“Turn the Page”

Doğduğumuz gün hepimize birer rehber versinler. Gelecekte alacağımız kararların, hayatımızı hangi kavşağın neresinden ne tarafa götüreceğini uzun uzun anlatsın. Risk sevmemek, yaşla gelen bir şeymiş. Trafikte şerit değiştirmek bile akabinde ölümcül riskler doğurabiliyormuş. Yediğin tavuklar bile hormonluymuş zaten. Dünyada sanki hiçbir hamlenin riski yokmuş gibi yaşıyorken, daha küçücükken bile; 3.Dünya ülkesi olmayan herhangi bir yerde dünyanın en risksiz eylemi olan ekmek almaya giderken kafandan vurulup, aylarca komada yatıp sonra ölebiliyormuşsun hatta. Hiçbir yer güvenli değilmiş. Bu durum, güven arayışının anlamsızlaşması sonucunu yaratması gerekiyorken; aksine seni  daha bi risksiz ve güvenli varsayılan yollara itme anlamsızlığı yaratıyormuş. Ne dedim lan ben? Daha Fazlasını Oku

Hafıza-ı Beşer

“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” derler. Su katılmamış hakikatlerden birisi. Lakin, bu nisyan hali sadece aptallıkla, dalgınlıkla alakalı değil gibi. Bu şekilde izah etmek kolaycılık olur. Ya da bilemiyorum, ben aptallığımı gizlemek için çaba harcıyorum sanki. Nasıl demeli, sanki aklımızda yer etmesi için herhangi bir sebep olmayan bir yığın detay için protein harcamaktan kaynaklanıyor bu durum. Ya da tamam kabul, lafı uzatmadan aptallık da diyebiliriz bu hafıza sorunlarına. Mevzu o da değil aslında. Evet unutkanım, çok şeyleri unuttum, çok şeyleri hiç hatırlamadım bile. Ama bu lanet bok kafa hatırlaması gereken binlerce şeyi hatırlamazken, 25 yıllık ömrümün en gereksiz detaylarını çok net hatırlıyor. Bahsettiğim hatırlamak da değil aslında. Evet, birçok kez ömrümüzün herhangi bir sahnesini, ya da çoğu sahnesini hatırlarız. Ama kastettiğim hatırlamaktan da ötesi, o anı her ayrıntısı ile duygusu ve hatta kokusuyla bile hatırlamak. Şöyle ki; Daha Fazlasını Oku