ki Ordu Göreve, daha ne bekliyor söylemi vardı ama belki de ibne basın yalan yazmıştır) hep öğütlediği şeyi atlıyoruz. Günlüğümüz yok, tarihi takip edemiyoruz.

Geziyoruz işte böyle daldan dala.. Gezi-yoruz… Gezi… Hiç bir şey eskisi gibi değil. Sağcı ne demek? Solcu ne? İşçi Partisi, Aziz Yıldırım, Ulusalcılar kim? Gülen, Gül, Gülpembe, Mason, Adnan Hoca…

Youtube yorumları gibi hayatımız, gündemimiz… “Altına sıçan bebek” videosu altında Kürt-Türk kavgası çıkıyor.

Fasulyeden’in dönmesi iyi oldu, balans ayarı, Mayıs’ta açılması manidar…

Spontane yazdım, daha bir sürü şey oldu tabi, aklımıza geldikçe yazarız, sanki kaçıyoruz. (Belki de kaçarız)

Yaralandığım Kaynaklar: C://refet/müziğim/erkanogur/secmeler

refet

minyonların sevgilisi