Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Bir Fethullah Gülen filmi… Bu yaz… Sinemalarda…

Birkaç gündür gündem malum, Taraf Gazetesi'nde yayınlanan, Genelkurmay Başkanlığı Haraket Dairesi Üçüncü Bilgi Destek Şube Müdürlüğü (Yani düşün kaç tane var bu birimden) tarafından hazırlandığı ve Ergenekon'dan tutuklu bir albayın evinden çıktığı iddia edilen "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" isimli bir belge. Bazı yerlerde de "AKP ve Fethullah Gülen'i bitirme planı" olarak geçiyor. Doğru mudur yanlış mıdır, böyle bir evrak sahiden var mıdır bilemeyiz elbette. Bilmemiz de mümkün değil. İşbu sebeble kesin hükümlerden ziyade bu konu ile ilgili hissettiklerimi ifade etmek durumundayım. Öncelikle söz konusu belgenin bilgisayarından çıktığı idda edilen albayın avukatı, arama sırasında olay yerinde avukat bulunmadığını, kanıtların hukuken geçersiz olduğunu ve evrağın sahte olduğunu iddia etti. Ardından Genelkurmay kendi içerisinde yaptığı soruşturmada böyle bir evrağın olmadığını, karargah tarafından böyle bir araştırma yapılmadığını belirtti. Emir-komuta zinciri dışında bir araştırma yapılmış olup olmayacağı sorusunu da "hakaret kabul ederim" diye cevapladı. Burası malumunuz elbette, öyle bir evrak olsa bile "Ya evet vardı aslında, ama valla kötü bir niyetimiz yoktu" demeyeceklerdir.

İğrenç yayıncılık için tıklayınız…

Hurriyet.com.tr’nin günümüz haber alma telaşının neresine düştüğü hepimizin malumu. Türkiye’nin nerden baksan, en çok ziyaret edilen 5-10 sitesinden birisi. Amacı haber vermek. Hürriyet gibi köklü ve Türk basınında hayati öneme sahip bir gazetenin resmi web sayfası olması, kalite ve yayıncılık beklentilerini epey yukarıya çıkarmakta elbette. Lakin gazete olan Hürriyet’in durumu ortadayken, yani imam osurmakta bu bakar ısrarcıyken, web sayfasının rezillik deryasında attığı kulaçların hesabını tutabilmek gittikçe zorlaşıyor. “Seksi fotoğrafları için tıklayınız” yayıncılığının mihenk taşı olan bu sitenin bugün imza attığı rezilliği ise kelimeler tarif etmekte oldukça yetersiz kalıyor.

Teşekkürler Kemal Kılıçdaroğlu!

Seçim sonuçları malumunuz. Uzun uzadıya epey öncesini, biraz öncesini, tam ortasını ve sonrasını konuştuk, konuşuyoruz, konuşacağız. İstatistik, matematik, televizyon kanallarının cafcaflı görselleri, gazetelerin çarşaf çarşaf manzumeleri seçimin galibinin AKP olduğunu söylüyor. Lakin hepimizin farkında olduğu başka bir kazananı var seçimin: O da Kemal Kılıçdaroğlu. Meclis koridorlarında birbirini ardına patlattığı yolsuzluk dosyaları ile tanıdığımız bu memur, hadi bilemedin bürokrat görünümlü adam iktidarın yolsuzluk performansını çamur atlarla, izi kalsınlarla değil bildiğin belgeli melgeli gözler önüne serdiğinde açık arama mekanizmaları devreye girmişti elbette. Atv/Sabah, Kanal 7, Zaman, Star Gazetesi, yani kısacası tüm yandaş medya ile ilerleyen bu çabalar Kılıçdaroğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olmasıyla da epey hız kazandı.

Seçim Kronometresi

15.10 - Oy vermek için sıraya girilir. Daha önceki seçimlerden farklı olarak bu sefer kuyruk vardır. Yaşlı çoluk çocuk bebek oy vermek için kuyrukta beklemektedir. Tabi ki oyu çocuklar bebekler vermeyecektir ama garip bir şekilde onların sayısı daha fazladır. 16.10 - Yaklaşık 1 saatlik bekleyişten sonra bir seçimde ilk defa gönül rahatlığıyla, inanarak oy vermenin dayanılmaz hafifliği vardır. Eve doğru yola çıkılır. 17.00 - Oy verme işlemi sona ermiştir. Seçim sonuçlarını izlemek için TV karşısına geçilir. 18.00 - Alt yazılar geçmeye başlar YSK’nın yasakları kaldırması an meselesi… 18.15 - Alt yazılar devam eder: YSK’nın yasakları kaldırması an meselesi… 18.30 - YSK’nın yasakları kaldırması an meselesi… 18.55 - YSK’nın yasakları kaldırması an meselesi… 19.00 - Yasaklar her an kalkabilir sonuçlar birazdan. Sürprizler, sürpizler, sürprizler… 19.10 - Yasaklar kalkar. İlk sonuçlar gelmeye başlar.

Neler oluyor hayatta? #1

Sabahın 8'nde geliyorum işyerine. Olağandışı durumlar haricinde 9:30'a kadar herhangi bir iş yapmıyorum. Bol bol kahve, bol bol gazete filan. Bir de, zaman zaman birim içinde basında çıkan ekonomi haberlerini derleme ihalesi üzerime kalıyor. Benzeri bir derlemeden Fasulyeden için her gün yapmak lazım aslında. Bir nevi kısa kısa gündem takibi. Başlayalım: Yaşanan global krizin ülkemizi teğet geçtiğini iddia eden, devletin resmi rakamları üzerinden muhalefet yapanları, koskoca iktisat profesörlerini felaket tellallığı yapmakla suçlayan Tayyip Erdoğan, Elbistan’da halka "Milletin sırtından doyan doyana, Bunu gören yürek nasıl dayana, Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana!" şiiriyle seslendi.

Haydi sor, sor!

Bazen herşey kontrolün altında sanıyorsun, kontrolde derken, kişisel olarak değil kastettiğim; haberdar olduğunu, gündemi takip ettiğini, her yaşananı bildiğini, doğru yorumladığını filan. Hani sıklıkla öyle bir halete büründüğüm oluyor, "sor bana Ergenekon'u, Türkiye'yi, sor bana Obama'yı, Dünya'yı, sor komplo teorilerimi, sor Black Smoke'un ne olduğunu, hey dostum sor hadi, 4, 8, 15, hadi sorsana, 16, 23, 42 sor ulan!" diye gerzekçe dolanıyorum etrafta. Ama boş hepsi işte, çok gezen de, çok okuyan da bir nebze biliyor ama, çok konuşan bilmiyor. En fazla Bülent Uygun kadar. Ötesi değil...

Ergenek10 ve TRT2

Ergenekon'un şu meşhur 10. dalgasından, yeraltından çıkan silahlardan, Tuncay Güney isimli maskara ajanın kasetlerinden dolayı pek dillendirilmeyen bir soru var. Malum 10. dalganın sabahında TRT2 isimli haber-kültür kanalımız Yargıtay Onursal başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun gözaltına alındığını duyurdu. Haber üzerine Kanadoğlu'nun evine bir medya ordusu akın etti. Ama ortada bir gariplik vardı, zira herhangi bir gözaltı durumu söz konusu değildi. Ancak birkaç saat geçmeden polis gelerek Kanadoğlu'nun evinde arama yapmaya başladı. Yani TRT2 isimli devlet kanalımız, habercilik çıtasını öylesine yukarıya çekmişti ki, bırakınız atlama haberi, henüz olmamış haberi bile vermeye başladılar, gurur duyduk.

FasulyedenKom 2008 özeti (çok sıkıcı oldu lan)

2008’i de devirdik, sıra 2009’da. Ben tüyoyu vereyim şimdiden. Ne uzayacağız, ne de kısalacağız. Bol bol savaşıp, bol bol dayak yiyeceğiz. Arada küçük zaferler belki kazanacağız ama, sıklıkla kaybedeceğiz. Sonra 2010 için umutlanacağız. Bu böyle sürüp gidecek. Adet yerini bulsun kavlinden herkese iyi seneler dileyelim yine de. Herkese sağlık, sıhhat, huzur, gurur, para, pul nasip etsin yaradan. Seneye görüşürüz. Bik bik bik... Tam da bu zamanlarda tüm televizyonların, gazetelerin kendisine görev biçtiği ibiş bir format vardır. 2008’de neler oldu, işte ne bileyim Rusya Gürcistan’a girdi; Başbakan şunu şunu yaptı, Yaprak Dökümü yine zirvedeydi, Galatasaray şampiyon oldu, Milli Takım Avrupa’yı salladı... Su yolunu bulsun, akacak kan damarda durmasın diyerekten FasulyedenKom için de bir 2008 almanağı hazırlamak elzem oldu. Başlayalım.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?