Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Korkun!

Allah'tan da korkmazsınız ya, allah gibi korkun Tekel İşçileri'nden... Korkun kurduğunuz bu rant, bu talan, bu peşkeş iktidarına zeval gelecek diye... Korkun hakkını çaldıklarınız, bir gün Tekel İşçileri gibi karşınıza…

Kölelik yasallaşıyor!

Osmanlı İmparatorluğu’nda 1800’lerin ikinci yarısında batılılaşma reformları çerçevesinde kölelikle ilgili bazı hükümler ortaya çıkmıştı. Gerçi, çok ciddi ve köklü bir toplumsal alışkanlık olmasından dolayı, yeterince etkili olmasa da, zaten kölelerine –nispeten- kötü davranmayan ender milletlerden birisiydi Osmanlı. Genç Türkiye Cumhuriyeti ise, 1925’te, henüz 2 yaşındayken köleliği yasaklamıştı. Yeni hükümetin yeni bir devlet kurma, çöken bir toplumu ayağa kaldırabilmek adına genelde sert bir tavrı olmasından dolayı bazı taşra bölgeleri ve feodal yapıda ısrarcı olunan doğu bölgeleri hariç kölelik Anadolu topraklarında artık görülmemekteydi.

Her şey dahil sendikacılık

Türk sendikacılığı ile ilgili olarak çok sık tekrarlanan, artık bir klişe halini almış, toplumun ortak kanaati gereği ortaya çıkan bir tespit vardır. “Ulan sizi oraya koyan işçiler 3 kuruş için canını dişine taksın, siz onlardan kestiğiniz paralarla Mercedes’e binin, şerefsizler” Yine geçenlerde Hak-İş Başkanı’na 340 bin TL’lik Mercedes alınması durumu vardı ki, hani nasıl bir midesizliktir bu adamlardaki, nasıl bir yüzsüzlüktür aklım almıyor. Nasıl bakıyorsunuz o işçilerinizin yüzüne be abicim? Neyse, bahsedeceğim konu makam arabaları filan değil, zira bu konuda kelam etmeye bile gerek yoktur zannımca. Makam arabaları olayını kanıksadığımız için daha trajikomik bir detaya göz atalım.

İşçiler 31 Yıl Sonra Taksim’de…

1977'de Taksim Meydanı'nda hayatını kaybedenlerin, katledilenlerin anısına saygıda bulunmak için DİSK ve KESK makul sayıda katılımcı ile Taksim Meydanı'nda... İşte Taksim, işte 1 Mayıs! "Taksim hakkımız, bir gün alırız" diyen,…

1 Mayıs Çevik Kuvvet Bayramı

Dünya’nın dört bir yanında İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs, güzel ülkemde Çevik Kuvvet Egemenlik ve Dayak Bayramı olarak kutlanır yıllar yılı. Orda bok varmış gibi Taksim’i kapatırlar işçilere. Girmek isteyeni, istemeyeni, slogan atanı, atmayanı, yaşlı dedeyi, küçücük çocuğu, turisti, yerliyi, öğrenciyi, işciyi, aman diyeni, diyemeyeni hepsini sırayla döverler. Lokanta’da yemek yersin, yanına dayak servis ederler; hastanede tüpten oksijen yersin, portakal aromalı biber gazını da katık ederler. Kısacası kafalarında kaskları, ellerinde yangın tüpüne doldurulmuş biber gazları, copları ile bayramlarını büyük bir coşkuyla kutlar çevik ve kuvvetli abilerimiz.

1 Mayıs restleşmesi

1 Mayıs 1977 yılında yapılan, yüzbinlerce emekçinin katıldığı Taksim Mitingi'nden bu yana tamı tamına 31 yıl geçti. Katledilen masum insanların daha faiilleri bulunmamışken ülke demokrasisi olarak 31 yıldır bir arpa boyu ilerleyemediğimizi 1 Mayıs 2008'de bir kez daha gördük. Aslında olan bütün olaylar iktidarın demokrasi ve özgürlük anlayışının birebir yansımasıydı. Aylardır demokrasi nidaları ile yeri göğü inleten iktidar partisi bir kez daha bir krizi yönetemeyerek bu krizden de kaos yaratarak ayrıldı. Tam olarak diyebiliriz ki kaos yaratmaları bir sonuç değil, olayın başlangıcı olmuştu. Birkaç gün önce başbakan “ayakların başı yönettiği nerede görülmüş” diyerek fitili ateşlemişti. Bugün Taksim Meydanı tamamen bir abluka altındaydı. Çevreyi çok iyi bildiğim için gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bugün Taksim'e çıkmanın mümkünatı yoktu. Zaten ilerleyen saatlerde bir gazetecinin söylemi ablukayı özetler nitelikteydi: “Eğer bizans İstanbul'u böyle savunsaydı Osmanlı İstanbul'u kesinlikle fethedemezdi, ayrıca emniyet müdürü Taksim'e girdiği gibi Osmanlı da Viyana'ya gitseydi orayı da fethederdi.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?